27 Nisan 2018 Cuma   Saat: 11:35:06
Hakkimizda | Klan Basvuru | Sifremi unuttum  
act of cursing
       
    ATEŞ GEÇİTLERİ (PİTİSKO)
FRATIOUS
Kayıt : 10.10.2006
Mesaj : 1190

Level 8

19.03.2008 18:37:34    

1. bölüm
İlk Karşılaşma

Azeroth, kayıp dünya ,hordlar ve allianceların yaşadıgı kadim yaşam topragi
Bu topraklar cok büyük savaşlar gördü ,acılar cekti , kül taşıyan kuzey rüzgarlarını soluyan ölümlüler hergün savaş korkusuyla yetişti ve öc duygusuyla bilendi .
Bir kasım gecesi dogunun güneşi stormwind da kralın sofrasında hoş muabbeti ve şen kahkahaları süsleyen şöminedeki alev alev yanan ateş birden söndü ve iceri aniden kralın kapıkulu askeri soluk solugaydı
-kralım ,-kralım gelmelisiniz cabuk olun .
Kral Tiberias , Elandorun Çekici savaşcı paladin cesur kral babası kral Tilandis Büyük eastern savaşında Kel’thuzad ve iblislerini Naxxsaramas zindanlarına hapsetmiş ve bu büyük zorlu savaştan dönerken burning steplerinde troller tarafından tenhada kıstırılıp öldürüldü . Bu olaydan sonra Tiberias tahta gecti ve insan krallıgının topraklarını güneyde booty bay şehrin kadar genişletti trolleri zul’grub ormanlarına hapsetti .
Tiberias masadan kalktı dwarft elcileri ve gnome iş adamlarının yanında bir dağ gibi heybetliydi ve kapıya doğru uzun pelerini ile ağır ağır askerin yanına gitti.
O sessiz ve derin sesiyle ;
-Ne var noluyor asker
-efendim ,kapıda bir bi bi bir blood elf var
Kralın gözü bir an şömine atşine ilişti ,asker kralın icinde beliren huzursuzlugu hissetmiş ve kafasini öne eğip önnden cekildi .
- Bana biraz müsaade edermisiniz dostlarım hemen döneceğim .
tiberias sarayın merdivenlerinden inmeden önceşehrine söyle bir baktı .
ak ışıgın şehri yakamoz pırıltısı sokakları sessiz ve tedirgin bir uykuya dalmıştı . Karanlık bir kuyuya düşmüş gibi simsiyah kesilen şehrin diğer ucunda tek bir ateş pırıltısı hemen dikkati cekiyordu ...
Kral,paladin muhafızlarıyla beraber sık sık sönen bir meşale eşliğinde stormcatcher köprüsü üzerinde geldiğinde yaverine birşeyler fısıldadı ;yaver bir fırtına gibi koştu ve 2 dakika sonra yanında uzun pelerinli yüzünü pelerinin şapkasının gölgesiyle saklayan bir adam geldi bu bir dranei idi .Exodar yönetimi alliance müttefiklerine hem koruyucu hemde elçi olarak kahin dranei muhafızlarından göndermişti . Dranei uzun ve bembeyaz yüzlü paladin kralın yanında cok kabasaba kalmış ve toynaklarının taş köprüde cıkardıgı sesle oldukca garipsenmişti zira sadece kral görüşmek istediği zaman odasından cıkıyordu o yüzden insanlar onu gördüklerinde biraz ürküyorlardı .
Şimdi kral daha emin bir şekilde kapıya doğru ilerledi .
-acın .Acın stormguard kapılarını
Görkemli ve eski kapılar yanlara doğru 5 er asker tarafından itilerek acıldı .
o anda meşale söndü tekrar yakmak istedilersede başaramadılar.
Pelerininin altından exoqium kristali cıkaran dranei kralın yoluna ışık tuttu .
gözlerini 50m ilerdeki blood elfden hic ayırmyan krala sankı kristali görünce üstündeki teninden cıkan ateş hüzmesi zayıflamış gibi geldi .
Blood elf,kırmızı pelerini ve ateşten yaratılmış kuşundan indi .Kraldan daha uzun ve cevik bir görüntüsü vardı . 2 tarafta birbirlerine yaklaştılar snra blood elf bir adım daha atarak krala selam verdi . bunu yaptıktan sonra ayaga kalktı ve yüzünü actı . O anda kalın askerlerinin icinde bir korku ateşi belirdi . Gözleri ragnarosun ateşinden parlak ve kırmızı ,sacları bir nehir gibi uzun ve düz ve güneşin parcalarından oluşan teller gibi ışıl ışıl ve sarıydı.
Dranei bir adım öne cıktı pelerinin altından kılıcının parıltısı nerdeyse blood elften daha göz alıcıydı .
Kral yan gözlerle dranei ye baktı ve sonra dönerek
-Konuş . dedi blood elfe
birden blood elfin üstündeki ateş söndü ve şehirdeki tüm ateşler tekrar yandı
hatta asker elinde sönük meşaleyi ayagının dibine bırakmışlken birden alev almasıyla kısa süreli bir telaş yaşandı .
blood elf gözlerini doğruca krala dikti ve ;
-ateşin efendisi kuzeyin yıldızı Anasterian adına burdayım .
Sesi cok alcaktan gelmesine rağmen insancıkların icine kadar her harfi işleniyordu . ateşin büyüsüne tapan bloodelfler bu büyücülük sanatlarla düşmanlarının yüreğine koeku salmaktadırlar.
-Kralım sizden şehri teslim etmenizi istiyor ,eğer kabul etmezseniz sunwell’in ışıgı tüm azerothu yakacak . dedi ve sustu
Kral o mağrur ve soluk yüzüyle bloodelfin yüzüne kayıtsızca bir süre baktı ve şöyle dedi
-Lich kral Arthas’in iblisi kel’thuzad’in elinden sizi kurtardığımız zamanı ne cabuk unuttunuz . Nankör kralın şehri almak icin kaplarımıza geldiğinde göreceği son şey yanmış bir duvar kapısı değil ateşten yürekleriyle, onun bogaznı kesmek isteyen savaşcılarımız olucaktır. Kralına iyi hazırlanmasını söyle .
-son sözünüz bu mu ?
-son sözüm kralının boynunda bitecektir . Şimdi nerden geldiysen oraya git iblis.
Dranei artık elindeki kılıcı cıkarmış ve heran bloodelfe saldıracak gibi beklemektedir. blood elf kralın konuşmasını dinledikten sonra dranei ye alaycı bir bakış atar ve anka kuşuna atlayıp gökyüzünde bir kuyruklu yıldız gibi gidip gözden kaybolur.

2. bölüm
Gizli planlar
Kral hemen davetlilerin oldugu salona geri döndü
-dostlarım az önce blood elf elcisi benden şehri teslim etmemi istedi .
bu sözleri duyan cüce efendiler birbirlerine bir süre baktılar .
-blood elf ler tek başlarına durup dururken böyle bir karar almış olamazlar zira ironforge topraklarını gecip stormwind a geldiklerinde daha da gücleri azalacaktır.
-tabi gecebilirlerse. dedi dwarft elci
Kral bir süre şöminede yanan ateşi kayıtsızca izledi . Sanki gölgesi eskiye nazaran biraz daha zayiftı .Yaşı genc olmasına rağmen savaşların verdiği bir yorgunluk ve kayıtsızlık vardı suratında o gençligi sanki suratından cekiliş gibiydi. Tabi bunda grubashi kralı troll silitastusun yaptıgı lanetinde etkisi var tabi. Kral daha sonra masadkilere dönerek
-dostlarım krallarınıza haber veriniz derhal görüşek istiyorum. dedi ve hızla eski kadim krallar odası Ashbringer forge a gecti.
Bu oda sadece krallar tarafından kullanılır eski kadim kralların kendi kalemlerinden dökülen anıları burada bizzar krallar tarafından korunurdu .
Ztn gününün büyük bölümü bu odada gecen kral pencereden iceri sızan ince ay ışıgının yannına dogur gitti. Yıldızlar cok parlaktı sanki alev alev yanıyorlardı sanki bikac tanesinin bir an icin hareket ettiğini sandı zira blood elfler şehri uzakan izliyor olabilirlerdi. Ama şehre havadan saldırı imkansızdı cünki azeroth toprakları dalaran büyücülük konseyi tarafından hava saldırıları na kapatılmıştır. Kapıya 2 defa vuruldu . Kral gelenin dranei oldugunu anlamıştı.Kapının önüne cıktı ve takip istemesini istedi kralın savaş dairesine gectiler .
-Lordum , Velen ölümsüz kral son gelişen olaylardan haberdar istediğiniz zaman sizinle görüşmeye hazır.
kral teşekkür etti . Şimdi cüce krallardan gelecek haberi bekliyordu ve aklında bir tek soru vardı blood elfleri kim kışkırtmıştı? .

(2 yıl önce)
-Rhrr hrrr artık kalimdor topraklarında yaşam alanlarımız kücüldü easterne nezaman bir köy kurmaya calışsak o lanet olası insanlar tarafından engelleniyoruz . mevcut köylerimiz yeterli değil sadece lojistik destek saglıcak kadar büyükler . Ordularımızı ve hayatımızı buralarda sürdürmemiz imkansız. arathi highlands daki ve ve hinterlandsdaki karakollarımıza insanlar sık sık baskın yapıyorlar. Troller artık eski gücünüze kavuşmanız şart burda nereye kadar bizimlke yaşayacaksınız.
dedi Orc kralı Thral.
troller bundan 10.000 yıl once kuzeydekı kayıp kıtada cok guclu bir krallık kurmuslar fakat blood elfler tarafınan yok edilmişlerdir güneyde Grubashi krallıgıda insanlar tarafından yok edilip zul gruba hapsedilmişdir.
Trolller suskundur. Taurenlerden druid komutanı manthis öne cıkar . Manthis yaklasık 2.5 m boylarında siyah postu ve tipik tauren fiziği ile oldukca heybetli bir yarratık.
-hmm hmm trollerin kendilerini toparlamalarına eski tpraklarını geri almalına insanlar asla izin vermez o şeytan kral, arthasla iş birliği icinde herşeyden haberi var. Troll büyücülerinin serbest kalmasını sağlayamazsak sonumuz yakın . zira draneilerin ve elflerin gözleri hep burda kuzeyden gelen sızmaları önlemek icin ashenvalenın guney kısmına lanet totemlerini diktik . Kardeşim darksars tek tek kontrol ediyor tüm noktaları .
-Ozaman easternde gecip kadim troll büyücülerini kurtarıp eski kuvvetimize kavuşmamız şart draneiler eskiden kalma bir öc duygusuyla durmadan bizi taciz ediyorlar . dedi thral.
-tek caremiz blood elflerle işbirliği .
-Olmaz . bunu kabul edemem onlar yüzünden kuzeydeki varlıgımız son bulmadımı ölürümde onların yardımını istemem.
-hrrr ozaman defolun topraklarımızdan pis troller sizi sırtımızda taşımaktan bktık gücümüzü azaltıyorsunuz. belki siz olmasanız dha kolay koruyacagız topraklarımızı. hem bakalım bize yardımı kabul edicekler mi ?
-onlara stormwindi teklif ederiz .dedi tauren
-hrrr evet hayallerindeki topraklar ,asla göz ardı edemezler bu teklifi derhal blood elflerle irtibata gecilsin.
emrini verdi cesur orc kralı thral.
(2. bölümün sonu )


3. bölüm
Vaad edilmiş topraklar
Fakat ne taruenlerin ne orcların blood elflerde bir elcileri yada elflerın onlarda bir elçisi vardı. bu kücük bir sorun yaşamalarına neden olduysada
daha sonra taurenlerın genc savaşcılarından menethil master Silverhornun bir blood elfle arkadaş oldugu öğrenildi . Genc savaşcı gercekten yaşı genc olmasına ragmen azeroth topraklarını tek başına bir ucundan bir ucuna dolaşmış ve kuzey easternde insanların kel thuzadı naxxa hapsettiği savaşa bile insanların yanında katılmıştır . aslına o savaşta insanlar tek değillerde iclerinde orclar taurenler ve blood elflerde vardı. bu savaş sonucu kel’Thuzadın cantasından menethili almayı başaran tauren aynı savaşda bir blood elf paladini olan Karin ile karşılaşmıştır.
Hemen silverdan yola koyulması istenir .silverhornun yanına orcların en vahşi savaşcısı kutsal kalkan Opista verilir .
Opista orcların en büyük savaşlarına katılmış en vahşi iblis krallara karsı ordusunun en önünde bulunmuş ve o parcalanmaz zırhı ile düşmanın vuruslarını o göğuslemişitir opista ilk iblis kanı icen orclardan biridir ve yılların verdiği yada vermesi gereken yorgunluk hic bir şekilde fiziksel goruntusene yansımamıs orta boylarda bir orcun olucagı kadar zeki ve tam ters oranda güclüdür büyülü kalkanı sayesinde büyücülerin büyülerü kendisine işlememktedir. En büyük düşmanı insan kral tiberiasdır. Opista tiberiası yıkmak icin elindne ne gerekiyosa yapıcak bir orc. Tauren bu yaşayan efsaneyi karşısında gorunce biraz mahcup olmus bir bakışla hoş geldiniz dedi.
Opista direk gözlerini taurene dikti ve
-başını öne eyme genc tauren sen ki ünü şimdiden tüm azerotha yayılmıs ileride cok büyük bir savaşcı olucaksın.
Orcun sözleri karşısında kendine güven kazanan silverhorn yanına büyük kardesı tauren avcısı avelorneyide cagırarak yola koyuldular . Hunter yolda onları bekleyebilecek tehlikeleri önceden sezebilen yeteneklere sahip yetenekli bir tauren. Elinde yine silverhornun ona kelthuzaddan getirdiği nerubian tatar yayı var ve nagard ormanlarında egitimli hayvanıyla beraber bi giant cetesi tarafından pusuya düşürüldüğünde hepsini tek başına altederek ellerinden aldıgı kuzeyin ışıgı baltası ile görenlere korku salan biridir.
Bu 3 svaşcı oggrımardan zeplinle binerek ugurlandılar kral thral opistayı yolculuk oncesi odasına cagırıp eline bir parsömen vermiştir. bu parşömenin önemi daha sonra belli olucak. zeplinler azerothda oggrimar undercity ve strangheletorn vale ücgenınde sefr yapmaktadır. Kuzeyde silvermoonun hemen altındakı topraklar;ölü topraklar simsiyah bir gökyüzü ölü kokusu her yanı sarmıs ormanlarındakı hayvanlar bile iblislere karısmıs lanetli topraklar .
Undeadler ,Arthasın ordusu olarka kurulmus bir tür ama yıllar sonra bir grup ölümsüz arthasdan ayrılarak bu topraklarda kendilerine yer buldular yerin altındaki şehirleri ile topraklarına giren düşmanlarına korku saldılar . Arthasdan ayrılarak gelenler horde larla temasa gecti ve kendilerinin müttefik oldugunu söylediler ama hala horde lar ölümsüzlere güvenmez. ölümsüzler samimiyetlerini göstermek icin undercity önüne bir zeplin duragı kurdular kuş bineklerinin hava koridorlarını horde yollarına actılar.
bu 3 savaşcı undercity topraklarına indiği anda pis ölümün kokusu hepsini sardı ama genc tauren dısında etkilenen olmadı. avcı bir ceetah hızıyla önden koşarak gitti . tauren ile orc temkinli bir şekilde yavaş yavaş yürümeye başladılar. birden bire bik kol yanlarındaki calılıklardan cıkıp bunları iceri cekti opsita aynı ceviklikte kılıcını cekti ama tanındaki taurenı tanımaması imkansızdı .
-sessiz olun . ilerde bir büyücü var . Beni burda bekleyin dedi avcı ama ileride hic birşey görünmüyordu en azından diğer 2 si hicbirşey görmüyordu.
Silverhorn gencliğinin verdiği heyecan ile fırladı opista hemen geri cekme istediysde artık cok gecti bir gölge büyüsü isabet alan silverhorn kendinden gecti . Ölümsüz büyücü tam 2. büyüsünü atıcakken bir yay sesi ve tiz bir ok sesi le büyücü yere yıgıldı ayaga kalkmaya calışırken avcının hayvanı üzerine cullandı
-öldürme. dedi avcı timsaha
opista ,baygınlık geciren silverhornu ayıltmaya clısırken avelorne büyücüyü ellerinden bagladı ve yanına alarak 2linin yanına geldi .
-sesini cıkarırsan kelleni koparırım .diye cıkıştı büyücüye avcı .
-ahh noldu bana topuzum nerde onu ödürücem onu öldürücem .
-Kes sesini dikkat cekmemeliyiz onuda yanımıza alıcaz garanti olarak işimiz bitince istediğini yapabilirsin .
-hadi bakalım genc tauren kalk ayaga daha cok yolumuz var. dedi opista
ve dördü tekrar yola koyuldular. grup undead topraklarından cıktıklarında hava iyic kararmıştı .
-Şurada geceyi gecirelim dedi . Opista
-tam ben su büyücüyü baglıyayım .
(3. bölüm devam edicek )
_________________
anubis,andolia ve anukisin dediği gibi aşk bir coddur ic ic wowdur



3. Bölüm kısım 2.

O gece silverhorn büyünün verdiği agırlıkla hemen uyudu opista gece birkac saat nöbet tuttuktan sonra sırasını avelorneye verdi . Avcı zırhını tekrar taktından sonra timasıhını cagirdi ve yolun 50 m ilerisinde durmasını söyledi
onun gözlerinden etrafı görebilecekti ve gözünü hic kırpmayan ve sessizce onları izleyen ölümsüze döndü ve bıcagını cıkardı
-konuş şimdi neden bizi öldürmek istedin ?
büyücü simsiyah gözlerini taurene dikip bir süre baktı suratında sadece bazı bölgelerde et kalmıstı kafatası rahatca görülebiliyordu üstünde kırmızı bir şapka ve cüppe vardı .
-Benn trisfall priestii Razerrr . dedi ve devam etti
-heryer düsssmann tetikte olmalıyısss blood elfler güneşin lanetledikleriii onlarrr isliiyorr.
-Bizle ne alakası var onların siz değilmisiniz horde lara dostluk elini uzatan .
-Bilemedimm affedin efendii taurennn
-Bizi silvermoon yoluna götürürsen canını bağışlarım
-bunu istemeyin efendimm o lanetlilerin topraklarına götürmeyin benii .
büyücünün sesi bir yılanınkinden farksizdi ve insana hic güven vermeyen bir sesti .Tauren ormanlarda tek basına yaşayan bir avcı olarak sadık hayvanından başka kimseye güvenmiyecegini bilen biriydi ve Razer’in sesi bu öngörüsünü daha da kuvvetlendiriyordu.
-götürceksin yoksa kelleni alırım büyücü kabul mu?
-evet efendimiss kabul
-sana güvenmiyorum büyücü bilirsin avcıların her yerde göz vardır en ufak hatanı canınla ödersin şimdi biraz uyu . dedi ve iplerini cözdü büyücü sanki binlerce yıl yaşamıştı kimbilir belki de öyleydi .Kafasi vücudundan ayrılmayan hic bir undead ölmez ve sonsuza dek yaşayabilir. zayıf ve kısa boylu oldukca celimsiz görünen razer hemen uykuya daldi yada numara yapıyordu cünki bi ara avcı büyücünün elinde bir büyü topu görür gibi oldu sabaha kadar onu ve ormanı kolalyarak sabahı ettiler. Sabah en son silverhorn uyandı undeadi karşısında serbst görünce eline menethili aldı ve tam düşmanına savuracakken orc taureni al aşağı etti .
-Bırak öldürücem o pis cürümüş bedenini paramparca edicem poff pofff
-Sakin ol! silver herşey yolunda bize yardım edicek .
-Bize yardımmı edicek delirdin mi ? sen beni az kalsın öldürüyordu .
-biliyorum ama ona güvenmek zorundayız gizli gecidin nerede oldugunu bilmiyoruz.
-Bana güvenebilirsinisss bis ssaaadece topraklarımısı elflerden koruyorusss.
-Hrr sen undercity kurucu üyelerindenmisin ?
-evet efendimisss
-Nerden anladın . diye sordu silver
-göğsündeki armadan sadece kurucu üyelerde arthasa başkaldıran ilk undeadlerde var sadece bu arma öyle değilmi .
-evet ben undeadlerin büyücü başkanı Razer efendim . bu topraklarda benim yardımımla diğer tarafa kolayca ulaşabilirsinisss.
-tamam hava iyice aydınlandı.karnımızı doyurup yola koyulalım.
4 yolcu yemeklerini yedikten sonra yola koyuldular. Cok hızlı şekilde ilerleyen yolcular westerni cabuk gectiler eastern plug topraklarına vardıklarında bir günün daha sonuna geldiler. Uygun bir yer bulan 4 savaşcı burada kamp yapmaya karar verdiler. ates yanarken orc az once taurenın avladıgı geyiğin bir bacagını yemeye koyulmustu ve agzındaki ymekle beraber konusarak razera neden elflerden topraklarını korudugunu sordu
-Cünki bizi hala düşman olarka görüyorlar belki sissde bise tam olarak güvenmiyorsunuss ama onlar arthasın ülkelerini tamamen yıkmalarından sonra bise dost olmaları bi hayli güc ve bırakın şüpheyle yaklaştıklarını bizim topraklarımısı istila etmeyi bile planlıyorlar kendileriyle defalarca görüşme talebinde bulunduysak da bisimle konusmaktan kacindilar. Peki ya siz neden onlarla konuşmak istiyrsunuz?
kısa bir sessizlikten sonra opista durumu undeade anlattı ve büyücüye savaşta yanlarında yer almalarını söyledi . Razer dalaran büyücülerinden biriydi ve bu savaşta kendi ordusuyla horde kuvvetlerine büyük destek saglayablirdi .
-peki ozaman eğer beni kabul ederlerse onlarla konuşucam ve sizin yanınızda undead kuvvetleri olarak yer alıcaz bu büyük savaşınızda.
avelorne osta kuşuyla beraber 4 kişi arasında imzalanan bir antlaşmayı orgrimara yolladı . Thral ve diğer krallar kendilerinden habersizce yapılan b u anlaşmayı bu yönden yadırgadılarsa da undeadlerin gücünü arkalarına almaları güvenlerini yerine getirmişti. günün ilk ışıklarıyla yola koyulan yolcular kuzey eastern plug topraklarına yaklaştıkca yerin altından gelen sesleri daha iyi işitmeye başladılar bunlar Arthasın mahlukları lich undeadlerdi.
Opista daha hızlı hareket etmelerini söyledi . bir vadiye girdikleri anda
-durun bişeyler oluyor. dedi avelorne . Hepsi silahlarını cıakrdı ve vadinin tepelerine gözlerini diktiler . avcı birden yeriden fırladı ve koşarak uzaklaştı .
artık 3 kalmışlardı ve silverhorn topuzunu undeadin kafasını parcalamada kullanabilir bir hali vardı. Bir an tüm orman sessizliğe büründü ve arkasından kulakları tırmalayan bir cığlık duyuldu ve tepelerden aşagı undeadler inmeye başladı silverhorn hic duraksamadan kendini sağ taraftan inen yaratıkalrın icine attı . Opista kalkanını cıkardı ve razera kendilerini korumasını söyledi
Dalaran büyücü asasını cıkaran razer bir yandan düşmanlarına karanlık sanatın en güclü büyülerinen gölge atsını yapıyor bir yandan da zor durumda kalan arkadaşlarının yaralarını kapatıyordu ve dogudaki tepede avelorne belirdi baltasından cıkan ışık bir güneş gibi doğmuş ve yaratıkların pis kanıyla beraber vdiye kırmızı ışık sacmaya başlamıştı .
(3. bölüm 2. kısım sonu)
_________________
anubis,andolia ve anukisin dediği gibi aşk bir coddur ic ic wowdur



Avelorne’nin timsahi da karsı tepeden belirmiş o da tek ısırıkda yaratıkları etkisiz hale getiriyordu . İblisler arkalarından gelen düşmanı görünce şaşırdılar ve birden bire saga sola kacısmaya başladılar . Silverhorn önünden gecen yaratıklara vurmaya calısıyor tutturduklarını etraftakı taşların üstüne fırlatıp öldürüyordu . Razer ilgisini şimdi timashin oldugu tepe yöneltmişti . Etraf şimdi daha sakindi sadece bikac yaratık kalmıştı.Razer birden opistanın olmadıgını farketti
-Orc efendi nerde onu göremiyorum ,Avelorne nerde o
-Bakıyorum bakıyorum işte orda hadi
...
Opista birkac yüzmetre ilerde kalkanını alıp kacan dev undead ile teke tek kalmıstı .yaratıgın karnından bagırsakları cıkmış ve agzından garip sıvılar sacııyordu .
-hrr kalkanımı geri ver yoksa o koca göbegini dilim dilim keserim pis şişko
-ögggrrrhhugg
Yaratık elindeki silahıyla opstaya hamle aralarında 10 m vardı Opista bir yıldırım gibi düşmanının üstüne dogru koştu ve kılıclarınyla tek bir hareket yaparak düşmanını oldugu yerde yere yıgdı .Karnındaki yarık artık kocaman olan iblisin tüm organları yeree sacıldı ,yerden kalkanını alan opista iblisin kafasını kalkanla ezerek arkadaslarının yanına dönüyorken yolda karşılaştılar.
-Hmm dostum menethilimi o koca göbegin üstünde deneme sansımı kacırdıgımı söyleme sakın
-ehheeh 4 yolcunun suratında bir gülümseme oluştu
-Hadi timsahım telikenin gecmedigini hissediyor biran önce gitmeliyiz.
-hey tauren neden bukadar gerginsin silvermoona yaklaştıgımızdan beri üstündeki durgunlugu ve negatif enerjiyi hissedebiliyorum neyin var?
-Yok bişey orc efendi hadi yola koyulmalıyız sadece görevimizin önemini biliyorum ve biran önce işimizi halletmek istiyorum.
Tauren hunter o gece verdikleri molada yemek sırasında ve yemekten sonrada kimseyle konuşmamış ve erkenden uyumuştu .
-hmm hayır hayırrr aahhhhh
-Ne oluyor tauren efendiii biss burdayıss sakin olunusss
-Hrr biraz konuşmak istermisin ?
-Hayır siz işinize bakın bir sorun yok sadece bir rüya .
Sabah oldu ve 4yolcu güneşin ilk ışıklarında yola koyuldular
-evet silver daha nekadar var yolumuz var .
-az kaldı kuzey daglarına ulaştıgımızda
yolcular at sırtında gecirdikleri bir kac saat sonra dagın yamaclarına ulaştılar.
silverhorn binekten indi ve cantasından bir parca toz ve bic şişe icinde kendiliğinden yanan bir ateş parcasını cıkardı .
-Geri cekilin . tozu yerde bir halka cızıcek şekilde serpti ve cam şişenin kapagını acarak icindeki ateşi tozun üzrine bıraktı. halka birden cok kuvvetli bir ateş halkası haline geldi . Daha ince görmedikleri kadar parlak yanaın ateş
bir süre sonra zayıfladı ve yyolcular elfce sözler duymaya başladılar
-Elune mi aenos , veasolone ien Silverhornn
kulaklarda duyulan ses de denilen şu: elune’nin ateşi ,hoşgeldiniz silverhorn
ateş tekrar yükseldi ve bir patlama olur gibi etrafa sacıldı halkanın icinde şimdi bir elf dişisi vardı .
-Hoş geldiniz misafirler ve Silverhorn
Konuşan Karin’di. mavi gözlü kumral bir elf kızı .
-Sizi selamla karşılıyoruz efendiler blood elf kapıları sizin icin acılıcak
-Teşekkür ederiz . Karin
-yalnız undead efendi iceri giremez.
-O da bizden kadim antlaşmaya imza atanlardan kendisi dünyanın bu büyük savaşında onlarda bizim yanımızda olucaklar
-Undeadler Arthasın köleleridir kadim elf tarihinde karasayfaların sahipleri kendileridir
-Karin. bana güven bizde sizin gibi önyargıyla yaklaşıyorduk aynı sebeplerden
trollerde size aynı sebeple önyargılı ama onlar bile sizinle aynı masaya oturmayı kabul ettiler
-Misafirperverliğimizi suistimal ediyor olsanızda silverhorn sizin hatrınıza arkadaşlarınızı iceri alacagım fakat büyücü asasını elf muhafızlara teslim etmeli
-Assamm elflerin hissmetinde elff prensesiii

Karin dagın duvarlarına büyülü elf sözlerini fısıldar ve bir ateş hüzmesinden sonra kapını cizgileri beliriverir .Kapılar 2 yana dogru yavaşca acılır.
-Buyurun Silvermoon topraklarına hoşgeldiniz.

(3.bölümün sonu)
_________________
anubis,andolia ve anukisin dediği gibi aşk bir coddur ic ic wowdur



4.Bölüm 1.kısım a.
Blood elflerle karşılaşma

Kapılar acıldıgı anda kapıda beliren bir portaldan yolcular birer birer gectiler en sona kalan silverhorn ve Karin bir an birbirlerine bakarak öylece kaldılar .
Silverhornun, Karin’e söyleyecek okadar şeyi vardı ki aslında ama kendisi bir taurendi ve bu güzeller güzeli elf kızıyla arasında ne olabilir di ki?
Tauren daha sonra kendini o mavi deryanın icinden cekip aldı ve kücük bir tebessümle elfe önen buyurmasını istedi ve böylece herkes iceri girdi .
Portaldan iceri girildiği anda fark acıkca görülüyordu . arkada kalan topraklar karanlık sisli ve kül kokan yerler iken burasi güneşin hic batmadııgı yeşilin hic bukadar canlı bir tonunun başka bir yerde görülmediği bir yerdi cam ve ladin agaclarının kapladıgı kır ciceklerinin actıgı yemyşil bereketli toprakların ötesinde
bir kalenin burcu hayal meyal görünüyordu . Elf muhafızları birden hepsinin etrafını sardı . elf muhafızları kırmızı cüppeli ve kırmızı kalkanları bir ellerinde bir ellerindede mızraklarını yolcuların boazlarına tutmuş sakin bir tavırla sadece izliyorlardı.
-Hrr bu şeyleri bogazımızdan cekmezseniz kılıclarımın tadına bakacaksınız.
-bence bu iyi bir fikir değil orc efendi daha kılıcınızın sapını tuttugunuzda ateşimin sıcaklıgını yüzünüzde hissediverirsiniz.Şimdi sakin olun yolcular.
Karin kim bunlar ve neden bir undeadi topraklarımıza soktun.
-Onlar kadim antlaşmaya dayanarak geldiler bizden yardım istemektedirler kardeşim.
-Hmm bu konu burda konuşulacak bir mesele değil efendiler madem bu sebeple geldiniz ben Eyce büyücü muhafız. Silvermoon topraklarını ben korurum ve savaş halinde kadin elf büyücülerimize ben kumandanlık ederim . Sizi burdan sonra kardeşimden emanet alıp saraya götürmek benim vazifem .
Karin başını hafifce öne eydi ve dostlarına şans diledikten binegine atlayarak oradan uzaklaştı .
-Önce hepinizden silahlarınızı teslim etmenizi rica edeceğim dostlarım.
-hrr peki öyle olsun bakalım verin sliahlarınızı arkadaşlar nasılsa kötü düşünceli bir elfi altetmek icin silaha gerek yok .
Silahlarını teslim eden yolcular ,Eyce’nin başı cektiği yolda tek sırahalinde ve yanlarında muhafızlarla birlikte yola koyuldular. Acıkcasi yolcular hallerindne garip bir şekilde memnundular sanki girmiş oldukları topraklarda iclerine huzur veren bir büyü vardı aslında doga okadar güzeldi ki kuş sesleri ve yeşilin icinde nerdeyse mutluluktan gülüşeceklerdi .Avelorne şimdi daha da gergindi agzını bıcak acmıyor ve yere bakarak yürüyordu. Arkadaşları onun bu gerginliğinin arttıgını hissetselerde fazla önemsemediler.
-Pekiii bu yandaki topraklarrr neden bukaar kurak ve ölüü
-Orasi sizin Arthasla beraber topraklarımıza girip kalemize gelirlen izlediğiniz yol büyücü hatırlamadın mı?
-Ben bir dalaran büyücüsüyüm undercity’i kuranlardan ve kadim antlaşmaya imza atanlardanım.
birden bire 2 büyücünün gözleri alev alev yanmay başladı . Eyce elinde meydana getirdiği ateşi büyütüp undeadin üzerinde denem isterdi ama hem elf hanımı oluşu ve bulundugu konum bunu yapmasını englledi.
-Biliyorum undead beyi sizi yakınan takip ediyoruz biliyorsunuz ve gercekten dost olup olmadıgınızı zaman gösterecek evet yolcular işte blood elf şehri kuzeyin ateşi yüzünü güneşe dönenlerin yuvası Silvermoon .
Şehrin duvarları kilometrelerce gidiyordu burclarda elf okcular durmuş gelen yolcuları selamlıyorlardı. Kalenin kapısında bir grup asker ve yine başlarında bir büyücü vardı
-Hoş geldiniz zevcem Eyce ve yolcular bundan sonra size şehirde ben eşlik edeceğim benim ismim Annox şehir muhafızı ve baş rahip.
-Hoş gördük sevgili annox yolcular size emanet .
elfler arasında okadar büyük bir saygı ve nezaket vardı ki yolcular bir an kendi şehirlerindeki insanlarla elfleri mukayese edip elflerin nekadar asil olduklarını düşündüler ve birbirlerine üzgüzn birer bakış atarak ilgilerini tekrar annoxa yönelttiler.
-Evet yolcular lütfen şehrimizdeki insanların garip bakışlarını mazur görünüz cünki şehrimize pek nadir düst gelir.
Büyücü kapının hemen önünde duruyordu sacları sarı e üstünde mor bir cüppe vardı. Kapının ic kısmına bir bakış attı ve terkrar yolculara döndü .
-Şimdi gidebiliriz.
dedikten sonra birden yer titremeye başladı ve yandan elinde dev baltasıyla felguard olarak adlandırılan mavi yaklasık 3.5 metre boyunda bir iblis cıktı.
yolcular bir an üstlerine gelen bu iblisi görünce telaşlandılar opista elini kılıclarının oldugu yere attıgında hatırladı silahlarının alındıgını . o arada silverhorn bir elfi iterek elindeki mızragi ve kalkanı aldı .
-Hm bu da neyin nesi kelleni koparıveririm iblis geri bas
-Sakin sakin olun tauren efendi o sadece bir köle benim kölem ben bir iblis egiticisiyim .
-Hmm ozman bizden uzak tut köleni hic hoşlanmadım .
-Siz nasıl isterseniz efendi .
Annox felguardına önden gitmesini emrettikten sonra kapıdan iceri girdiler bu arada da silverhorn elindeki silahları muhafıza teslim etti.
Şehrin ilk girisi2 ye ayrılıyor ve öndeki duvarın arkasında tekrar birleşerek şehir meydanına cıkıyordu icerde elfler pazarcılık yapıyor dükkanlarının önünde birbirleriyle sohbet ediyorlardı. Yolcuların gözüne şehrin icine ilerlerken bikac tauren orc ve troll ilişti. Onlarda yolcuları gördüklerinde başlarını saga sola cevirerek onları görmezden geldiler.
-HHRrrr bu orc ve taurenlerin hatta trollerin işi ne burda hani yabancı ugramazdı.
-Onlar, orc efendi kadim zamanlarda buraya gelmiş ve bize sıgınma talebinde bulunmuş artık bizden saydıgımız dostlarımız. Belki daha sonra onlarla tanışmak istersiniz ama şimdi kral bizi bekliyor.
Şehrin ici bölümlere ayrılmış bir bölümden diğerine gecerken in 2 yollu kale kapılarından geciyorsunuz ve yolcular yaklasık 50 merdivenlik basamagi cıktıklarında Sunstrider havuzu ve hemen önünde high elves yolunun ucundaki silvermoon sarayını gördüler. Saray kalenın en sonunda ve ulaşılması gercekten cok güc bir yerdeydi kapısındaki uzun ve ince yoln altına dünyanın derinlğine kadar uzanan bir ucurum vardı ve bu yolu elflerin saray muhafızları olarak adlandırılan özel büyülerle eğitilmiş askerler 2 yanda aralarında beşer metre mesafeyler koruyorlardı.

(4.bölüm 1.kısım a sonu)



4. Bölüm (1. b kısım)
Uzaklardan Gelenler

Yolcular bir taş gibi yerlerinde duran ve gözleri bile hareket etmeyen bu mağrur şerefli elf askerlerini hayranlıkla izleyerek saray kapısından içeri girdiler.
-Beni burda bekleyin yolcular kralımıza geldiğinizi haber vereyim.
Sarayin girişi geniş bir salona acılıyordu bir cok rahip ve memur ellerinde kitaplar ve parşomenlerle bir o yana bir bu yana koşturmaktaydılar askerin biri yolculara dinlenmeleri icin kücük bir odaya gecirdi odada 4 tarafı saran tek uzun bir sedir ve ortada bir canagın icinde yanan bir ateş vardı .Güneş tüllerin icinden ince ince sızıp yere carpıyordu odaya giren yolcular sessiz ve sükut icinde bir hale büründüler annoxun dönüşü gecikince kendilerini uykunun derin sularına bıraktılar.
-Efendim beklediğiniz misafirler geldi.
-Peki kız kardeşime haber verdiniz mi ?
-şehire girerken yardımcımla kendisine haberi ilettim majesteleri
-tamm annox misafirleri karşıalma salonuna gecir bende kardeşimle geliyorum
-Emredersiniz.
Annox odanın kapısını kapattıktan sonra yolcuların yanına döndü kendilerinden gecen yolcular odanın icini horlama sesleriyle cınlatıyorlardı özellikle dev taurenler bu konuda oldukca ünlüydü . Annox tebessüm ederek
-Dostlarım Kral Kael’thas sizleri bekliyor.
ani sesten irkilen ve diken üstünde uyuyan yolcular birden bire telaşlandılar ve kalkarken ufak tefek kazalr oldu silverın toynagı razerin yüzünde patladı
alt cenesindeki arka azı dişlerindne birini cifte darbesiyle kaybetti ve cenesi yana kaydıysa da daha sonra düzeltti.
-hmm affedersin Razer
Opista silverin yüzünde ki şeytanca gülümsemeyi sezince bir kahkaha koparıverdi daha sonra yolcular kralın emrettiği gibi karşılama salonuna gecerek kralı beklemeye başladılar
-Kael misafirlerimiz gelmiş
-Evet Şugar hadi hazırmısın .
-Evet.
dedi prenses ve kral ile hemşiresi yanyana yürüyerek karşılama salonuna yolcuların girdiği kapının tam karşısındakı yani tahtın yanınki kapıdan girdiler
Karşılama salonu uzun fakat dar bir koridordu misafirler bir ucundan girer kraliyet mensupları ise koridorun diğer ucundaki tahtın hemen yanındaki kapıdan girerlerdi.
Görkemli Kael ve güzel prenses Şugar kapının acılmasıyla iceri girdiler. Prenses diğer genellıkle sarısın elflerin aksine simsiyah kara inci gibi bir saca sahipti saclari beline kadar dökülüyordu ve bembeyaz bir teni mavi gözleri vardı yolcular prensesi gördüklerinde hayranlıklarını gizleyemediler ama tabiki abartmamaları gerekiyrdu prenses de bu kücük hayran kitlesine eteklerinden tutarak dizlerinide hafif kırdı ve bir tebessüm ile karşılık verdi . İnce ve bir arp’in tellerinden cıkan ses gibi ipeksi bir ses ile misafirlere hoş geldiniz dedi.
daha sonra arkasından Kral Kael’thas girdi .Şimdi tüm gözler kraldaydi cünki heybetinin ve asilliğinin ışıgı bir güneş gibi parlıyordu. Onunda kardeşinin tam tersine sarı başaklar gibi uzun ve omuzlarını biraz gecen sacları her 2 göğsunden dökülmüştü gözleri yeşil ve ışıl ışıldı kral ve kardesının üstlerinde kırmızı ve yeşilin hakim oldugu cüppeler vardı . Yeşil blood elflerde dogayı temsil etmekteydi cünki night elf soyundan geldikleri icin en az night elfler kadar doğaya önem vermekteydiler. Kırmızı ise Arthasin ordularının saldırısından sonra cekilen acıların ve ölen atalarının sembolü ve yas tuttuklarının sembolüydü.
-Hoş geldiniz yolcular öncelikle,bu ziyaretinizi neye borçluyuz. dedi kral sesin eski atalarının savaşları kahramanlıkları yatıyordu.
yolcular krala başlarını hafifce öne eğip selam verdiler. Şimdi Şugar tahta oturan abisinin yanına gecmiş ve sessizce yolcuları inceliyordu.
Opista bir adım öne cıktı ve
-Sizi görmekten şeref duyduk Kral Kael size krallarımızdan haberler getirdik .
- bir ork iki tauren ve topraklarımıza girmesi yasak olan bir zombi . Krallarınızı bir araya getiren ve benden yardım istemek zorunda bırakan konu nedir.
- Yüce Kralımız Thral size kadim antlaşmayı hatırlatmamızı ve olacak son büyük savaşta Horde nin yanında olmanızı ister
Kral başını öne eydi ve kısa bir suskunluktan sonra
-Kralın Thral nasıllar
-Kendisi yaşadıgı sürece azerothun en büyük savaşcısı olarak kalmaktadır efendim
-Ya demek öyle ama bana gelen haberler artık cok yaşlandıgı ve bir savaşı daha kaldıramayacak oldugu yönünde .
Opista bu sözlerden sonra öfkelensede hic belli etmedi
-Thral’in kahramanlıklarını sizde cok iyi biliyorsunuz o’nun çagımızın en büyük savaşcısı olduğunu kimse inkar edemez .
Kral şımarık bir kahkaha attı
-artık konumuza dönelim anladım ki orclar kadim dostları taurenler ile birleşip
insanlıgı yok etmek ister peki ya sizin kralınız büyücü
Razer bu topraklara geldiğinden beri durmadan aşagılandıgı icin sinir küpüne dönmüştü ama kendine hakim olmasını biliyordu
-Ben Undead ordusu büyücü komutanı dalaran konseyi üyesi undercity kurucularından Lich kingin yeni düşmanlarından Razer,Kral Kael .Bu yolcularla yeni tanistim ve onların yanında yer alarak savasa katılacagiss
-Ben asla Arthasın büyüsüyle zehirlenmişlerle aynı safta yer almam büyücü belki büyük konseylerde söz sahibisin belki Arthasa karşı cıkarak ondan kactınız ama bu sizin benim gözümdeki yerinizi asla değiştirmeyecek ner’zhul un kadim kara büyüleriyle lanetlenmişler asla eskisi gibi olamazlar trisfalden topraklarımıza bakan kem gözleri hala ruhumun derinliklerinde hissediyorum zaman zaman saldırılar oluyor topraklarınısdan buna ne diceksiniz büyücü efendi
Kral sesini yükselterek konuşmaya başladıgında zombide tavrını değiştirdi ve alevli bir tartısma başladı
-Biss sise kendimisi ispatlamak icin daha ne yapmalıyıs eğer sisin sinsi saldırılarınıs olmasa trisfalin ceşitli yerlerinde karakollar kurup sınırlarımısı daha iyi koruyabilridik ama şeytani yaratıklarnısı üzerimise göderiyorsunuz ve devamlı kolcularınıss topraklarımısın üstünde ucuyor buraya artık buna bir son vermeye geldim bizimle yıllardır hic konusmadınıss eğer iyi niyetli olsaydınıs topraklarınısa hic bir tehdit yaklasamasdii .
-Yeter artık her ikinizde susun kael undeadlerle artık masaya oturmanı istiyorum bu ülke toprakları güvende kalıcaksa onlarla işbirliği yapmamız şart onlara artık eski ön yargılarla bakmak yerine elimizi uzatıp barış yapmalıyız.
Şugarın o narin sesi gitmiş bir amazon kadını gelmişti prenses şimdi öfkeden teninin parladıgını görüyorlardı ve yolcular onun bir büyücü savaşcı oldugunu yani bir paladin oldugunu anladılar. Şugar devam etti:
-Annox dostlarımız yorgunlar uzun bir yoldan geldiler kendilerini en iyi şekilde ağırla blood elf misafirperverliğini kendilerine göster ve bu konuları düşünüp akşam konuşmamız kaldıgı yerden devam edelim .
(1. kısım b sonu)


4. bölüm 2. kısım
Akşam yemeğine kadar dinlenmeleri icin yolcular konuk odalarına yerleştirildiler.Birkac saatlik uykudan sonra uyanıp şehri gezmenin iyi bir fikir oldugu kanısına varan yolcular kendilerine verilen hafif elf kıyafetlerini giyip şehirde tura cıktılar unded şehirdeki elflerin tepkisini cekmemek icin cuppenın şapkasını da başına örttü. Kuzey sınırındaki ashenvale de yaşayan night elflerin o durgun ve gizemli havası blood elflerde pek yoktu gerci fiziki olarak da sonsuzluk kuyusunun night elflere bahşettigi o mavi derilerde onlarda yoktu daha cok bir insana benziyorlardı ve night elflerle aralarında cok fark oldugunu şimdi daha iyi anlamıştı. şehrin duvarlarında kadim prenses Azshara’nın kabartmaları ve bazı köşelerde heykelleri vardı . Eski kralicelerine duydukları saygı haa devam etmekteydi. Etrafta bir cok büyücü kücük elf cocuklarına büyü ile ilgili dersler veriyorlardı bitanesi orcun arkasından kücük bir gölge büyüsü attı ve kıkırdayarak ordan uzaklaştı. Şehrin çarşısına geldiklerinde satıcılar ve halkın burada toplanmıs oldugunu gördüler;sihirbazlar büyücüler insanları eğlendirenler sebze meyve satanlar
derken kapıya yaklaştıkları sıralarda bir hareketlilik yaşanmaya başladı askerler şehir kapısının önüne aynı sarayın kapısında oldugu gibi 2 yana dizildiler kücük bir kargaşadan sonra herkes yerini aldı ve şehir kapıları ardına kadar acıldı . surlarda okcular ;geldileeer geldileeer diye bagırmaya başladı
halk şehrin yüksek yerlerine cıkıp her bir agızdan elfce zafer türküleri söylemeye başladılar;

Geliyor cesurlar cesuru
Geliyor Azshara’nin yigidi
Güneş ona yol göstersin
Ateşi yüreğine cesaret versin
Geliyor cesurlar cesuru

Kapılar savaşcılarımıza acılsın
Güller yollarına dökülsün
Yine destan yazdılar
Azshara’nin cocukları
Geliyor cesurlar cesuru

ve iceri büyük bir süvari bildigi girdi hepsi kırmızı pelerinli atlarının gözlerinden ateş fışkıran blood elf süvari ordusu yaklaşık 2 bin kişi vardı. Kaleden girdikten sonra atlarından indiler ve en önde bulunan görünüşünden komutanları oldugu anlaşılan elf yanına 2 kişiyi alarak hizlıca sarayın yolunu tuttu. Elf komutanının üstüne kırmızı cüppesinin altında genellikle koyu renklerin halkim oldugu bir kıyafet vardı ve pelerinin altında ışıl ışıl parlayan bıcakları hemen dikkt cekiyordu. Opista yıllarca savaş meydanlarında ve dünyanın bir cok yerinde ceşitli insanalrla savaşmış bir cok kahraman tanımış biri olarak bıcaklardan biri hic yabancı gelmemişti zamanlardan birinde genclik yıllarında bir orc birliği ile azerothun derinliklerindeki bir kadim iblisin peşine düşmüş fakat tüm silah arkadaşları ölmüştü ,işte o azılı yaratıgın elindeki bıcakdı bu ve şimdi hatırlamıştı . şimdi kafasında sorular dönmeye başladı peki bu elf komutanı bu bıcagı nasıl almıştı o iblisi kendi muazzam orc ordusu öldürememişti peki bu elf nasıl aldı o silahi ?
Sorular sorular ardında orc biraz hayranlık birazda kıskanclıkla elfi ilgi odagı yaptı ve hemen elfin peşine düştü kimdi neydi nasıl bir savaşcı ki o bıcaği almıştı .
-Hey opi yeşil dostum nereye .
Silver opistanın peşinden gitmeye başladı arkalarından diğer 2 side gittiler.

-Hoş geldiniz Deconarius oğlu Desosius
-Hoş bulduk sevgili dostum Annox ,Kral odasındamı ?
-evet . Şugar’da sizi merak etti
kısa bir gülüşmeden sonra 2 elf komutanı saryın uzun yolunu aşıp iceri girdiler.
-Hanımım ,cabuk gelmelisiniz
-Ne oluyor neden bukadar telaşlısın ?
-Hanımım değerli komutanımız savaştan döndüler.
Şugar desosiusun dödüğünü duyunca birden bayılacak gibi oldu elindeki bardak yere düştü bir an önce hazırlanıp sevdiği adamın karşısına cıkmak istiyordu saclarındaki bigudileri cıkarıp üstünü giyindi tabi bunu yaparken 3 kez yere düştü yatagının baş ucundaki komidinin üstündeki abisinin hediye ettiği saati düşürüp kırdı ama hicbirşeyin önemi yoktu. Hemen onu görmliydi ve giyinip dışarı fırladı merdivenlerden aşagı indiğinde coktan Desosius’un kralın odasına girdiğini öğrendi ve biraz morali bozuk halde odasına geri cekildi.

-Hoş geldin dostum seni gördüğüme nekadar sevindim bilemezsin
-hahhaah kralım ve dostum Kael bende sizi cok özledim vatanım burdunmda tüttü
2 eski dost kucaklaştılar . onların bu samimiyeti cocukluktan geliyordu babaları cok iyi birer arkadaş olan bu 2 li bu durumu aynen sürdürüyorlardı zaten cocuklukları beraber geçmişti aynı bahcelerde oynamış gencliklerinde gidip beraber avlanmışlardı tabi yıllar icinde statüleri değişti ama asla dostlukları ve aralarındaki bağ bozulmadı aksine dahada sağlamlaştı.
Desusius ve Şugar cocukken duydukları duyguları şimdi evlilikle sonuclandırmayı planlıyorlardı.
-Kralım size olan biteni anlatmalıyım
-hayır Deso şimdi gidip güzelce dinlen dostummisafirlerimiz var sana akşam yemeginde herşeyi anlatacagım ve senin o güzel hikayelerini dinleyeceğiz tamam mı?
-Siz nasıl emrederseniz ?
tekrar sarıldılar ve komutan odadan cıktı.
(2. kısım sonu)



Akşam yemeği zamanı geldi ve herkes büyük salondaki o dillere destan elf sofrasına oturdu.
-Sessizlik Kral bir konuşma yapıcak !
-öhömm öhöm .Sevgili dostlarım bu gece burada bulunmamızın birkac sebebi var . Öncelikle başkomutan , ejderhalar avcısı ,50 ejderha öldürerek ulu büyücü G’eras ’in bıcagını almaya hakkazanan yeryüzündeki tek savaşcı Deso icin kadehimi kaldırıyorum
-yaşasın Deso .
sesleri üc defa yankılandı titrek mum ısıgı ile aydınlanan tavanda .
-ve bu bugün bize yıllar öncesinden kalan bir utanc yarası olan ghostland kapıları bir daha acılmamacasına sonsuza dek kapandı. Ben de bu mutlu günü sağ kolum ve dostum deso’yu biricik kardeşim azshara’nın ışıgı Şugar ile nişanlayarak süslemek istiyorum .
salonda bu sözün üstüne büyük bir alkış koptu ama yolcular sadece eraflarına ve 2 cifte şaşkın gözlerle bakmayla yetindiler. 2 sevgili birbirlerine mutlu sevgi dolu gözlerle bakıyorlardı elfler aşk destanlarını söylüyorlardı .

O gece ve bütün hafta dügün hazırlıklarıyla gecti kral yolcularla bu günlerde konuşmak istemediği icin hep bi köşeye kacıyordu. Nihayet düğün günü geldi cattı . Bütün elfler şehir meydanında toplandı . şehir kapısının tam önünde bir cardak vardı ve orda cifti kral ile baş rahip bekliyordu. Ozanlar aşkları icin şarkılar söylüyordu . Cift halkn arasından insanlara selam vererek gectiler ve nikahın kıyılacagı alana geldiler. Elfce okunan duaların ve nikah merasiminin ardından kutlamalar başladı . havayi fişekleri şarkılar ickiler kahkahalar danslar .
Fakat bir alev topu şehrin üstüne bir göktaşı gibi düştü .
- Buda ne böyle
-Şugar cabuk saraya dön
-Hayır bende savaşacağım
Eyce askerlerini toplamış ve ejderhanın şehirden uzakdurması icin onla savaşmaya başlamıştı bile
-Askerleeeerr ankaları hazırlayın ,Okcular ön surlara cabuk ateş toplarını ön tarafa cıkarın .
Annox şehrin icindeki askerlerini böyle dizdikten sonra anka kuşuna atladı ve diğer askerler ile ejderhaya dogru kanat cırpmaya başladılar.
-Herkes evlerine cabuk olun . Şugar kardeşim lütfen bu kez beni dinle ve saraya dön .
Şugar abisine ve sonra desoya bakarak saraya döndü. Deso şimdi rahatlamış bir komutan olarak askerlerine emirler yagdırmaya başladı .
-süvariler atlarınıza ejderhayı aşagı cekmek zorundayız .Kralım sizde saraya dönün .
-Cıldırmıs olmalısın bu eğlenceyi kacırıcagımı sanıyorsan hiiihaaa
Kral tek başına atıyla beraber dısarı dogru ok gibi fırladı .
Yolcular da kendilerine birer at alarak Kralı takip ettiler.
Eyce ve Annox büyücüler ile birlikte havada ejderhaya karşı müthiş bir savaş veriyorlardı .
-HHHrrraaaaaaaaaaa ellffffleeerrrrrrr ölüceksinizz
Şimdi kral deso ve yolcular süvarilerin önünde koşuyorlardı . ejderhanın oldugu bölgeye yaklaştıkca canavarın hic görmedikleri kadarbüyük bir ejderha olduğunu gördüler.
-Aman tanrım bu biz taurenler icin bile cok büyük değil mi avelorne hihihi
-Hrr hey silver bana bir iyilik yap ve kapa ceneni.
-Eyce onu aşagı indirin
-cok kuvvetli derisi celik gibi büyü işlemiyor.

-şimdi napıcaz deso .
diye sordu kral
-Bir de benim okumu deneyelim .
Avelorne atından atladı ve eski dev elf krallarının heykellerine bir süre baktı.
-bana saglam ipler bulun
-Dünya üzerinde elf ipindne daha sağlam ip bulamazsın tauren . İp getirin 2 tane ve cok uzun olsunlar.
Yukarıda hala savaş sürüyordu ejderha bircok büyücüyü parcalara ayırmış ya da yakarak canını almıştı.
-Annox eyce biraz daha dayanın onu aşagı cekiceğiz.
Krallarının talimatını alan 2 büyücü ve diğerleri ejderhanın etrafında bir halda oluşturdu ve eyce tüm gücüyle buzun kalkan büyüsünü yaparak ejderha ve diğerleri ile birlikte havada bir dairenin icinde kaldılar ejderha bu dar güc kalkanı icinde tüm gücüyle agzından lavları salmaya başladı bu sefer diğer büyücülerde kendilerini koruma kalkanı icine aldılar. ama buz gittikce zayıflıyordu.
-Artık dayanamıcam annox
-Lanet olsun. Hadi artık gücümüz kalmadı buz herhan kırılabilir.
-ipler geldi efendim
-hmm verin bana
avelorne bir ipi okuna sıkıca bağladı ve diğer ucunu heykellere bağlamalarını söyledi.
-ejderi cözün kanatlarını görmek istiyorum .
eyce kalkanı bıraktı ve ejderha muazzam bir gücle kanatlarını 2 yana actı o basınc ile büyücüler etrafa sacıldılar .
-Şimdi güzel kuş afferin sana
-avelorne 2 oku aynı anda farklı kanatlara atabilecekmisin
-hey opi bana bir iyilik yap ve kapa ceneni hihi o gördüğün dünyanın en iyi okucusudur.Avelorne bir 3. oku daha aldı ve diğer 2 si ile ejderhaya yolladı.
ipler doğruca kanatlara saplandı 3. ok ise tam boğazının altındaki ince deriyi deldi gecti . Yaratık kulakları sagır edecek bir cığlık koparıverdi.Hava da bir süre cırpınan canavar alev püskürtmek istedi ama okun boğazında actıgı delikten aşagı sacıldı ve hayvan kanatlarını kullanamadıgı icin yere yıgıldı .
şimdi süvariler ve diğerleri etrafını sardı . ipler uzun oldugu icin ejderha hala kolay hareket edebiliyordu.
-elfflerrrr desoooooooooooooo ölüceksinizz
herkes bir an duraksadı ve sonra deso sogukkanlı bir şekilde öne cıktı ve -deso benim yaratık beni nerden tanırsın hangi kardeşini öldürdüm hehehe
-Kaliimdorr Onyxia mı öldürdün .Şimdi Neferian’in dişlerinde can vereceksin
Neferian, kara dagın kadim bekcisi ejderhaların efendisi. Zamanın bekcileri olan ejderhalardan temporusun oğlu. Eastern topraklarında yaşayan tüm ejderhalar onun kölesiydi Onyxia ile asla beraber olamıcakları cünki onlara atalarından kalan görevler yüklenilmişti 2 side kendi topraklarındaki hayatı koruyacaklardı ta ki Onyxia Deso tarafından ellinci ejderha olarak öldürülene kadar.
-Senin de onun boğazını kestiğim gibi boğazını kesicem iblis
Deso ve diğer askerler ejderhaya deli gibi koşmaya başladı. ejder ilk hamlesini desoya yaptı fakat deso birden ortadan kapboldu ejderha yere ayagıyla sertce vurdu ve deso birden göründü avelorne bu arada ejdere durmadan ok atıyordu aslerler kendilerii toparlayıp tekrar koşmauya başladılar.
-Hey tauren biz neden bekliyoruz .
Opista ve silverhorn silahlarını cıkartıp dosdogru ejdere koşmaya başladılar ejderha agzıyla yakalayabildiğini yiyo arkadan gelenlere sert kuyruk darbeleriyle vuruyordu 2 kanadı bağlıyken ve lav sacamazken bile cok tehlikeliydi.
-asskerlerin öldü deso gel bakalım
-Dilini kesicem senin .
Deso birden bire yıldırım hızıyla koşmaya başladı arkasında yerdeki taşları ve bitkileride cekiyordu . ejderhanın agzından bikac defa ve ayaklarının altında ezilme tehlikesini atlattıktan sonra ejderin sırtına atladı fkat ejder hala ateş gibi yanıyordu.
-hahhaa ne oldu sıcakmı geldim hee hırarrrrr .
deso ejderin üstünde sabit duramıyordu hem sıcak hemde ısırılma tehlikesi ile durmadan saga sola koşuyordu ve yaratıgın boynuna yalklaşamıyordu gücü iyice tükenmişti
-Şimdi yakaladım seni elf har
tam yem olucakken kral ve 2 savaşcı kılıclarıyla hayvana vurmaya başladılar.
-bukadar yolun ölsemde farketmes deso .
Tam Deso yu dişlerinin arasına atıcakken Şugar geldi güc kalkanını oluşturarak dişeri arasına attı kendini desoyuda aşagı fırlattı.
-Lanetli hayvan bir paladin büyüsünü na naasılll bozzuucakksın ha
Neferian tüm gücünü vererek kalkanı parcaladı ve Şugar dişleri arasında can verdi.
-yooooooo
Deso oldugu yerden havaya sıcradı neferianın kafasının üstüne indiği anda ölümcül rogue tekniklerinden biri ile neferianın o celik gibi derisini parcaladı ve daha sonra kafasını gövdesinden ayırdı.



(bir sonraki gün)
Güneş kan kırmızısında batıyor elfler onun icin ağıtlar yakıyor doğa onun icin soluyordu. Kuzeyin hanımı hanedanın en zarif ve en cesur kadını prenses Şugar’ı son yolculuğuna uğurlamak tüm blood elf halkı deniz kıyısında toplandı .
Kral ve komutan yüzlerindeki can yok olmuşcasına soluk ve gri bir renk almışlardı icleri kapkaranlıktı ve prenses hala o dillere destan güzelliğini koruyordu ama simsiyah sacları ölümüyle birlikte bembeyaz olmuştu ,elflerin suneria dedikleri ölülerini koydukları sandala yerleştirildi.
Batı kıyılarından denize hafifce sürüldü sandal deso gidip yanına yatmak icin hamle yapmak istedi ama bacaklarında o gücü bulamadı artık hayata onu bağlayan birşey kalmamıştı . Elf inancında ölüleri güneşin battıgı batıya dogru sandalla yollanır ve güneşin doğudan doğuşu gibi tekrar doğudan 2. hayatına başlamak icin geri döner.Sandal güneşin batışıyla birlikle gözden kayboldu ve herkes şehre,evlerine doğru elf ozanlarının prensesleri icin söylediği ağıtlar eşliğinde yürümeye başladılar. O gece ağıtlar hic susmadı seslerinde büyük bir acı vardı ve dinleyen herkesin yüreğindeki acı ateşini kat be kat arttırıyordu. Yolcular bile onu kısa bir süre görmelerine karşın cok sevmişler ve ona cok ısınmışlardı onlarda acılarını yüreklerinin en kuytu köşesindeki sandıklarının en altına yerleştirdiler.



kralım izniniz ile artık elcileri huzuruna cağırayım sizinle görüşmek isterler
-Ah annox ateş düştüğü yeri yakarmış benim dünya yıkılsa umrumdamı ki biricik kardeşimi kaybettim hemde düğün gününde
Kral derin bir ic cekti son 1 haftada sanki bin yıl yaşlanmıştı.Silvermoonda bunlar yaşanırken Ogrimmar ’da Thrall ve müttefikleri son yaşanan olaydan nasıl bir cıkar elde edeceklerini konuşmak icin toplandılar.
-Pek değerli kardeşlerim , Malathis oğlu Mantis ,sevgili Troller sizi burada topladım cünki elcilerimizden yeni havadisler var.
-Neymiş onlar Thrall artık tehlike daha büyük Darksars bana kuzeyde Elflerin ve dranei denen köpeklerin işbirliği icinde olduguna dair bulgular elde ettiğini söyledi elimizi cabuk tutmalıyız zul’amandaki Trolleride serbest bırakarak tüm burning legion müttefiklerini toparlamalıyız.
-Ah genc dostum inan bana seni anlıyorum ama şimdi soğukkanlı olmalıyız ve plan yapmalıyız Silvermoonda önceki hafta bir saldırı yaşanmış hemde kuzeyin efsane komutanı Desoius ile prenses Şugarın düğün gecesinde
Salonda herkes birbirine şaşkınca baktı ve tekrar kralı dinlemeye koyuldular.
-ve saldırı sonucu prenses hayatını keybetmiş
-Saldıranlar kimmiş iceri nasıl girmeyi başarmışlar?
-Saldıran Doğu toprakları hizmetkarı Neferian iblisi
Salonda ejderhanın ismi duyulunca bir huzursuzluk dalgası esti
-Ya sonra nasıl durdurmuşlar ve neden saldırmış
-Desoius 5 yıl önce kücük bir birlikle bizi ziyaret etmişti biliyorsunuz son ejderhamı avlıcam demişti dün gibi hatırlarım ve bizden sonra Onyxia yi ziyaret etmiş sizin anlayacagınız neferian onun öcünü almak istemiş ama deso yerine prnsesi öldürmüş deso’da onu parcalara ayırmış .
kabile şefleri ve kabilelerin mensupları ve diğer konsey üyeleri dogu topraklarının bekcisinin deso tarafından öldürüldüğünü duyunca yaşadıkları şok ağızlarını bikarış acmaları ile son haddine ulaşmış gözüküyordu .
-deso yu az cok tanırım feralasdaki yaşlı ejderhayı öldürmeye giderken thunder bluff daglarınada ziyaretimize gelmişti Neferianı kesbilecek muazzam gücde biri oldugunu sanmıyorum.
-Şimdi bunu bırakalım şehirde soruşturma başlatılmış Neferianın iceri nasıl kim yada kimler yardımıyla alındıgı araştırılıyor bizde bundan pay cıkarmalıyız Kralın savaşmaya gönlü yok gibi kapısındaki tehtidden bihaber üstelik kardeşi öldü ve cok üzgün eski gücünden yoksun onu savaşa cekmemizin bir yolunu bulmalıyız.
-nasıl ama onu nasıl ikna edices
-Neferian iceri nasıl girebilir o sihirli kapıdan nasıl gecer ... Sadece büyülü elf sözleriyle gecer peki ya kapıyı acan bir blood elf yerine bir night elf ise sözleri öğrenen silvermoonu işgal hazırlıgında olan bir night elf ordusu kapının yerini bulmuş ve bir elfin kapıyı acmasını beklemiş olamaz mı ?
-Bunu Kaelin yutucagını sanıyorsan yanılıyorsun demektir . Hayatımızla kumar oynuyorsun eğer yalan söylediğini anlarsa ne orclar nede taurenler kalır azeroth da . İnan bana Kael’in gücü sandıgımızdn cok dahafazla güneşin büyücüsü tüm outlandı izleyebiliyor bedeni burdayken gücü bukadar büyük bir büyücüyü bukadar basit bir yalanla kandıramazsın.
-Unutma manthis hrkesin zayıf noktası vardır onun ki de kardeşi idi ve zayıf noktasından zehir aktı birkere biz bu süreci hızlandırıcaz sadece sen işi bana bırak .
Thrall ,Manthisin huzursuz bakışları karşısında şeytanca bir gülüş koyuvermişti...



5. bölüm
Plan işliyor
Thrall planını uygulamak icin ajanlarını dünyanın dört bir yanına gönderdi
her yerde fısıltılar dolaşıyordu . Ahn’qiraj kapılarından kuzeyin karlı ülkesi winterspringe oradan eastern plug ’a ve oradanda kücük korsan şehri booty bay a kadar her yerde ormanlarda insan şehirlerinde konuşmalar duyuldu tabi blood elflerinde kulağına calındı bu tuzak ve yemi yuttular.
-hanımım bir elf kapıdan girdi
-karsılayın kimmiş bakalım
atlı uzun siyah pelerinli bir ajandı
-ben güney topraklarından geliyorum kralın ajanlarından biriyim havadislerim vardır.
-Ben eyce ormanın hanımı neymiş havadisin
-hanımım tüm topraklarda konuşuyorlar her yerde aynı şey her kafada aynı fikir.
-Neymiş o ,ne fikri cabuk söyle
-Krala gitmeliyim cok önemli
-Pekala onu krala götürün ama dikkat edin
atlı askerler eşliğinde kralın sarayına ayak bastı
-Kim bu asker
-Efendi Annox ben kralın sadık ajanlarından biriyim haberlerim var
-Kim o Annox neden beni hüzün dolu hatıralarımdan uyandırırsınız ne oluyor
Kral bitkin ve caresiz sanki sırtında tonlarca agırlık varmış gibi eğik ve bacakları titrek bir şekilde duvarlardan destek alarak odaya girdi.
-Efendim ben ajanlarınızdan Pimatius
-Söyle cesur Pimatius bana ne haber getirdin bana kardeşimin acısını unutturacak bir habe verebilirmisin bakalım ?
-Efendim bende tam da bununla ilgili haberler getirdim size
Kral ve Annox göz göze geldiler bir an icin
-Annox ,Deso yu cagırırmısın sanırım onunda dinlemesi gerekecek
Deso da aynı kral Kael gibi yorgun ve bitkin üstünde sade bir tunikle odaya girdi
-Kralım beni emretmişsiniz
-Gel kadim dostum askerin anlatacakları seninde ilgini cekecektir diye düşündüm, şimdi konuşabilirsin asker
Asker heyecanla görev yaptıgı yerleri ve duygudu şeyleri anlatmaya başladı her cümlede kral ve deso daha cok kendine geliyor gözlerindeki ateş daha cok büyüyordu sanki
-Evet kralım en son buraya dogru gelirken hinterlandsa ugradım ordaki orc askeride aynı şeyi söyledi .İnsanların elflerle tekrar müttefik olduğunu ve elflerin insanların bizden öc almaları icin onlara yardımı kabul ettiklerini söylediler.İnsanlar ,onları orc savaşlarında yalnız bıraktıgımız icin bize hala kızgınlarmış ve öc almak icin Neferianı üzerimize salmışlar kapıyıda bir night elf ajanı acmış deniliyor.
-Sacmaaa bu imkansız elfler bizim soyumuzdan bize bu hayinliği yapamazlar
insanların ise buna cesareti olamaz amaa eğer doğruysa onları kendi ellerimle öldürürüm.
-Annox bu askeri alın ve herşeyi en ince ayrıntısına lkadar öğrenin yemek de verin ve annox ,Eyce ye dikkatli olmasını söyle eastern topraklarına devriyeleri sıklaştırsın.
-Emredersiniz majesteleri.
-Deso dostum sen iyimisin
-Pek tabi kralım yalnız söylenenler bilemiyorum dogrusu akıllı olmalıyız bence
-Aklından ne geciyor.
-batıda büyük bir hazırlık var gönderdikleri elcilerin söyledikleri ortada büyük bir savaş olucak ve bizide bu savaşa dahil etmek istiyorlar ve arkasındada bu oluyor ve söylentiler her yerde. O şeytan kral Thralla dikakt etmeliyiz derim ben
-Kral Thrallı yakından tanırım deso o böyle işlere kalkışacak biri değildir. Gelmiş gecmiş en büyük orc savaşcısı ,sanmam böyle birşey yapsın ama o hayin insanlar ve kahpe elflerrrr onlardan bunu beklerim işte onların canına okuyacağım. Deso yolcularla birlikte ogrimmara git thrall’a görüş ne olup bitiyor öğren.Bu savaşda olmak artık boynumuzun borcu kanımız yerde kalmamalı ha bu arada o zombiyi bana gönder.
Kralın gözlerinden adta ateş fışkırıyordu ve tahtından aniden klaktı ve güneş odasına gitti .Krallar güneş odasında savaş öncesi güneşe yalvarırlar güneşin onlara muazzam bir güc verdiğini söylerler işte Kral Kael’tas Sunstrider ’da bunun icin güneşe yalvarmak icin odaya cekildi.
Deso askerlerine yolcuları getirmelerini emretti .Yolcular pür dikkat olan bitni izliyorlardı ve ülkelerine kendi özel büyülü zarflarla haber ucuruyorlardı.
-Komutan deso sizi istiyor efendiler.
-tamm geliyoruz
-Hey opi kalk bizi cagırıyorlar sana söylüyorum koca kafa topuzu kafanda parcalamammı gerek
-Hrr kes sesini yamuk boynuz kalktık işte
-ssss avelorne nerdeee
-dısarda olması lazım a v gitmişdir şimdi gelir o da biz kapının önüne cıkalım yeter bizi görür o
3 yolcu giyinip kapının önüne cıktı bu sırada şehrin dısında timsahıyla kurt avlayan avelorne ajan kartalı sayesinde arkadaşlarının dışarı cıktıgını gördü ve atına atlayıp şehre döndü
-Ne oluyor ? nedir bu telaşınız
-Hrr giyin hadi komuıtan bizi cagırmış sanırım tahmin ettiğim şey oluyor savaşa giricekler.
dört yolcu şimdi savaşa girmek üzere olan blood elf askerlerini daha cok incelemeye başladı o mağrur ve gururlu askerlerin sanki bir savaşda asla öldürülemeyecek hissi veren duruşları dahacok dikkatlerini cekmişti.
yolcular desonun harp odasına girdiler ve o’nu kaygılı düşüncelerin aldığını gördüler.
-Oo hoşgeldiniz dostlarım buyurun
-Ave hoş geldin sana ilgi gösteremediğim icin beni bağışla
yolcular şimdi şaşkın şaşkın avelorne ye bakıp komutanın ne demek istediğini anlamaya calışıyorlardı
-oh hoo siz bilmiyormusunuz .
-neyi
dedi silverhorn
-Avelorne eskiden bizimle beraber savşlara katılmıştır onun yardımları olmasa bir cok kez pusuya düşerdik ona cok şey borcluyuz değil mi dostum.
avelorne biraz kızarmış ve hafif bir tebessümle baını hafifce öne eğip komutanı onayladı.
-ahh hep böyle mahcuptur onu cok severim ama o tatsız olaydan sonra hemen ayrıldın aramızdan biz onu asla geri cagırmamak üzere sürdük bu topraklardan .
Kimdi bu kim yüzünden bu topraklardan ayrılmıştı avelorne ve neden avelornenin suratındani o huzursuzluk tekrar geri gelmişti
-hrr neler dönüyor burada siz kimden bahsediyorsunuz.
-Ave anlatmadın mı yoksa oo affedersin
-Yo dostum anlatabilirsin gecmişle yüzleşmek lazım değil mi?
-işte benım eski cesur taurenim .
deso kısa bir kahkadan sonra sesini biraz daha kıstı ve daha düşünceli bir ses tonuyla anlatmaya başladı.
-Bundan 200 sene önce topraklarımızı korumaya almak icin cevredeki tüm tehtidleri ortadan kaldırmak icin sıksık askerlerimizle devriye gezerdik bazen orda burda saklanan burning legion canavarlarına rastlardık bnlar bazen büyük klanlar halinde bazende yirmi otuz kişilik kücük gruplar halinde cıkarlardı karşımıza ve ozamanlar undead efendiler henüz arthasın komutasındaydılar.
Bu sözü söylerken büyücüye güvensiz bir bakış attı ve büyücüde ona kibirli bir bakış fırlattı .
-Bizde easternden arathinin güney cıkışına kadar güvenlğimizi saglamak ve istihbarat icin buraya bir grup kolcu görevlendirdik.Onların başında Andolia adında genc bir savaşcı vardı babası bizim en büyük komutanlarımızdan biriydi ama kendisi bize aynı gücde bir bağlılık asla sunmadı. kendisi orduya katılmadan önce dağlarda avlanan tek başına yaşıyan bir savaşcıydı daha sonra babasının vefatını duyunca döndü ve bir daha da ayrılmadı. Bizde dağlardaki tecrübesinden yararlanmak icin onu bu birliğin başına gecirdik.
İlk zamanlar gercekten büyük işler yaptı . burning legion u bu cizdiğim bölgeden tamamiyle yok etti hatta büyük titan soyundan gelen cücelerin hinterlandsdaki area peak kalesine bile saldırdı ve bize vergi ödemelerini sağladı gerci şuan vergi vermeyi bırak karınlarını doyuracak halde değiller zavallı area peaklılar.
-ama
_________________

 
#HER SAVAŞ, STRATEJİNİZE BİR YILDIZ OLSUN#
 
 
FRATIOUS
Kayıt : 10.10.2006
Mesaj : 1190

Level 8

19.03.2008 18:41:08    

işte bu amadan sonra avelorne biraz daha huzursuzlandı.
-ama daha sonra elindeki gücü kötüye kullanmaya başladı ve isyan etti .
birliklerimizin önüne cıkıp askerlerimizden para istiyor alamadıgı zaman hepsini katlediyordu. Birden bire Andolia bizim icin en büyük sorun oldu okadar güclendiki halkımız Silvermoon topraklarının işgal edilecegindne korkmaya başladılar ve Kralın emriyle en büyük ordumuzu toplayıp onu yok etmek icin emir aldık ve yanımızda sevgili dostum avelornede vardı.
- Bundan sonrasını ben almak isterim sevgili komutan izninle
-tabi buydun.
dedi . Deso zarif bir el işaretiyle ve avelorne sözü aldı;
- cok büyük bir alana hükmediyordu ve kimseden yana taraf değildi. arathi basin kalesinin son kalan insanlarını yakıp yıktı area peakde dwarft bırakmadı
hatta kücük orc karakollarına bile saldırdı ve hepsini katletti . Arthasın kücük birliklerini bile gördğü yerde yok ediyordu. bu elflerin işine geliyodu ama kendileride cok büyük kayıplar veriyordu. Bizde onu bir kerede yok etmek icin kraldan emir aldık ve büyük bir ordu ile aramaya cıktık ama bizi adım adım izliyormuş onun bizi izlediğinden haberim yokdu olamadı itiraf etmeliyim ki benden cok daha iyi bir avcı beni bile şaşrtmayı başardı. ben ve birliğim askerler icin keşif yapardık ama andolianın burnumuzun dibinde oldugunu asla anlayamadık ve bizi bir vadide sıkıştırdı .Oklar yağmur gibi yağmaktaydı oklar kesildi ama askerler attıkları her adımda bir kapana yakalanıyore ya yanarak ya buz kesilerek yada yılanların saldırısına maruz kalarak ölüyorlardı.
kapanlar üzerine cok ileri düzeyde büyüler kullanıyordu şuankullanılan kapan büyüleri onun eseridir. Bir asker tam önümde buz kapanına yakalandı ve bir ok tam karsıdan kilometrelerce öteden kafasını ucurdu ben cekilmesem bende ölecektim ve onu o adna farkettim. büyük bir katliyam andolanın askerleri daglardan savaş cıglıkları atarak aşagı indi ve okalrdan tuzaklardan geriy kalan askerleri katletmeye başladı bende Andolia ’yi durdurmak icin onun oldugu yere gittim onu bikere görmüştüm ve izini sürdüm beni tuzaga cektiğinden bihaber ve birden izini kaybettim ama cok yakınımda oldugunu biliyordum kokusunu alabiliyordum kan kokusu ve timsahımın kafasına agacın birinden bir ok geldi ve hayvan öldü anında bana saldırdı dövüşmeye başladık. cok iyi kılıc kullanıyordu elinde kel’thuzadin kılıcı bir elinde bir kama vardı. Kılıcının üzerinde elektrik dalgaları gözüküydu bana vurmaya başladı cok hızlıydı kılıcın büyüsü kılıcı kullanmasıyla etkisini gösterdi vuruslarını görmekte zorlanıyordum bir vuruşu ile boynuzumu kesti yere düştüm artık son darbeyi alacakken savaş meydanında bir ateş yükseldi ve Kralın oraya geldiğini anladık bana son bir bakış attı ve aniden gözden kayboldu .
Avcı avelorne avını yok etmke sterken kendisi av olmuştu ve bunu üzerinden atamıyordu yıllarca kendini bu yüzden insanlardan soyutladı ve onca askerin ölümünden kendini sorumlu tuttu hep ve bu acı yüzündne rahatca okunuyordu. Deso söz istedi
-bundan sonrasına devam edebiirmiyim ?
-buyur
-Kral savaş meydanına kendi birliği ve özel korumaları Annox ve Eyce ile birliklte geldi büyücü ordusu savaşın seyrini değiştirdi . warlocklar ve mageler
barbarları öldürmeye başladı. Ben ve bikac askerim düşman tarafından birliğimizden koparıldık biz başka yerde savaşıyorduk ama olanları görebiliyordum. Andola’nin ölümcül okları mavi bir ışık hüzmesi icinde gidip askerlrimizi büyücülerimi öldürüyordu. Büyülerden büyük bir ceviklikle kacıyor bu da haliyle büyücülerin kendilerin olan güvenlerini kaybetmelerine sebep oluyordu.Kral son ana kadar savaşa girmedi ama nezaman tekrar ibre Andoliaya dönmeye başladı, kral alev alev yanan sacları ve o etrafında onu koruyan yeşil güneş büyüleri ile düşmana korku salmaktaydı güneşin asası nexus key ile muazam bir ateş vadiye düştü vadide geriye bir kac asker ve yine az miktarda düşman kaldı biz hala savaşıyorduk bizi farketti ve anka kuşuyla bizim yanıma gelerek tek başına düşmanın arasına girdi .Dillere destan kılıc Twinblade of the Phoenix ile tek basına arkadan bize yardım ediyordu düşmanın ilgisi bölündü ve düşmanı yok ettik tamamiyle ama Andolia Annoxun yüzünde okundan kalma bir cizik birakarak ortadan kayboldu ve birdaha da haberini almadık taa ki gecen aya kadar. Ordusunu kalimdorun güneyinde tekrar toparlamış ve qirajilere saldırdığı haberini aldık sanırım Ahn’qiraj ’ın yeni lideri kendisi olmuş ve Anubis adını almış . Anubis’e dikkat etmeliyiz büyük savaşda bize yardımı olabilir onu insanlara kaptırmadan kendimizi konuşmalıyız ilk önce ve şimdi dostlarım dediğim gibi savaşta siz dostlarımızın yanında müttefik olmaya karar verdik .
Bu uzun konuşmanın sonunun kendileri icin sevindirici bir habere ulaşması yolcuları mutlu etti .
-Biz silverhorn avelorne ve opista ogrimmara gidip krallarla konuşmalıyız ve sen undead dostum Kral seni görmek ister. diyeceklerim bukadard dostlarım yolculuk icin harılanmanızı tavsiye ederim sabahın ilk ışıklarıyla yola cıkacagız.
Savaşcılar odadan ayrıldı büyücü odadan cıkıp dogru kralın odasının yolunu tuttu ve iceri girdi
-Gel büyücü dostum gel Dalaranlı büyücü sizinle diğer horde müttefigimizle savaşa gireceğimizin haberini almışsındır
-Aldımm Krall Kaelll ve cokk mutlu oldukkk bu savaşa hazırlık ve savaş döneminde birbirimisee daha cokk güveneceğisss.
-Sizden bir isteğim olacak madem krallıgımın etrafında sinsi yılanlar dolanmakta onları yok etmeliyiz bana bu konuda yardımcı olurmusunuz.
-Bu benim icin bir seref halklarımısınn birbirine güven icinde yaklasması icin büyük bir fırsatt olacak bu .Güveninisi boşa cıkarmayacagım Elf krall
-Bende beni kırmadıgınız icin size teşekkürü bir borc bilirim Undead efendi.
Razer kralın odasından büyük bir gururla cıktı ve yolcuların yanına gitti
yolculuk icin hazırlanan yolculara herşeyi anlattı ve o da evine yani yeraltı şehrine dönmek icin hazırlandı .
Şafak sökerken yolcular ve deso yolca cıktılar. trisfalde Razerdan ayrılıp yolcular zeplinlere varmak icin yollarına devam ettiler...

6. bölüm
Horde Kuruluyor
Yolcular 2 gün süren zeplin yolculugundan sonra Durator’a vardılar.
Şehirde son gidişlerinden bu yana gelişen değişiklikler yolcuların dikkatindne kacmadı .Herkes hummalı bir şekilde çalışıyordu etrafta savaş arabaları mancınıklar ,agır savaş silahları vardı genc orc ve troll askerleri güreşiyor yada silahlarıyla antreman yapıyorlardı.Yolcular Durator yarım adasında ki bu hazırlıkların arasından atlarıyla gcip gittiler kale girişine geldiklerinde . Ogrimmara sessizlik hakimdi , ülkenin icinde bulunduğu gerginlik askerlerin yüzünede yansımıştı. Savaşcılar şehrin icinde atlarından indi ve sarayın yolunu tuttular ama blood elf pelerini ve fizigi ile hemen dikakti cekiyordu . Blood elfi görenler sanki zafer kazanmış gibi bir eda ile birbirlerine sokulup ona bakarak fısıldamaya başlıyorlardı. Kısa bir yürüyüşden sonra saraya vardılar iceri girdiklerinde Thrall ,kabile şefleri ve Troller ateşli bir konuşmaya dalmışlardı kimse onların geldiğini farketmedi
- hayırrr eğer draneiler arkadan bize saldırırsa şehir düşer o yüzden taurenler i kullanmalıyız.
-Taurenler’e güvenemeyis
-Siz troller kime güvenirisiniz ki zaten
bir ara gözü kapıya ilişen kral Deso yu hemen farketti
-oo dostum demek geldiniz hahahaa seni burda görmek beni nekadar sevindirdi bilemezsin.
-Bende sizi gördüğüme sevindim kral Thrall .
-ohhoo ve cesur askerlerim işte döndüler sizi tebrik ederim . Beyler toplantı bitmiştir size Silvermoon baş komutanı Desosius ’u taktim etmekten şerek duyarım.
Elf kibarca başını öne eğip icerdileri selamladı o da kendisi gibi zarif olmasada şefler tarafından selamlandı.Şimdi icerdeki o gergin hava yerini bir güven ve zafer havasına bırakmıştı.
-dostum yolculugunuz nasıl gecti
-Cok iyi zeplinlerde rahat uctuk bu zeplinler artık haklarımız arasında daha cok kullanacıgını sanıyorum ve bazı tamir ve narım işlerini üstleneceğim
-ohhooo bu iyi olur işte ve Deso istersen bize buraya nicin geldiğini acıkla.
-öhööm değerli troll orc ve tauren dostlarım .Horde müttefiklerimizin bu zor savaş döneminde yanında olacagımızı kralım ve halkımın bana verdiği yetkiyl acıklamak icin gönderildim.
Kabile şefleri bu haber üzerine yerlerinden kalkıp elfi alkışladılar ve tek tek tebrik ve teşekkür ettiler.
-ama şu varki yine kralımdan aldıgım talimatla sizinle savaş şartlarını konuşacagım.
-Tabi ki konuşacagz ama ilk önce güzel orc ymeklerinden tatmalısın
-teşekkür ederim Thrall ama vazifemi bitirmeme izin verirmisin
-tabi . dedi kral ve dinlemek icin bir adım geci cekildi masadan.
-Kral Kael’thas der ki: Kardeşimin acısını derinden paylaştıgına inandığım değerli hordeler bu savaş hem halkımın eski zafer dolu günlerinin dönüşü hemde kardeşimin alınacak öcü icin cok önemlidir .Biz blood elfleriz Azshara’nın soyundanız,güneşe inanlarız ,bizim gücümüz güneş var oldukca sonsuzluğunu koruyacakdır. Biz dünyayı tek başımıza zaptederiz ama madem dostlarımız onların yanında olmamızı istemiş bizimde bir şartımız var ;o ki Stormwind ve Teldrassil dir. Kralım bu 2 alliance şehrini halkımıza vaadedilmiş toprakları oldugunu söyleyip istemektedir şart budur eğer bu şartımız kabul görmez ve savaş biz olmadan kazanılıp Zul’aman daki Amani krallıgı tekrar kurulurmaya calışılırsa buna asla izin vermeyeceğizi siz değerli dostalrımıza söylemek isterim.
Salonda kısa bir sessizlik oldu şefler aralarında konuşarak Thralla ortak iradlerini acıkladılar.
-Biz Orclar ve Troller olarak blood elflerin şartlarını kabul ettiğimizi bildiririz sayın kralım fakat Taurenler tüm kuzey kalimdor ve batıdaki dranei adasını istemektedirler o yüzden bu topraklar icin kendileri ilede görüşmeleri gerekecek.
-Efendiler biz zaten sadece eski atalarımızın toprakları olan Teldrassili istemekdeyiz onun haricinde ki hic bir kalimdortopragı ile işimiz olamaz gerci ashenvale ve azshara da bizim dir ama nasılsa hepimiz bu toraklarda güven icinde yaşayacağız öyle değil mi ? varsın Taurenler hükmetsin Darkshore’dan azsharaya kadar.
Bu konuşmanın sonunda silverhorn söz istedi
-Buyurun
-Ben burdaki 2 taurenden bri olarak temsil hakkımı kullanak istedim.Bizim Krallık olarak siyasi görüşümüz exodarın mutlak hakimiyetinin bizde olması ve
-ve kuzey kalimdorunda bizim olması yönündedir hepinizi tekrar selamlarım
herkes sesin sahibini görmek icin kapıya baktı 2 savaşcı dev tauren kapıda dikiliyordu.
-Bu kardeşim darksars kuzey sınırımızı koruyan birliğin komutanı , Desosius hoşgeldin
-hoş bulduk kral Manthis ve Darksars sizi görmeyeli epey zaman olmuştu.
-evet sevgili dostum cok uzun hemde .
ksai bir durgunluk
-Taurenleri anlıyorum ve dediğim gibi bu topraklar sizindir bizim icin hic bir sakıncası yoktur.
Opista ceketinin cebinden kadim antlaşmayı getirdi ve masaya koydu eski kenarları yırtılmış olan parşömenin üstüdeki yazılar silindi ve yerine kendiliğinden yeni maddeler yazıldı . Kadim antlaşmayı kim bozucak olursa mutlak bir yıkıma uğrayacak olduugunu herkes bildiğinden imzalarini atanlar düşünerek attılar ve herkes imzaladıktan sonra parşömen tahtın yanındaki kücük sandıgın icinde konuldu.
- ben durator kralı Thrall ,maddeler asla bozulamaz yada değiştirilemez bu savaş sona erene dek maddeler hükmünü korur ve imzalay herkes maddeleri okumuş sayılır ve başındaki lanetden haberdardır ve şimdi büyük savaşın hazırlıkları başlasın ve alliance lere haberciler ulaştırılsın.
Kadim Antlaşmanın şartları şunlar:
1-antlaşma şartları bozulamaz.
2-1. madde değiştirilemez
3-taraflar söz verdikleri ve altta yazılı olan şekilde antlaşmaya uymak zorundadırlar.
4-müttefiklerin hakları :
Taurenlerarkshore ,exodar,winterspring ,ashenvale,azshara topraklarının hakimiyeti
Orclar: İronforge ,Dark portal’in ve eski toprakları Outlandın mutlak hakimiyeti ,istisna olarak Shattrah şehri ortak komisyaonca yönetilecek.
Troller: Zul’aman daki Amani krallıgının blood elflerin izni ile tekrar özgürlüklerine kavuşması ve eski Zul’grub ve Grubashi krallıklarının kurulması
Blood elfler: Amanilerin özgürlüğünü tekrar geri vermek ,stormwind ,Dalaran ve Teldrassilin mutlak hakimiyeti .
Tüm müttefklerin savaşda yerlerini alma zorunluluğu.
Maddeler bunları fakat undeadler konusu hala sürüyordu. zira onlarında antlaşmaya imza atmaları gerekmekteydi ve Razer ogrimmara cağırıldı.
(6. bölüm, 1. kısım sonu )


6.bölüm 2. kısım

Razer en kısa sürede ogrimmarda diğer lideler tarafından tanışmak üzere davet edilir. Büyücü derhal yola koyulur ve kısa sürede o da Ogrimmar topraklarına varır kapıda Opista onu karşılar.
-hrr hey büyücü iyi gördüm seni kilomu aldın yoksa muhahaha
Yolcular bu espiri ile bir kahkaha koyuverdiler Razer biraz bozuldu ama o da arkadaşlarına uydu ve kıs kıs gülmeye başladı.
-Hoşgeldin yaşlı büyücü onur verdin ogrimmar topraklarına kral seni bekliyor.
-diğerleri nerede
-Silver ve Avelorne ülkelerine savaşa hazırlık icin döndüler. Deso da buralarda bi yere gitmek icin hazırlık yapıyor.
-yaa nereye gidick acaba
-hrr bilmiyorum sen sorarsın
2 arkadaş saraya konuşarak vardılar. Savaş komisyonu tam kadro onu bekliyordu . büyücünün geldiği duyulunca Deso yada haber verildi saraya gelmesi icin.
-Hoş geldiniz Dalaran konseyi başkanı ve Yeraltı şehri lideri büyücü Razer.
-Hoş buldukk Kral Thrall sizinle tanışmakdan onur duydum.
-asıl biz onur duyduk ben Kral Manthis
-aa isminiz ve cesaretiniz karşı kıyılarda hep anılıyor kralım
-sizinde karanlık büyüdeki gücünüz hatta Dalaranın gücünü sizin sakladıgınız söylenir durur Kont Razer.
Razer dalaranla ilgili sözü duyunca biraz huzursuzlandı ama eski gülümsemesini tekrar takındı.
-ehhe bilirsiniz canavarların kol gezdigi bu dünyada herşey herkese yakıştırılıyor.
-oo hoş geldin büyücü efendi
-Komutann Desssosiusss bu ne şeref
-o şeref bize ait
-evett herkes burdaysa undead efendiyi dinleyelim.
Razera masanın başına gecti ve thralldan aldıgı söz ile konuşmaya başladı.
-Biz yeralti şehrinin halkıyız .Arthasın laneti ile hala yaşıyor olabiliriz ama asla birdaha Arthas’ın boyundurugu altına girmeyecğiz .Sizin bu konuda bize güvenmenizi temenni ediyorum ve bu güven sürecini hızlandırmak icin elimizden ne geldiyse yaptık. Kuzeyde şuan Sunstriderin tpraklarının sınırını büyücülerim ve savaşcılarım koruyor. Arthasın eastern plugdakı varlıgına tamamiyle son verdik. Gerci kendisi kuzeydeki kayıp kıtada buz krallıgında tekrar eski gücüne kavuşmaya başladıgının aberini aldık ama ne biz ona saldıracak nede o bize saldıracak gücde. Biz Arthasa isyan ettikten sonra horde müttefiklerinin yanında yer almayı tercih ettik cünki biz kendimizi sizlere daha yakın hissediyoruz. Korkak insanlar ve 2 yüzlü elflerin ne mal oldugunu biliyoruz titan soyundan gelen cüce krallıgı ise zaten kendini dünyanın derinliklerine vermiş durumda . Sonuc olarak bu savaşda sizin yanınızda yer almak ve daimi dostunuz oldugumuz göstermek isteriz ve topraklarımızı izniniz ile eastern plug dan hills branda kadar genişletmek istiyoruz ve dalaranı tekrar kurup yönetimini elimizde bulundurmak isteriz. diyeceklerim bukadar.
-Kral Razer konuştu varmı diyeceği olan. efendi deso ?
-bizim icin hic bir sakıncası yok kralım ama Dalaran konusunda şunu söylemek isterim kendisi eğer Dalaranı tekrar inşaa edicekse eski dalaran konseyi ve kurucuları blood elfler herzaman yardıma hazır.
-ohho bu cok memnun edici bir haber komutan anlayışınız icin teşekkür ederim . O zaman antlaşmaya sizde imzanızı atabilirisniz Razer dostum.
Antlaşma birkez daha masaya getirildi ve yine 4. maddeye undeadlerle ilgili kısım eklendikten sonra son imzada atıldı ve tüm üyeler savaş hazırlıgı icin ülkelerine döndü.
(2. kısım sonu)


7. bölüm
Madalyonun diğer yüzü

Horde cephesinde bunlar yaşanırken alliance larda gelişen olaylardan haberdar olmaya başlamıştı
fakat insanlar ve dwarftlar easterndeki topraklarında hala herşeyden bihaber yaşamaktaydı ama kalimdorda elfler ve draneiler gelişen olayları dikkatlice izliyorlardı.
Elflerin kralı Sparhawk kalimdora ajanlarını yollamış ve kendiside Draneileri ziyaret icin elciyi odasına cagırmıştı.
-hoşgeldiniz dranei sefiri
-hoşbulduk efendım beni görmek istemişsiniz.
-kalimdordaki hareketlilik bilirim ki sizin de gözünüzden kacmamıştır özellikle durator fokur fokur kaynıyor neler oldugunu biliyormusunuz?
-tarih bu iki ırkın büyük savaşlarına şahitlik etmiştir kralim orclar en son savaşda ırkımızı adeta katletmiştir ama sizin korumanızla eskisindne daha güclüyüz ve Draneiler
atalarını ve düşmanlarını asla unutmazlar tabiki ogrimmarı hep izliyoruz ogrimmarda büyük planların yapıldıgı aşikardır. Thunder bluff ona keza öyledir ama daha mühimi gecen ay bir blood elfin kücük bir orc birliği ile güneye tanarise dogru gittiğini ajanlarımız rapor etti.
-Eğer blood elfler ile birlikte bir plan yapılıyorsa bu iş tahmin ettiğimizden de büyük demektir.
değerli bilgileriniz icin teşekkür ederim sefirim lakin bu tip haberler elinize ulaştıkca bizide bilgilendirir iseniz sevinirim
elci krali onaylar şekilde kafasını öne eydi
-ve kraliceniz ile mümkünse en kısa sürede görüşmek isterim.
Elci, kralicenin haberini kalına iletmek üzere yola cıktı.
Kral ise daha detaylı bilgi edinmek üzere bazı yardımcılarını yanına cagırdı ve ashenvaledeki hareketlenme ogrimmardaki oalylarla ilgili haberleri almak icin bölge valiliklerini cagırttı.
Ashenvale valisi Julorian eski savaşlarda doğup büyüdüğü ashenvale topraklarını korumuş ve savaş bittikten sonra buraya vali olarak atanmıştır. Kendiside diğer night elfler gibi en büyük gücün doğada oldugunu düşünür ve ashenvale cehresini asla bozmamıştır.
Julorian moonglade deki ortak komisyonun kurulmasında baş rolü oynamıştır druidler icin büyük öneme sahip ve her yılın hac mevsiminde dünyanın dört bir yanından gelen druidler burada ırkı ne olursa olsun kardeşce yaşamaktadırlar ve doğaya olan ibadetlerini yapmaktadırlar.
Aynı zamanda moonglade geciş yolu üstündeki felwood ormanındaki demonları avlamak icin sık sık birlikler yollamkta ve buradaki demonlarla şiddetli catışmalar yaşamaktadır tabi güney sınırında taurenler ve orclar kendi varlıklarını hep hissettiriyorlardı. İşte
tüm bu olumsuzluklara rağmen bir rogue savaşcısı olan Julorian topraklarını yıllardır koruyor.
-Kuzeyden bir hipograf buraya geliyor
Şehrin hipograf iniş alanında muhafızlar gelen yolcuyu karşılamak icin alana gittiler.
-Hemen valiye haber verin bu yolcu kraliyetin armasını taşıyor.
-peki efendim
asker koşarak valinin makamına gitti.Bu arada ylcu kuşdan inmişti
-Ashenvale’ye hoşgeldiniz.
-Hoşbulduk derhal valiyi görmeliyim kralın emriyle gönderildim.
-Tabi buyurun bu taraftan.
Yolcu şehrin komutanı tarafından valilik sarayına gitti ,Julorian makamında onu bekliyordu.
Yolcu iceri girdiğinde yaşlı göbekli birini göreceğini zannederken karşısında belki yılların belki savaşların yüzünde oluşturdugu kırışıklıklardan başka yaşlılık belirtisi olmayan uzun sacları omuzlarından asagi dökülen oldukca dinç görünümlü bir elf karşısındaydı.
-Buyurun bana ne haber getrdiniz?
-Sayın valim kral derhal sizi görmek ister.
-konu ne
-ben sadece size kralın elinden cıkmış bu mesajı iletmekle görevliyim.
der ve cüppsinin altından bir parşömen cıkartır .Mesajı dikkatlice acan vali okumaya başlar.
”Pek değerli Ashenvale valisi Julorian , Güneyde bir hareketlenme olduğu gözünüzden eminim kaçmamıştır fakat aldıgım son havadislere göre olay sandıgımızdan da büyük gözüküyor sizinle bu konuyu konuşmak üzere saraya bekliyorum .”
Kral Sparhawk.
Julorian kralın kendisini bizzat saraya cagırmasını oldukca önemsemiştir ve hic vakit kaybetmeden Darkshore şehrine uctu ve oradan gemiyle teldrassil adasına gecti.

Darnassus, büyük elf şehri ormanın icinde eski taş yapıtlarıyla kalimdor üzerine bir abide gibi dikilen şehir.Amazon elf savaşcıları ve yaşlı ve dev entler bu şehirde elflerle beraber yaşayıp şehri korumaktadırlar.Vali şehre kıyıdaki bir elf gecidi ile gecer ve kral onu beklemektedir.
-Sevgili valim hoş geldiniz.
-Kralım.
-sevgili julorian sana kötü havadislerim var buyurun icerde konuşalım.
Vali ve kral kraliyet sarayının taş merdivenlerini cıkıp eski ejdehaların bıraktıgı agacın sardıgı sarayın üst katına cıktılar.

-Julorian ,draenei kralicesi moon ile bir görüşme yapacagım önümüzdeki günlerde bunun sebebi dün elcileriyle yaptıgım görüşmede bana hic hoşlanmadıgım haberler vermesi.Sanırım hordeler büyük bir savaşa hazırlanıyorar. Henüz kime saldıracakları belli değil ama oalyın icinde blood elflerde var. Sana bu son haberleri kendi agzımdan söylemek istedim olayın ehemmiyetini anlaysın diye
Valinin sıratı düşünceli bir hal almıştır.
-Kralım ,babanız malfurion uykuya dalmasından sonra sizin krallıgınız night elfler daha da güclendi. Bizde size layık birer hizmetkar olarak calışmaktayız.Bende güney sınırndaki hareketlenmenin farkındayım tauren prenslerinden Darksars sınırımızı durmadan taciz ediyor ne varki cesur askelerimiz şimdilik onları geri püskürtmeyi başarıyor fakat dediğiniz gibi tüm horde müttefikleri toplanırsa ve bize saldırmaya kalkarlarsa bune tk başımıza karşı koymamız cok güc olucaktır.
-bende Draenielerle bu yüzden görüşmek istiyorum zaten
-bence insanlara ve cücelerinde müttefikliğine ihtiyacımız var.
-Senin savaş tecrüben daha fazla tabi peki bunu Moon ile görüşeceğim ama insanlar tamahkardır bilirsin onlara güvenemyiz.
-Bence bu tür şeyleri bi kenara bırakalım efendim bir savaş cıkarsa bundan hepimiz payımıza düşeni alırız.

Kral ve vali konuşmanın ardından ayrıldılar ve kral exodara gitmek icin hazırlıklara başladı.


7. bölüm (2.kısım)

Kral Sparhawk ertesi gün Draenei şehrine gitmek icin yola koyuldu . Diğer taraftanda Exodar da kralın geleceğini duyan prenses Moon karşılama hazırlıklarına başladı ve kralı rıhtımda beklemek icin buraya gitti. Sparhawk, Draenei ırkını büyük orc katliamından korumak icin canlı kalanları himayesine aldı
onun büyüye olan ilgisi amcası olan İlliadan’dan gecmişdi. Sparhawk bir savaşda bulunmadı ama onun büyü gücü halkına büyük bir cesaret vermekteydi. Diğer taraftan draenei kralicesi Moon ise babasından aldıgı görevi yerine gterimek icin kimseyle evlenmemiş ve halkının rfaı icin calışmıştır kendisi cografi olarak taurenlere yakın oldugu icin shamanizmi onlardan görmüştür ve shamanizm üzerine calışmalar yapmıştır ama herkes onun sadece ülkesini düşünen bir kralice oldugunu sanmaktaydı aslında ilşler öyle değil cünki Moon yıllar önce ziyaretine gittiği insan krallıgının kralı Tiberiasa sevdalanmıştır ama hem böle bir evliliğin mümkün olamaması hemde statüsü gereği aşkını kalbinin en ücra köşesine gömmüştür.
Akşam gün batarken darkshore kıyılarından bir gemi göründü. Darnassus kraliyet armasını taşıyan gemi kıyıya yanaştı ve kraliyet muhafızlarından oluşan bir birlik gemiden indi ve en sonr kral gemiden cıktı onu bekleyen Moon hemen kralı karşıladı.
-Exodara şeref verdiniz Kral Sparhawk
-O şeref bana ait kralicem.
-Buyurun şehre gidelim
Yolda 2 lider yolculuktan ailelerinden ve ülkelerinin güzelliklerindne bahsettiler. Exodar şehri dev bir kule olrak yükseliyordu şimdi karşılarında şehrin icine girdiğinizde kristalden yapılmış zemin cok büyüleyici ve hayret uyandırıcıydı bu kristal draeneilerin exoqium kristalidir güclerini bundan almaktadırlar. Dev bir kristalin icine inşa edilmiş ve yerin altına dogru inen şehir mimari acıdanda gercekten bir şaheser idi draeneilerin kristaller ile ilgili calışmaları ileri düzeyde olup kristallerin gücünü kullanmayı öğrenmişlerdir.
Liderler şehrin icinden saraya girdiler ve son gelişen olayları konuştular.
-Ozaman dwarftlar ve insanlara ben en seckin savaşcılarımı göndereyim en azından kralları yakın kormamıza alırız.
-Bu iyi fikir ama onları elci olarak göndermen gerekir aksi takdirde bu şekilde bir yardımı kabul etmeyeceklerdir.
2 lider anlaşmaya vardılar ve Moon en seckin savaşcısını insan krallıgına elci olarak gönderdi bi takım diplomatik görüşmelerden sonra ama bu arada moonun aklında bişey daha vardı blood elf neden güneye gitmişti ?


2. kısım
Deso yanına 20 kadar orc süvarisi alarak güneye doğru yola cıktı. Barrens’den thousand needles’a gecti burada tauren shamanların daglardaki şehrinde bir gece kaldılar. Askerlerden tanaris bölgesi hakkında bilgi aldı .
-askerler şafak söküyor hazırlanın
orclar atlarıyla dagdan asagi taurenler tarafından yapılan asansorlerle indiler Taurenler kendilerine has yöntemle yaptıkları ipler ile bagladıkları asansörleri kendileri asagi salip cekiyorlar.Deso birlik ile shimmering flats bölgesini gecti güneye indikce sıcaklıgın arttıgı artık hissedilmeye başlandı atlar ve askerler tanarise daha varamadan bitkin düşmüşlerdi neyseki 1 günlük yolculugun ardından dagları aşan birlik tanarise gecti ve goblinleri şehri Gatgetzana vardılar.
-Bir orc birliği şehre yaklaşıyor
-satıcılar tezgahlara zaman para demek beyler hadi cabuk olun satabildiğimiz kadar mal satmalıyız .
-hey su deso değil mi
-evet ta kendisi ii ama orclarla işi ne hemde o yönetiyor birliği.
Deso ve askerler şehre girince goblinler başlarına üşüştü sıcak corbalar taze ekmekler ateşde dönen domuzlar .Orclar ve deso hic karsı koymadan kendilerini bi köşeye attı ve yemeklerini yemeye başladılar. Goblinler azerothdaki tek tarafsız ırkdır işleri sadece para kazanmak olan goblinler savaşda nekadar beceriksiz ise ticaretde tam tersi oranda iyi ve şanslıdırlar.
Ceşitli şehirleri bulunan bu tüccar ırk mesele kendi şehirlerinin güvenliği olunca gözlerini budaktan sakınmazlar tabi hic şansları oldugunu bilirler yinede bir araya geldiklerinde tehklikeli olabilirler. Savaşlarda silaha ihtiyac duyan tarafa hemen tedarik yapabilirler bu işlerden cok büyük paralar kazanmışlardır kralları yoktur ama bazı krallıklarda ekonomi ile ilgili geniş yetkiler kendilerine verilmiştir.
Şehrin yetkilisi, gece yalnız başına alliancelerin kuş duragına düşünceli bir şekilde bakan desonun yanına gitti.
-Efendi deso sizi görmeyeli cok uzun zaman oldu düşünceli gördüm sizi
-oo kücük dostum. evet cok uzun zaman oldu artık ejderha avına cıkmıyorum
o görevimi tamamladım. Artık daha mühim işler icindeyiz cok zor zamanlar bizi bekliyor goblin efendi .
Deso şimdi yüzünü gobline döndü o düşünceli bakışlarıyla gobline sordu.
-Son bikac yılda buralarda özellikle qirajilerle ilgili birşey geldimi kulağınıza
Şimdi goblinde biraz heycanlandı ve ürkek bir sesle desoya cevap vermeye başladı bu arada alliance kuşcusu olan cüce desodan huzursuz olup . kusu bagladı ve esyalarını hizli adımlarla evine gitti.
-Ahhh efendi deso, yıllar önce bir yolcu geldi bir blood elf üstünde eski püskü kıyafetler belliki parasıda yok gerci bir avcıydı muhtemelen kendi yemegini avlayarak karnını doyurmuş . Hic tekin birine benzemiyordu kırmızı gözleri şeytansı bir yüzü vardı ama genede o blood elf güzelliğine sahipti. Bize zul faragn yerini sordu ve şafak sökerken şehirden ayrıldı . o günden 1 hafta sonra zul farak da katliamın oldugu haberleri geldi . icerde tek bir troll kalmamıs. Onları kimin yada neyin öldürdüğü bilinmiyor ama ben biliyorm o yaptı o blood elf yaptı.
goblin ve deso sohbet ederek sabah ettiler ve deso tekrar yola koyuldu.


Deso tanarisin kuzeyinden atını sürdü Zul’farragın akıbetini görmek istiyordu şehrin önünde geldi ve iceriyi görmek icin atından inip iceri girdi orclar meşaleleri yaktı ve icerde yürümeye yol aldılar. duvarlarda kan izleri ve etrafta cürümüş kol ve bacaklar vardı . trollerin cığlıkları hala duyulabiliyordu sanki. Bu büyük vahşeti işleyenler yada işleyen insani duygularını yitirmiş olmalı diye düşündü kendi kendine deso ve bi tıkırtı duydu karanlıkda .
-Kim o kendini göster.
orclarda kılıclarını cektiler ve ses dogru yöneldiler.
-Durun du du durun ben Zilmac şehrin son üyesiyim.
karanlıkdan sesin sahibi olan yaşlı troll cıktı .üstünde yırtık ve pis bir cüpper vardı ve bir elinde bastonla topallayarak yürüyordu. Desonun yanına gitti ve bir kayaya oturdu.
-bende deso Zilmac burada ne oldu anlat bize
-yaşlı troll sanki o günlere tekrar dönmüştü ve yaşlanmış gözleri doldu ve aglayarak anlatmaya başladı
-Biz erkekler avcılık yapar şehrimize yemek getiriris kadınlarımız savaşcılarımızdır ve şehri korurlar. Bende koca bi geyik avladım ve eve dönüyordum. öhhöö öhhöö ıhm eve dönerken muhafızların yerlerinde olmadıgını gördüm . Şehre biraz daha yaklaştıgımda yerde ölü troller vardı. şehrin kapısına geldiğimde ise iceriden cıglıklar yükseliyordu. bakmaya korktum ama karım icerde onunla savaşıyordu biliyordum ve ona yardım etmeliydim ama ama ii iceri giremedim daha sonra iceri girip bi kayanın arkasına saklandım . İcerde bir leopar ve bir elf vardı blood elf herkesi öldürdüler karımın bogazını kesti . ( troll daha cok aglamaya başladı ve devam etti) Sonra elf ahn qiraj emanetini aldı ve lşehirden cıkarken beni farketti. o o gözler şeytansı gözler onları asla unutamam bana güleek baktı ve atına atlayıp güneye yöneldi.
Deso yaşlı adama erzak ve giyecek birşeyler bırakıp orclarla beraber atına atladı ve güneye yöneldi.Anubisi bu savaşta kendi saflarına cekme şansının az oldugunu düşündü . bu düşünceler le birlikte güneydeki böcek krallıgından gecti ve un’goro kraterine girdi . krater dev t-rex ler ve diğer dinazorların yaşam alanıydı.
Gece tüm dinazorların uyuduğu zamanda sessizce ormanın güneyinde dolaşarak kuzey batıdaki silithuıs gecidine varmak üzereyken bir t-rex önlerine cıktı ve orclardan birini dişleri arasına aldı .
-Atlardan inin etrafını sarın korkmayın kendinnizi koruyun onun dikaktini cekin arkasından saldırıcam.
Deso saga sola kacısan orcları kovalayan t-rexin arkasına gecti ve tam üzerine atlıcaktı ki cıktıgı kayanın üzerinden bir perrodax desoyu penceleri arasına aldı ve yükselmeye başladı .Ayaklarıyla kafasını sıkıştırdı.Kuş desoyu serbest bıraktı . bogazına ayakları ile tutunan deso bıraklarını cıkardı ve kuşun bogazı ters vuruşla kesti ve aşagı tam t-rexin kafasına atladı ve dinazorun kafasına sert bıcak darbeleri indirip hayvanı yere serdi.
Daha sonra askerler yola koyuldular. Günün ilk ışıklarında azerothun kum şehri Silithus’a vardılar.


Silithus, qirajiler tarafından yönetilen bir bölgedir ama sonra elflerle ve trollerle girilen savaşlar sonucu güneyde ki duvarların arkasına sürülmüşlerdir.
Ahn ’qiraj ve nerublar hakkına genel bir bilgi vermek gerekirfakat pek fazla bir bilgi yoktur. Sadece night elflerin hikayeleriyle kısıtlıdır.

Silithidlerin kökleri düsmüs tanri C’Thun’un Well oF Eternity’yi kullanarak olusturdugu avatarlari Azi Aqir e dayaniyor. Aqir in dünyaya gelisi Orclarin gelisinden 16.000 yil öncedir. Gelisleriyle birlikte o zamanin büyük gücü Trol Imaratorlugu Gurubashi ile binlerce yilsavastilar. Trollerin kazanmasiyla birlikte Silithidler 2’ye bölündü :

A.Nerubianlar

Bu örümcegimsi yaratiklar Northrend’e çekildiler. Ama burada Lich King e yenildiler ve büyük bir çogu ölü undead Crypt Fiend lere dönüsüler. Ve bugün büyük bir bölümü Lich King’e çalisiyorlar.

B.Qirajiler

Qirajiler, binlerce yil evrim geçirdikten sonra köklü bir sosyal sistem kurdular ve evrimlestiler. Güçlenip Night Elflerler ile büyük bir savasa girdiler. Night Elfler bu savasi kazandilar ve Qirajileri Silithus’un güneyine, Scarab Wall olarak bilinen yapinin arkasina sürdüler. Ve Qirajiler 10.000 yil boyunca tekrar güçlendiler.

İşte bugün Silithusun güneyinde yaşayan qirajiler asla o duvarların arkasından cıkmadılar zira tekrar özgürlükleri icin cıkıp savaşırlarsa cok büyük bir gücle düşmanlarını bertaraf edebilirler. İşte bu yüzden Silithusun kuzeyinde cenarion hold adında bir gözcü kule kuruldu ve buraya bir komisyon kuruldu .Deso ve birliği silithus gecidinde biraz dinlendikten sonra buraya girince cenarion holda kadar hızlarını biraz arttırdılar. Cünki etrafta trexlerden daha güclü ve tehlikeli kuc canavarları vardı. Kule muhafızları yolcuları gördüler ve bir night elf tepeden aşagı iki taurenle beraber indi.
-Hoş geldiniz askerler bu topraklara uzun zamandır kimse gelmemişti.
-hoş bulduk biz horde birliği tarafından gönderildik burada kısa bir mola verip güneye gidiceğiz.
Night elf biraz düşündü ve askerleri yukarı davet etti.
-Komutan beni izleyin askerler burda beklesin.
Deso ve elf bir binaya girdiler ve burda komisyon üyeleri kendisini bekliyorlardı.
-Kendimi tanıtmama izin verin . Ben blood elflerin baş komutanı Demethus oğlu Desosius .
bir tauren öne cıktı ve kendini tanıttı
-Hoş geldiniz komutan ben komisyon başkanı Draqius. Sizi buraya getiren nedir?
-Biz kral thrall ve Kral kael tarafından gönderildik. Ahn qiraj hakkında bilgi toplamak istiyoruz.
-Ahn Qiraj mı ? buna izin veremeyiz daha fazla güneye inemessiniz.
-Sayın başkan sizinle başbaşa konuşmak istiyorum.
Nigth elf ve Draneiler blood elfe şimdi şüphe dolu gözlerle bakıyorlardı.
Deso ve Draqius bir odaya gectiler.
-Burada bizi kimse duyamaz buyurun komutan
-Sayın başkan biliyorum sizin işiniz savaşlardan uzak sadece qirajileri güzetlemek ama horde birliği cok büyük bir istila icin hazırlanıyor. Kral Manthis de bizimle beraber, halkınız coktan savaşa hazırlanmaya başladı bile.
-peki sizin burada ne işiniz var.
-Ahn’qiraja gidiyorum. Savaşın seyrini değiştirebiliriz.
-Ahn’qiraj eskisi gibi değil.Duvarların arkası derin bir sessizliğe gömüldü.İcerden qirajilerin cıglıkları geliyor.Ölüm duvarların arkasında oraya gitmeni tavsiye etmem
-Bende bu yüzden gitmek istiyorum birinin izini sürüyorum. Savaşın seyrini değiştiricek birinin.
-Size tavsiyem komutan cok dikaktli olun orda her ne varsa qirajileri öldürüyor.
Koyu sohbet gece karanlıgında devam etti. ve silithusu sadece ay ışıgı aydınlatıyordu. nemli ve sıcak bir Silithus gecesinin o ölü sessizliği 2 gözcü asker tarafından bozuldu.
-Qirajiileeeer qirajileeeerrrr geliyooor.
deso ve başkan odadan fırladı .Başkan hemen istihbarat almak icin askerlerin yanına gitti.
-Noldu neler oluyor
-dev qirajiler duvarın yanında devriye gezerken birden duvarı kırıp cıktılar ve üstümüze saldırdılar.
-Kactane hangi tür
-yaklaşık 10 tane ve cok büyükler ve birde o dev cakal muhafızlrdan biri.
-Cabuk askerleri hazırlayın güneye gidiyoruz.
-Sizde hazırlanın orclar cabuk olun bizi takip edin.
Şimdi komisyon askerleri ve orclar beraber at sürüyor ve duvarların orada nelerin olup bittiğini öğrenmeye gidiyorlardı.
-sayın başkan neler oluyor qiraji denen ırkda cakalların ne işi var.
-Bilmiyorum dev cakallar 2 ayaklı 100 metre boyunda dev yaratıklar. bazı geceler dolunayda uluyorlar ama onları kim yarattı bilmiyorum fakat qiraji olmadıkları kesin ama onlarla beraberler.
Duvarın orda catışma tüm şiddetiyle sürüyordu.
askerler:
-lanet olsun su böcegi alın üstümden
-okculaaar şimdi
-ahhhh bacgımı kopardı aaahh
-lanet olsun nerde kaldı bunlar hepimiz ölücez
qiraji:
-Anubis’e itaat edinnn
A: -Bu lanet şeyde ne böyle
-O bir muhafız aah
-geliyorlaaar
Q:
-anubise itaat etmeyen ölecek

deso ve komisyon birlikleri alana geldiler hepsi attan indi ama orclar ilk defa qirajilerle karşılaşıyorlardı ve biraz korkmuşa benziyorlardı.
-Cesaretnizi kaybetmeyin askerler daire cizin etraflarını sarın . okcular atışa hazırlanın şimdiii
ucan qiraji böceklerinden 2 si öldü qirajiler şimdi yeni gelen birliğe ilgisini yöneltti.
-okcular hazır olun 3 er okcu bir böceğe nişan alsın .bekle bekle bekle şimdii
Yaratıklar bir bir ölüyordu ama dev cakal hala askerleri öldürüyordu.
-okcular dev yaratıgı nişan alın orclar cıkarın kılıcları.Okcular ateş.
yaratık oklar saplanında bir dizinin üstüne coktu ve elindeki kılıcı askerlere dogru savurdu.
-aahhhh
-tüm askerler cıkarın silahlarınızı hücum .
Deso ve askerler var gücüyle cakala saldırdı.yaratık her bir vurusunda beş altı askeri fırlatıp atıyordu. ama etrafı sarılan ve bir dizi üstüne cöken cakalın askerler üstüne cıkamyı başardı.
cakal tüm gücüyle askerlerden yakaldıgını ya elleriyle parcalıyor yada agzına atıyordu.
Komisyon üyeleri sonradan geldi ve tek sıra halini aldılar.
-Deso geri cekil.Komisyon size verilen özel gücleri qirajilerde kullanmanıza izin verildi saldırın.
Komisyon üyelerinin her biri ırkları ne olursa olsun orada bir birlik icindeydiler ve güclü qirajilerle savaşabilmeleri icin özel güclerle donatılmışlardı.Dev yaratık askerleri ve komisyon üyelerinin saldırıları karşısında hda fazla dayanamadı ve tamamen yere kapandı tam öldü sandıkları anda yaratık kulakları yırtarcasına tiz bir sesle cıglık attı ve ayaklareı üstüne kalkıp hızla duvardaki gecite girdi ve karanlıkta kayboldu.
-Lanet olsun huu şu koca şeye baksen ohhoo ölmedi lanet olasıca
Askerler bircok kayıp verdi ama kahkahaları yaratıgın karanlıktaki sesini bastırıyordu.
-Askerleriniz alışık galiba başkan
-Azeroth topraklarındaki en sık savaşan askerler karşınızda komutan ve evet ahn qiraja hoşgeldiniz bundan sonra icin hala fikriniz aynımı .
Deso dönüp orclara baktı ve hepsi duvardaki dev yarıktan iceri bakıyorlardı yüzleri bembeyaz olmuştu sanki o delikten iceri girek istemiyorlardı.Deso başkana döndü ve kafasıyla evet dedi.Daha sonra orclara dönerek
-Orc savaşcılar benimle zorlu ve uzun bir yolculuk gecirdiniz. eğer başkan izin verirse kulede bikac gün dinlenin ve ülkenize geri dönün bundan sonrasi benim tek başıma halletmem gereken bir olay.
-Hrr komutan sizi yarı yolda bıraktıgımız icin üzgünüz ama orada daha önce görmediğimiz bir şer alameti var .Oraya girmek istemiyoruz.
-Sizleri anlıyorum .Hepinize iyi yolculuklar

Deso atını şahlandırdı ve karazhanın at kralı alev yele ile birlikte siyahlıgın icine gömüldü.Gece boyunca at sürdü .saatler geciyor ama hala güneş dogmuyordu. En sonunda biraz dinlenmek icin attan indi.
-Evet alev yele bende korkmuyorum. bakalım eski dostumuz bizi görünce ne yapacak bizi öldürücek mi yoksa Şugarın ölüm haberini alınca son kararı ne olucak.
Karanlıgı derisi alev alev yanan atıyla yırtan deso atın eğerindne tuttu ve yürüyerek ilerlediler.
-Hossgeldinn
-kim o
-haahhaahhaaa
-Göster kendini korkak
-eski dostunu hatırlamadınmıı haahhaahhaa
-Andoliaa hıh eski dostmuş bizi arkamızdan vuran korkak . Göster yüzünü .
-Ahn qirajda bana Anubis derler. bana itaat ederler ahnqirajda ateşe bile ben hükmederim.
Birden bire dev meşaleler yandı ve deso kendini uzun ve büyük bir salonun tam ortasında buldu etrafı Anubis’in dev cakal muhafızları tarafından cevrilmişti.Deso yavaşca 2 elinide aşagı indirdi bıraklarının kınlarındna tuttu her an saldıracaklarmış gibi hazırlandı.
-ahhaa Desosius senin bu kahramansı hallerini cok seviyorum. Seni istesem coktan öldürürdüm.
Şimdi Anubis’in ses tonu sertleşti.
-Söyle bana deso .buraya neden geldin?
Deso ve Anubis şimdi yüz yüze bakıyorlardı ve kozlarını paylaşıcaklardı...


Anubis yavaşca tahtından kalktı ve Deso’nun yanına gitti.Yüzü elflerin o güzelliğinden mahrum kalmış hatta şeytansı bir hal almıştı gözleri ise alev alev yanıyordu.Hemen arkasından black morassin canavar leoparı da peşinden geldi ve hırlayarak Desonun etrafında dönüyordu.
-Burada ne işin var .
-Seninle konuşmaya geldim belki hala icinde bize dair bişeyler kalmıştır.
-hıh asıl sen kendine sordunmu bu soruyu.Ün, para, statü ,herşey senin lehineydi bense eski bir komutanın oğlu ama biz yinede iyi arkadaşdık değil mi ?
değil.Sen şugarı sevdiğimi bile bile gittin ve elindeki gücü kullanarak onu benden aldın.
-O zaten seni hic sevmedi bu işin sonu yoktu sende biliyosun
-kesss
Anubis desonun yüzüne elinin tersiyle bir tokat attı ve deso on metre geriye savruldu.
-yeter . Beni ,ondan uzaklaştırmak icin şehirden uzaklaştırmak icin şehirden uzak tuttunuz.
-Bunların artık bir önemi yok .cünki ...
-Çünki Şugar öldü .
Deso ,anubisin olayan haberdar oldugunu duyunca cok şaşırdı.
-ama nasıl..
-Neferianı kim haberdar etti sanıyorsun. Şehrin kapılarını ona kim actı sanıyorsun .Şugarı koruyamadın orada sen ölmeliydin.
-Aptalll bunu nasıl yaptın .Onu sen öldürdün.
-Ben de artık Andolia dan geriye hic birşey kalmadı .Yaptığım hic birşeyden pişman değilim Şugarın ölüşüyle andolia da tamamen öldü ve sen sadece bir ölünün mazisinde kirli bir hatırasın Deso. Benim icin hic bir önemin yok.
Anubis arkasını döndü ve oradan uzaklaşıcakken bunu fırsat bilen Deso sevgilisinin öcünü almak icin yerden bir şimşek gibi doğruca Anubis’in üstüne koştu ama görümez leopar anında Desonun üstüne cöktü .Omuzunun üstünden arkasında ayagının dibinde yatan komutana kücümser bir gülücük atan Anubis tekrar yoluna devam etti.
-Onu öldürmeyin kaderinde burada ölmek yok duvarın dışına atın onu.
Dev muhafızlar desoyu duvara kadar götürüp attılar. Deso o gece duvarımn dibinden ayrılmadı .gün ışıyıncaya dek sevglisini ve dostluğunu muhasebe etti .acaba soruları kafasında yankılandı durdu. Sabah güneş doğunca bir muhafız tarafından bulundu.
-Efendim ,iyimisiniz .cocuklar komutan desoyu buldum.
Askerler desoyu satına bindirip kuleye götürdüler.Deso gün boyunca hic konuşmadı taki komisyon başkanının bir cümlesi agızdan cıkıncaya kadar.
-Elf efendi siz bir ülkenin silahlı kuvvetlerinin başısınız belkide bu büyük savaşta baş komutan siz olucaksınız .Bu ülke yenilirse öldürülecek olan cocukları ,ayrı düşücek olan sevgilileri düşünün ve kendinize gelin lütfen .
Deso ,başkanın haklı olduğunu biliyordu;ayrı düşücek sevgililer.... Kendi yaşadığı acıyı kendi halkınında yaşamasını istemiyordu ve ayaga kalktı.
-Haklısınız sayın başkan bu savaşın kaderi bu topraklardaki şerle olsun yada olmasın bizim lehimizde değişicek.
Deso atına atladı ve kuleden inerek gözden kayboldu.


 
#HER SAVAŞ, STRATEJİNİZE BİR YILDIZ OLSUN#
 
 
FRATIOUS
Kayıt : 10.10.2006
Mesaj : 1190

Level 8

19.03.2008 18:43:39    

Stormwind city...
-Bir kuş inişe geciyor hazırlanınnnn
-hoş geldiniz sayın elci
-hoş bulduk biran önce odama yerleşmek istiyorum müsadenizle o sandıga dikkat ediniz icine kıymetli eşyalarım varda.
-Peki efendim.
Dranei ,odasına yerleşti ve herkes odadan cıktıktan sonra sandıgı acıp silahlarını güzelce dizdi. Aslında cok yorgundu ama kralı ziyaret etmeden dinlenmek olmaz deyip saraya gitti.
-Beni rica etsem saraya götürürmüsün asker.
-Peki efendim.
Askerler şehre devamlı gidip gelen diplomatlara alışkınlardı ama bu dranei sıradan bir diplomata hic benzemiyordu.Daha cok bir savaşcı gibi görünüyordu nitekimde öyleydi.
-Kralım Draenei elcisi şehrimize geldi ve sizinle görüşmek ister.
-demek geldi.Tamam alın makamıma .
Draenei ,bir calışma odasına buyur edildi .icerisi kücük cılıs güneş ışıklarının girdiği sadece saatin tık tık sesleri ile sessizliğinin bozuldugu bir odaydı.Kralın ayak seslerini dutan Draenei ayaga kalktı ve kral iceri girdi.
-Hoş geldiniz sayın elci
-hoş bulduk kral Tiberias.
Kral da ilk defa böyle giyinen bir diplomat görmüştü ve şaşkınlığını dile getirdi
-acık söylemeliyim en az askerlerim kadar bende şaşırdım ilk defa sizin gibi bir diplomat görüyorum. kabalıgımı mazur görün.
-efendim bende sizinle bunu görüşmek istedim. ben aslında bir diplomat değilim evet burada elcilik işlerini yürüteceğim ama aslında işim bu değil.
Kralın yüzü şimdi ciddileşti ve sordu
-Neden burdasınız peki?
-kalimdorda birşeyler oluyor. Orclar ve taurenler devamlı hareket halinde.Hatta gecen aylarda bir blood elfin oggrimmara giriş yaptıgı rapor edildi.
-yani
-buraya sizi haberdar etmek icin ve olası bir saldırıda şahsınızı korumak icin özel olarak secilerek gönderildim.
-yaa demek öyle .hangi cüretle böyle bir küstahlığa kalkıştınız Biz insanlar kendimizi koruyamazmıyız yani.Biz ki size soykırım yapan orcların canına ot tıkayan bir ırkız bizim kimseden korkumuz yok.
-Efendim yanlış anladınız ben insanların özellikle şahsınızın nasıl savaşcılar olduğunu biliyorum.ama tamamen iyi niyetle gönderildim ve aynı zamanda gidip dwarftlarla da görüşmem gerek.
-Peki kalimdordaki hareketlilikten bize ne
-efendim silvermoonda bu işin icinde olabilir.
-Silvermoon bize saldırmaz onlarla eski bağlarımız kopmuş olsa bile bize ihanet etmezler. hah o night elfler düşünsün neferianı şehre sokanın night elfler olduğu söylenir durur.
-ama bu yalan biz kralla konuştuk eğer böyle birşey yapmışlarsa en azından bizden saklamazlardı kralicemiz birebir konuştu elf kralla.
-Bilirim neakdar dürüst olduklarını bilirim ama ozaman kim cıkarttı bu yalanı
-Blood elflerin kendi saflarında olmasını isteyenler olamaz mı?
-Thralll. tabi ya olabilir ama yinede kalimdor topraklarında hic bir hükmümüz yoktur.Eğer size bir saldırı düşünüyorlarsa bu sizin sorununuz.Ayrıca blood elflerin bu savaşa gireceğini sanmam o oggrimarda ki blood elf Desosius.
Silithus komisyonundaki temsilcilerimiz birkac hafta önce onun kuleye uğrayıp güneye ahn qiraja gittiğini rapor verdi.
-Ahn Qiraj mı ?
-ewt bende anlamadım ne işi war bir blood elfin orada.Qirajileri tekrar serbest bırakmak gibi cılgınca bir fikirleri olduğunu sanmıyorum.
-Efendim qirajiler night elflrin kadim düşmanıdır. Eğer böyle bir planları varsa ve bunun icin blood elfler seferber olduysa kesin onlarda işin icinde.
-hmm olabilir. ama yinede gözcülerim ve menethil’deki askerlerim en ufak bir hareketlenmenin olmadığını söylüyorlar.
-Efendim belki bu sizin savaşınız olmayacak ama eğer kalimdor düşerse bilin ki sizde yalnız kalacaksınız ve fazla dayanamazsınız.Zaten cüceler kendilerini kazmaya ve değişik makinelere vermiş durumdalar.
-Yeter bana akıl vermeyin sözüm budur şimdi cıkabilirisniz.
Draenei kralın öfkeli bakışları arasında odayı terk etti ve odasına cekildi.


Area peak kalesi bundan yüzyıllar önce birbirinden ayrılan dwarfların wildhammer kolunun kalesi oldu ve ironforgedeki kardeşleriyle ilişkilerini kestiler.Bu şehrin savaşcıları ironforgedeki cücelerle aralarında yaptıkları savaşlardan dolayı cok kırgındılar ve Bronzebeard larla araları pek iyi değildi ama yinede 2 krallık arasında dev bir gecit vardı ve ticaretleri sürüyordu ve görüşüyorlardı.hinterlandslılar daha savaşcı bir ırk oldu yaşadıkları coğrafyaya bağlı olarak daha cok düşmana sahiptiler. İşte bu klanın şefi Leonidas’di .Babası krallıgı zamanında blood elflerin saldırısı sonucu hayatını kaybedince başa kendisi gecti ozamandan beridir bu toprakları ve wildhammerleri güvende ve zenginlikle yönetmiştir.Diğer taraftan ironforgeliler yine dünyadan uzak eski uldamandaki ataları gibi kazmaya başlamışlardı. İronforge kralı Emq yaşlı ve bilge bir kraldı fakat dünyadaki uzun süren barışın her an bozulabileceğinden haberi yoktu .Uzun yıllar önce kendisinden ailesinin yaptıkları icin özür dileyen ve af isteyen dark iron klanı lideri Efendy kısa sürede kralın güvenini kazanmıştı ve krallıgın üst dizey bir bölümünü yönetiyordu .Buradaki işi krallığa karşı oluşan mevcut tehlikeden kralı haberdar etmek ve azeroth daki olup biteni yine krala iletmek.Kendisi büyücü bir aileden geldiği icin gücüne cok güveniliyordu ve kendisine özel bir warlock birliği verildi. Cücelerde hayat böyle gecerken insan kraldan beklediği desteği göremeyen draenei elcisi alliance yi uyandırmak icin cücelerlede konuşmaya karar verdi. Kücük seyahat cantasını hazırladı ve odasından cıktı
-Asker,cüce şehrine nasıl gidebilirim.
-Efendim şehrimizde cücelere ayrılmış bir bölüm var .Sizi götüreyim.
Asker,elciyi cücelerin calışma alanına götürdü .sokaklarda daha önce hic görülmemiş değişik makineler vardı ve cüceler durmadan bişeylerle uğraşıyorlardı .O kadar işlerine dalmışlardı ki draeneiyi farketmediler bile .
-Kuşla gitmicekmiydim.
-Efendim cüceler sayesinde ironforge ve stormwind arasında uzun kuş yolculuğuna gerek kalmıyor.
Draenei cok şaşırdı ve konuşurlarken kücük bir tünele girdiler.Tünelin sonunda büyük bir salona girdiler .Burası bir metro istasyonuydu Draenei duvarlarda yanıp sönen ışıklı tablolara yerdeki metro hattına bakarken agzı acık kaldı.
-şaşırtıcı deil mi efendim?
-Ha ney aa evet bu bunlar ne
-Bunlara cüceler ray diyorlar.Yaptıkları taşıma aletleri bu raylar üzerinde gidip geliyor.
-Bu Bu ses ne
-haaha korkmayın efendim metro aracları geliyor.
büyük bir gürültü ile rayın takip ettiği tünelin karanlığından bir taşıma aracı cıkageldi icinden 3 tane kel ve bilindik cücelerden daha kücük cüceler cıktı. cüceler aralarında bir konu hakkında hararetli bir şekilde konuşuyorlardı ve draeneinin yanından gecerken nazikce selamladılar.
-Hadi efendim hemen binmeliyiz.
-Buna mı
-evet efendim buyurun
Asker ,elciyi zorda olsa bindirdi ve metro hızla yerindne fırladı
-aaaaa
-efendim sakin olun hihhiii
-AAAAAAAA
-efendim lütfen bu metro kuştan kat kat hızlı bi makine cücelerin icadı.
Cok gecmeden ironforgeye vardılar.
-Yolcular insiiiiin
Draenei ve asker yere ayak bastılar ve elci bir sandalyeye kendini attı.Biraz dinlendikten ve cevresindeki aletlere biraz baktıktan sonra tekrar ince bir tünelden gecip ironforge icinde gectiler.Etrafta havada uçusan pervaneli makineler ,askerlerin elinde tüfekler vardı.
-Bunlar nedir
-bunlara helikopter diyorlar efendim .Kuş kadar hızlı bir alet ve dünyanın derinliklerinden cıkarttıkları bir sıvı ile calışıyor.
-ya şu askerlerin ellerindekiler.
-Onlar ise tüfek aynı ok gibi ama icinde kuşun dedikleri ici barut dolu kücük toplar var ve gercekten ok ve yaylarımızdan daha güclü bir alet.
Elci etrafında olup bitenleri hayretle izliyordu.Bukadar gelişmiş bir ırk kendi taraflarındaydı ve eğer savaş olucaksa kesin onlarında yanlarında olması gerekti.
-Efendim benim daha fazla ileri gitmem yasak ben şehre dönüyorum size iyi günler.
-Peki asker saol
Asker tünelden gecerken son kez el salladı ve tünelin sonundaki karanlıkta kayboldu.Bu arada elci etrafına bakınırken bir muhafız yanına geldi.Kalın sesli ve kabasakallı sert görünüşlü cüce elciyi baştan aşagı süzdükten sonra elciyi sözlüye cekmeye başladı
-İronforge ’ye hoş geldiniz.Bir draenei görmeyeli cok olmuştu
-hoşbulduk asker ben insan ve cüce krallığı icin gönderilen elciyim kralınızla konuşmam gerek.
Sakalını okşayan cüce şüpheli gözlerle elciyi terkrar süzdü
-Bu gibi işlere artık kral bakmıyor hem kralımız dünyanın derinliklerini kazıyor acısı hala dinmedi .Dünya ağlıyor o da bunu kalbinde hissediyor.
-Ozaman fazla derine inmiş olmasınlar hahahaa
Cüce elcinin espirisine hic gülmedi hatta hırıldadı ,elcide bunu farkedince hemen ciddileşti
-şaka yapmak istedim sadece
-Sizi kralımızın baş yardımcısı efendy’e götüreyim .Kralımızda tünellerden geldiğinde onada haber verilecektir.
Cüce,elciyi büyücülerin bulunduğu bölüme götürdü .Burası daha sessiz bir bölgeydi.Şehrin bu tarafında adeta bir ölü havası vardı.
-siz burada bekleyin.
cüce dagın taşları oyularak yapılmış evlerden en büyügüne dogru gitti ve iceri girdi.
-Efendim bir ziyaretciniz var.
Asker iceri girdiği sırada mazı kimyasal sıvılarla deney yapan efendy gözündeki garip gözlükleri cıkardı ve üst kata cıkarak kşim oldugunu sordu
-Bir draenei efendim .Elci oldugunu söylüyor.
-Elci mi? alın iceri
Cüce dısarı cıktı ve elciyi iceri buyurdu
-Hoş geldiniz sayın elci
-hoş bulduk .Sizinle görüşebileceğimi söylediler ama ben kralla konuşmayı tercih ederim
-Kralımız şuan daha mühim işlerle uğraşıyor.
-Kralınız ozaman dünyada hangi konular daha mühim bir kez daha sorgulaması gerekli.
-Nicin geldiniz?
-insanları ve sizleri uyarıp alliance yi tekrar kurmak icin görevlendirildim.
-haahhaahh alliance he .
Şimdi o yılan gibi sesini dahada soğuklaştıran Efendy surat ifadesinide dahada ciddileştirerek konuşmasına devam etti.
-Siz ve night elfler kendinize eğlence arıyorsunuz diye bukadar insanı savaşa sokamayız.
-Ben zaten bir savaştan bahsetmiyorum tam olarak ne planladıklarını bilmiyoruz.
-Bana bakın sayın elci ,biz sizler gibi toprak peşinde koşan bir ırk değiliz.Dünyada olucak her savaş bizim acımızı daha cok korluyor kralımız bu yüzden kendini tekrar madenlere verdi.
-Siz artık birer titan değilsiniz .Unutmayınız ki baş yardımcı ,sizin aileniz toprak ve iktidar hırsı yüzünden dark iron klanını mahvetti ve ragnaros denen şeytanı uyandırdı.
-Sen hangi cüretle benimle bu şekilde konuşursun
Cücenin sesi şimdi dışarı kadar cıkıyordu.
-Bana kendini anlatma Efendy senin servetine servet katmak icin kralı madenlere yönelttiğini ve burada kral gibi yaşadığını biliyoruz.
-Senii lanet olası drae..
-Ne oluyor buradaaaaa
Kral Emq odaya girdi ve o dolgun sesiye duvarları inletti.
-Kralım
-Kralım
-Neler oluyor burada dedim Efendy
-Efendim bu draenei krallığımıza küfretti ve beni düzenbazlıkla suçladı
Kral ateş gibi yanan sakallarını okşayarak draeneiye dondu
-Ne diyorsun sen be adam?
-Kral emq,ben buraya sizinle görüşmek icin gönderildim bu adamla değil ve ayrıca en ufak hakaretde bulunmadım .Buraya elci olarak gönderildim baş yardımcınız olan..
-Yeter kesin. Efendy gercekten böyle birşey varmı bilirsin ben bu dağdaki herşeyi bilirim
-Hayır efendim küfür etmedi ama bana
-Kes .dışarı cık
Efendy tüm öfkesini agzında bir ateş topu biriktirmiş gibi toplamıştı sanki ve bu ateş az sonra gözlerindne cıkacakmış gibi bakarak odadan cıktı.
Kral diğer cücelere nazaran daha iri ve kuvvetli duruyordu belindeki dev baltasını masanın üstüne bıraktı ve sandalyeye oturarak elcininde bir sandalyeye oturmasını işaret etti.
-Yardımcımın kusuruna bakmayınız.Kendisi nekadar yıllar önce pişman olup bize sığındıysa da hala ailesinin o kibirli kanını taşıyor.
-efendim ben ...
-lütfen izin verin .Ben cok yaşlı bir kralım ve krallığım boyunca bu topraklara yapılar inşa ettim.Krallığımı daha da zengin ettim ve en önemlisi halkımı daha mutlu kıldım.Bunu savaşlardan uzak durarak yaptım.Biz Khaz modan’da şehrimizi kurduk ne kimseye karışırız ne görüşürüz.Sadece insanlarla ticari bazı ilişkilerimiz var.Bunun haricinde tamamen icimize kapalı yaşarız.Bizim soyumuz Uldamanlılara dayanır.Uldaman’dakilerinde titanlara .Titanlarda bu dünyayı yaratan varlıklardır.Biz yeryüzünde savaş oldukca dünya daha cok kana battıkca daha cok mutsuzlaşıyoruz ve artık bir savaşa katılmamaya karar verdik ve bu kararımız katidir.
-Efendim biliyorum ki siz bilge bir kralsınız ve gördüklerim hayal bile edilemeyecek şeyler.Krallığınız cok ilerlemiş.Eğer düşman saldırısında hazırlıklı bir cüce ordusu karşılarına cıkarsa düşmanın hic şansı kalmaz.
-Bizden ne isteyebilirler ki
-zenginliğinizi efendim. ve ayrıca siz tehlikede olmasanız bile kuzeydeki akrabalarınız tehlikede .
-Leonidas mı? hıh onlar savaşcı bir klan
-ama tek başlarına zayıflar ya saldırıya uğrarlarsa yardım etmecekmisiniz.
-bana bakın elci .sırf night elf ve draeneiler orcların ve taurenlerin düşmanca hareketlerine maruz kaldı ve bir blood elf ogrimmardan cıktı diye insanlarımı tehlikeye atamam
-Siz tüm bunlarııı ..
-Siz söylediniz ben bilge bir kralım .Herşeyden haberim var ayrıca efendy’i kücümsemeyin ve evet sayın elci sanırım bu konuşma burda bitti.
Draenei beklediği desteği cücelerden de alamamıştı .Son bir umut olarak kuzeye,Hinterlands’a yöneldi...


Draenei ironforgedende eli boş ayrıldı ve hinterlands’a doğru yola cıktı. loch Modan’dan cıkıp dev dag tünellerini aşan draenei gece olduğunda Wetlands bölgesine vardı. İnsanların kıyı şehri Menethil harbor şehri tarafından kontrol edilen bölge kuzeydeki orc karakolu tarafından taciz edilen bir bölge .Elci bir agacın dibinde geceyi gecirmek icin durdu ve bir ateş yakıp uzandı. Fakat cok gecmeden karanlık bataklıktaki tek ateş farkedildi. Draenei bir avcı oldugundan etrafta ki tuzakları yada tehtidleri hemen anlayabilirdi dolayısıyla ilerideki calılıkların icinde birinin dolaştıgını farketti.Yavaşca tuzagı yere bırakan draenei tam ayaga kalkacakken calılıkların arasındaki şey birden yerinden ok gibi fırladı
-hıaaaaaaaaa
pat die bir ses ve saldırgan kapana yakalandı
-hihhii demek bir insan korucu he bi draenei ye saldıracaksan 2 defa düşüneceksin
tam sözünü bitirip buzu cözmek icin yerdeki ateşi almaya arkasını döndügü sırada 2 gözünün ortasına bir kılıcın sivri ve buz gibi ucunun dokunduğunu hissetti.
-Asıl bir insan hakkında erken hüküm vermiceksin
-voav etkileyici
-Kimsin sen
-Ben Aglarond draenei elcisi
Konuşma esnasında buz kırıldı ve arkadaki kolcu yere yıgıldı ve yavas yavas ateşin yanına sürünmeye başladı
-hmm haberin gelmişti ama senin stormwind’da olman lazımdı burada işin ne
-hinterlandslı cücelerle konuşmaya gidiyorum.
-warhammerlarlamı cok sert cücelerdir dikkatli ol.
-merak etme insan efendi,senin ismin ne bu arada
-Ben Zeus Theramore kalesi komutanıyım.
-burada ne işin var peki
-Senin ne işin varsa bende aynı sebeple buralardayım yani sana kuzeyde yol arkadaşlığı yapıcam.
Aglarond ve Zeus cabuk ısındılar birbirlerine sabah saatlerine tepelerdeki orc birliğinden bikac orc aşağıdaki gürültüyü kontrol etmek icin tepeden aşagı indi sonra tekrar yukarı döndüler.
-Orclar var yukarda gördünüz mü?
-Evet ama kücük önemsiz bir birlik benim işim değil zaten hadi keyfine bak onlar hep orda merak etme herhangibir tehtidleri yok.
Kolcular sabah olunca yola koyuldular zeus menethilli askere teşekkür etti ve yola cıktı.Wetlandsın kuzeyine doğru ilerlerken dönen olaylar üzerine konuşuyorlardı. eski köprüden Arathi highlands gectiler .Yeşil ve verimli topraklarda Refuge pointe ve kuzey dogusunda hammer fall birliği vardır.Refuge pointe bölgesine yaklaştıklarında bir catışmanın oldugunu gördüler .Orclar ,karakola saldırıyorlardı.
-Dagilmayin stormwindin cesur askerleri dayanııın
-oooawww hepinizi öldürücemm
-neler oluyor orda cabuk yetişmeliyiz.
Zeus atından indi ve orcların arasına fişek gibi daldı.Aglarond ok atark yaklastı ve sonra o da kılıcını cekti ve savaşmaya başladı.
-Askerleer basin gecidini koruyun.
Zeusun ve Aglarond arkalarından geldiğini gören orclar zeusun göğsündeki Theramore kalesi armasını görünce heen kacmaya başladılar.Cünki o arma sadece kalenin şövalyelerinde bulunan bir arma ve orclara büyük arbeler indiren şövalyeşer olarak bilinirler.Orclar gittikden sonra aşagı birliğin kampına inen Zeus ve Aglarond neler oldugunu öğrenmek icin komutanın yanına gitti.
-Neler oluyor komutan neden saldırdılar?
-Efendim bu sıralar orc saldırılarında büyük bir artış var .Hatta undercityli zombileri bile onların yanında görüyoruz neyseki menethilden zaman zaman asker takviyesi oluyor ama böyle giderse dayanamıcaz.
-Pekii ne istiyorlar.
-Biz burada arathi basin bölgesinin alliance atarafını kontrol ediyorus .Bu bölgenin özelliği tamamen bir taraf tarafından ele gecirilirse topraklarında yaşayan canlılara cok özel gücler veriyor olması. Zeus ve Aglarond’un kafasında artık hordelerin ne düşündüğü ile ilgili net fikirler oluşmaya başladı.
-Ne düşünüyorsun?
-Orclar durmayacaktır ve anlaşılan undeadlerde yanlarında.
-Ozaman gerceken horde tüm üyeleri ile tekrar kuruldu.
-Eğer bu olduysa bizi büyük bir savaş bekliyor.Ben burdan dönüyorum draenei kardeşim önce kaleme dönüp savunma hazırlıklarını başlatmalıyım daha sonra stormwinda geleceğim.
-Peki kardeşim sen cesur bir askersin seninle savaşmak benim icin bir onurdu.
-O onur bana ait.
İki kolcu arahthi highlands’da ayrıldılar .Zues göreceğini görmüştü şehrine dönmek icin menethil harbordaki gemilere gitti.Draenei ise kuzeye Aerie Peak cücelerinin yanına gitmek üzere yoal cıktı...



Aglarond ,aerie peak topraklarına girdi ve vakit kaybetmeden klanın lideri Leonidas ile konuşmak istedi.Diğer taraftan kalesine dönen Zeus kalenin şövalyelerini topladı ve durumun ne oldugunu anlattı ve hemen kale savaş hazırlıklarına başladı o da oradan tekrar stormwinda gecti.Aglarond ise isteksiz ironforgeli cücelerden sonra kuzeyli cücelerdende pek bişey beklemiyordu.
-Hoş geldin elci ironforgeden haberin daha cabuk geldi.
-Hoş bulduk Leonidas ,sizinle mühim bir konu hakkında konuşmak istiyorum.
-Kralım saldırıya uğradıık
Aeria peak kalesi gözcüleri orc ve trollerden oluşan hinterlandsın dogu kıyılarında yaşayan herde birlikleri tarafından saldırıya uğramıştı.
-bir asker kacmayı başarmış efendim aşagıda
-hemen yanına götürün beni
Kral merdivenlerden aşagı inerek askerin yanına gitti ölmek üzere olan asker son sözlerini söyledi
-Kralım cok kalbalıklar .Troller,o o orcla..ar unndedle..er e e efendim.
-Tüm askerler kaleyeee cabuk olun hipograflar hazır olsun .kapıyı sürgüleyin
Cok gecmeden kalabalık bir horde ordusu orcların ve trollerin cıglıklarıyla gecenin sessizliğini yırtarak kale önüne geldi.
-Efendim sayıları cok fazla ve toplarla gelmişler burada kalırsak ölürüz İronforgeden yardım cagırmalıyız.
-Tamam cabuk olun bir haberci tez gönderilsin.
kalenin burcundan aşagıdaki canavarların oluşturdugu orduyu gören leonidas aeria peak icin artık sonun başladıgını anlamıştı ama burası onların eviydi ve burayı ne pahasına olursa olsun korumaları gerek idi.Ordu kale önüne geldi ve iclerinden bir orc kale kadar geldi.
-Efendim bir undead sizinle konuşmak istiyor.
-hmm konuşalım bakalım
Leonidas aşagı indi ve dışarı cıktı.karşısında bicimsiz bir zombi vardı kendi kendine şunun şuracıkta kafasını kopartıvereyim dedi ama konuşmak zorundaydı o cücelerin kalın sesiyle gürledi
-Ne istiyorsun zombi
Zombi sanki bogazlanıyormus gibi cıkan sesiyle
-Efendimiss Razer kaleyi teslim etmenizi istiyor eğer kabul ederseniz ironforgeye dönmenize isin vericek.
-Razer haa demek sonunda horde sizi kabul etti o cürümüş yumurta gibi kokan efendine söyle kaleyi almak istiyorsa önce kıcımı öpmesi lazım
Bu sözü duyan askerler hep bir agızdan kahkahayı koyuverdiler ve kendilerine bir cesaret gelmişti.
-bu küstahlıgınısı canınısla ödeyeceksin Leonidass
-merak etme sana nakit cıkartıcam zombi haahhaa
Leonidas kalesine geri döndü aglarond kralın cesaretine hayran kalmıştı o da biliyordu bu ordu karşısında kale sabahı bile görmicekti.Horde cok gecmeden mancınıklarıyla ateşe başladı
-Askerler siz warhammer soyundan geliyorsunuz.Büyük titan Khazın soyundansınız bu dünya bizim bu kale bizim bis istemedikcede bunu kimse değiştiremicek.
-hooa hoaa hooaa
Askerler leonidasın cesaret verici konuşması ile dev mancınıkların verdiği hasarın sesini kendi cekic sesleriyle bastırıyorlardı.
-Kimse yerinden ayrılmasın cesur olun
Şimdi horde şehre saldırıya gecti. dev undeadler bir ceşit insan taşıyıcı aracları kaleye dogru itiyordu
-Silahtarlar ateşş undeadleri hedef alın kafalarına dogruca
Cücelerin elindeki ironforge yapımı tüfekleri keskin nişancıların elinde birer savaş canavarı gibiydiler. ama yineden bukadar uzak mesafeden undeadlerin kafalarını vurmak zordu ve yapılar kale surlarına yanaştı .
-Cıkarın cekicleri hinterlands cüceleri Khazın sakalı adına tek bir düşman canlı kalmasın .
Kalenin üst kısmında surlarda büyük bir carpışma yaşanıyordu alt kısımda ise kadınlar ve cocuklar kalenın büyük salonunda korunmaya alınmıştı.
-Taurenler geeelsin
Dev taurenler ellerinde yoldan söktükleri agaclar ile arkadalrdan cıktılar ve kapıya tüm gücleriyle vurmaya başladılar.
Bu arada haberci ironforgeye varmıştı.
-Kral Emq yu görmeliyim
-Kralım bir kuzeyli sizi görmek istiyor.
-cagırın gelsin
Bu arada kralın beynini cürüten ve zehirleyen büyücü efendi de oradaydı kuzeyden bir cücenin gelip felaket tellalıgı yapmasını istemiyordu
-ama efendim o kibirli cücelerle görüşmemelisiniz.
-Sus Efendi
-kral emq ,kralım
-konuş asker ülkenden ne haberler getirdin.
-haberler vahim kralım .Aerie peak düşmek üzere yardımınıza ihtyacımız var.
-Ne düşmek üzere mi ?
-Evet efendim dev bir horde birliği kalemize saldırıyor şu aralar.
-Khazın sakalı adına hemen yardım etmeliyiz.
Bu söz efendinin hic hoşuna gitmemişti ve kralı destek gönderme fikrinden caydırmak icin kralı ikna cabalarına başladı.
-Kralım onlara yardım etmemeliyiz.
-Ne diyorsun sen be adam bunu nasıl söylersin.
-Kralım horde cok güclü eğer orada desteğimizle yenilirsek bir sonraki hedef biz oluruz.Onların planları arasında ironforge yok dikkatleri üstümüze cekmemeliyiz.Hem ayrıca olabilecek birhorde saldırısında bütün gücümüzü kullanmalıyız ama bize sıgınmalarını söyleyebiliriz fakat asla asker göndermemeliyiz.
Yaşlı kralın kafası karışmıştı. Büyücü kralı güclerinin de etkisiyle zehirliyor ve gücsüz kılıyordu.
-Peki efendi senin dediğin gibi olsun
-Asker efendine söyle ironforge kapıları size daima acıktır.Burası anavatanınızdır ama asker gönderilmeyecektir.
-a ama kralım
-son sözüm budur asker git kralına ilet.
Haberci hemen hipografına bindi ve ülkesine dogru uctu.Hinterlandsda işler gittikce kötüleşiyordu.
-Efendim daha fazla dayanamıcaz.tüm askerler surlardan gelenleri püskürtmeye uğraşıyor.ama aşagı yolda hızla geliyorlar.
-Dayanmalıyız .Emq coktan yola cıkmıştır.
-efendim gelselerde bir gün bile yanamayız
-dayanmalıyız asker tek şansımız bu
Kral şimdi cok daha kızgındı ya kral asker göndermiyorsa nolucaktı diye sordu kendine.
-Elci siz stormwinda dönün hordelerin buraya saldırdıgını onlara söyleyin bu savaş tüm azerothu saracaktır.
-Sizi bu şekilde bırakamam Leonidas sizin yanınızdayım
-tam bir draenei gibi konuştunuz. pekala cesur asker
Güneyden bir kuş görüş alanlarına girdi ve kral hemen ulak kuşlarının konacagı yere gitti.
-Gel asker mutlu haberlerle gel.
-Kralım maalesef kral emq ironforge kapılarının bize hep acık oldugunu oranın bizim anavatanımız oldugunu söyledi ama ...
-ama asker devam et
-ama bu savaşda bize yardım etmeyeceklerini söyledi.
Leonidas sırtından bıcaklanmış gibi hissetti kendini ve zihni bomboş oldu artık hic birşey düşünemiyordu caresizlik ruhunu sarmıştı.
-Kralım sakın kendinizi böyle bırakmayın.Bu askerler sizden güc alıyor.Bu karar kralın karar olmadıgını ikimizde biliyoruz.o büyücü kralı zehirliyor.
-Efendii tabii yaa kesin o yılan emq yu vazgecirmiştir.
-Peki ozaman madem orası bizim anavatanımız bizde oraya sahip cıkarız.
Bu arada horde kalenın üst kapısından girmek üzereydi .
-Hemen kadınları ve cocukları arka cıkıştan kşlarla yollayın atları hazırlayın anavatanımıza dönüyoruz.Khazın evlatları eve dönüyor.
Cüceler sistemli bir şekilde geriye cekilmeye başladı. kadınlar ve cocuklar hipograflarla ironforgeye gönderildi.
Geri kalan cüceler ise ic kapıları kilitleyip atları ile dagın icinden hinterlands dısına cıktı ve ironforge yolunu tuttular ve artık warhammerların yüzyıllarca evi olan aerie peak kalesi artık warhammerların rüyalarında yaşacayacak ve cocuklarına anlatıcakları bir anıydı.
Hordeler ise kapıalrı kırdıklarında icerde sadece sessizlik ve ölü cüceler vardı.
-Kacmisslar korkak böcekler.Efendi Razer bu habere cok sevinecek.
Büyük horde planı başlamıştı artık...



(Tekrar bugün)

Anubis dünyadaki tüm canlılara düşmanlık güdüyordu ve Hinterlands saldırısını cabucak öğrenmişti ve hordelerin allianceyi hazırlıksız yakalamalarını istemiyordu 2 tarafta tüm güclerini savaşta bitirmeli ve en zayıf nokataya kadar düşmeliydiler işte ozaman sahneye cıkacak ve tüm dünyayı ele gecirecekdi.Daha hordelerin toplanıp hinterlandsa yola cıktıgını duydugu anda o da tiberiası harekete gecirmek üzere yola cıktı ve kendini bir blood elf elcisi olarak tanıtarak Tiberiasi büyük savaşdan haberdar etmişti.
(1. bölüm bu olayla başlamıştır.)
Tiberias, blood elflerin daha stormwind icin saldırı planı yapmadıkları durumda coktan savaş hazırlıklarına başlama emrini verdi. Daha sonra hemen ironforge’ye gecti.
-efendim kral Tiberias sizi görmek ister.
-Tiberias mı neden bekletiyorsun cabuk al
-Kral Emq sizi selamlarım
-Hoş geldin sevgili oğlum cesur kral Tiberias.Seni bu zor günümüzde yanımızda görmek bize güc verdi.
-Zor gününüzdemi ne oldu?
-Haberin yok mu? hinterlands düştü
-Ne diyorsun sen kim saldırdı
-Horde .peki sen neden geldin?
-Blood elfler bana elci gönderdi şehri teslim etmemi istediler.
O anda salonun kapısı bir tekmeyle acıldı ve iceri tüm öfkesiyle leonidas girdi.
-Bana ihanet ettin emq bnu nasıl yaparsın onca kadın ve cocuk ya öldürülseydi. Bizi yüz üstü bıraktın emq işte bu yüzden 3 klanın lideri asla olamadın sen asla gercek bir kral olamadın.
-Benimle bu şekilde konuşamazsın ben sadece..
-Sen sadece kendini düşünen bencil bir kralsın .o yanındaki yılan tarafından zehirlenen zavallı bir kralsın
-Sen bana nasıl yılan dersin
-Senin boynunu kopartıcam pis yılan
-yeter leonidas sus artık ileri gidiyorsun o da dark ironların lideri.
- O bir hayin emq gözlerini ac artık bizi zayıflatıp tüm cücelerin lideri olmayı planlayan pis bir hayin.
Şimdi efendi köşeye sıkışmış bir fare gibiydi ama yineden leonidasa her an bir büyü fırlatıcak gibi duruyordu.Bu arada Tiberias olup bitenleri büyük bir şaşkınlıkla izliyordu ve Emq bu söylenenler ile birlikte sanki biraz kendine gelir gibiydi.Leonidas ise büyücünün üstüne yürümeye başladı.
-Seni pis yılan seni ezicem
Efendi birden bire üstüne gelen leonidasa dogru bir büyü attı ve ortadan kayboldu.
-aahhh lanet olsun nereye gitti bu
-Derinliklere gitti leonidas derinliklere ama onu bekleyen ölüm dünyanın en derin yerinde bile onu bulacak cekicimle kafasını ezicem.
-Ahh emq seni yalnız bırakmamalıydım bu yılanla
Emq ve leonidas birbirlerine sarıldılar ve eski büyük leonidasın gelişiyle tekrar eski kuvvetine dönüyordu.Bu arada oalyları uzaktan izleyen draenei iceri geldi ve krallara büyük savaşın başladıgını söyledi.
-Bu sahne bana ve halkıma büyük cesaret verecektir işte alliance nin bu tabloya ihtiyacı vardı. Şimdi evime dönüp batnın krallarına bunları anlatmalıyım ve sizi de uyarmalıyım.Horde tüm müttefiklerini topladı azerothrun her iki kıyısında büyük saldırılar olucak . gücünüzü birleştirin ve savaşa hazır olun tam draenei odadan cıkacakken emq elflerin ve draeneilerin liderleriyle görüşme isteğinde bulundu.
Aglarond menethilden Zeusun kalesine gecti ve buradan cok hızlı bir şekilde ashenvaleye uctu oradanda ülkesine gecti.
-Kralicem Aglarond geldi
-Sonunda dönebildi iceri alın.
Moon aylardır habercisinden mutlu haberler beklemekteydi.
-kralicem sizi selamlarım
-söyle cabuk aglarond neler oldu hinterlandsda ne oluyor.
-Cücelerin kuzey şehri düştü kralicem.Hordeler büyük bir savaşı başlattı ve zorda olsa dogunun 3 lideri birleşti ve sizinle görüşmek isterler.
-Demek leonidas düştü peki ..
-yaşıyor efendimiz ironforgeye gecti kalan birliği ile birikte.
-Bu güzel ozaman cabuk sparhawka haber verilsin ve uygun bir yerde toplanılsın.
cüce krallar ,Tiberias ,theramore kalesi komutanı zeus ve Moon Theramore adasında cok gizli bir toplantı yapmak icin buluştular.
-Alliance kralları hepinizi selamlar ve toplantıyı acmış bulunmaktayım.Ben bu kalenin komutanıyım. kalemde bütün hazırlıklar tamamlandı Hordeler ise büyük bir savaşa hazırlanıyorlar. tüm azerothu işgal etmeye hazırlanan bir horde ordusu karşımızda böyle muazzam bir ordu karşısında tek tek asla bir varlık gösteremeyiz .bizi ezip gecerler.Bu yüzden istihbaatı iyi yapıp ilk bir sonraki adımda nereye saldırıcaklarını tespit etmeli ve orada gücümüzü birleştirmeliyiz.
Sparhawk söz istedi ve sakin bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
-Sevgili zeus bize cok önemli bilgiler verdi. Bende size istihbarat konusunda bilgiler vreceğim elimde hordelerin bundan sonra buraya saldıracaklarını bilmekteyim.
-Bunu nereden biliyorsun sparhawk yoksa blood elflerle görüşüyormusunuz.
-sevgili leonidas biliyorum cok zor durumdasın ama bana güven bizde en az sizin kadar tehlikedeyiz ama soguk kanlı olmamız gerekiyor.
-Ozaman bize bu bilgiyi nereden öğrendiğini söyle
-o zaman işte bana duydugunuz güven azalabilir beni yanlış anlamanızdan korkuyorum.
-tamm beyler sakin olun bu erkekleri hic anlamıyorum dogrusu... devam edin kral sparhawk ve bize haberinizin kaynagını acıklayın lütfen
-Pekala bilgi bana anubisden geliyor.
odada bir sessizlik oldu kimse onu tanımıyordu cunki
-anubisde kim
-Anubis’i kral leonidas belki Andolia ismi ile hatırlar.
-Leonidas Andolia ismini duyunca yerinden fırladı
-Ne diyorsun sen be adam .O iblisle nasıl görüşürsün.
diğer krallar hala bişey anlamamıştı ve kralice onun kim oldugunu sordu ve sparhawk devam etti
-Andolia bir blood elf babası eski bir komutandı ama oglu kendini karanlık sanatlara verdi ve babasının ölümüyle ortadan kayboldu sonra ülkeye döndü ve kendisine kuzey easterni koruma görevi verildi o da icindeki kötülüğü bu topraklarda yaşayanlara kustu tabi bunda sevdiği kız prenses şugarın desosiusu sevmesi de vardı.Bu oalydan dolayısıyla leonidasda nasibini aldı.Daha sonra blood elfler gittikce güclenen ve kontrolden cıkan elfin üstüne tüm gücüyle saldırdı ve ordusunu yok etti. O da izini kaybettirdi.Bana bir blood elfin güneye gittiğini söylemiştiniz kralicem .İşte o elf deso imiş.
ondan yardım istemiş.Şugarın ölümünü bizim üstümüze yıkmış. ama andolia gercegi biliyormuş ve onu kovmuş. ve bize yardım etmek icin bana geldi bir gece yarısı;pencerem acıktı ve ben tam uykuya dalacakken penceremde bişey oldugunu sezdim.gözümü actıgımda o simsiyah pelerini ve kıpkırmızı gözleriyle karşımdaydı ve bana herşeyi anlattı.Qirajilerin efendisi oldugunu ve adının artık anubis oldugunu söyledi bende yardımını kabul etmek zorunda kaldım .
-Sevgili sparhawk verdiğiniz bilgilere güvenmek zorundayız. belki bu bir tuzak olabilir ama riski göze alıcaz cunkı dengeli bir ordu daglımı ile bile horde saldırısını durduramayız.
Liderler o gün gec saatlere kadar planlar yaptılar ve günün sonunda draenei ordularının ve night elf ordularının kaleye getirilmesi kararlaştırıldı.
2. büyük savaş;Theramore savaşı başlamak üzereydi ve hordeler hi bişeyden habersiz alliancenin tüm ilgisini doguya kaydırdıgını zannederek savunmasız zannettikleri theramore cıkartması icin blood elf ve undeadlerden aldıkları desteklerle tam 2 koldan kaleyi sardılar. bir kol denizden sarıcak ve kaledekilerin denizden kacmasını önleyip saldırıcak,bir diğer anabirlik duratordan yola cıktı ve kaleyi karadan sardı...
Bu arada taurenler elflerin ve draeneilerin savas sırasında kaleye yardım göndermelerini önlemek icin barrensin kuzeyine bir karakol kurdular ama coktan destek kaleye ulaşmıştı bile ....




Theramore Savaşı 1.bölüm
Orclar kaleyi karadan ve denizden sardılar.Kalede ise bir ölüm sessizliği vardı.Bu tabiki bazılarının dikaktini cekti.
-Kralım sizce de kale fazla sessiz değil mi?
-hrr evet öyle opista bu işte bişey var ama artık ne olursa olsun kaleyi ele gecireceğiz artık dönüş yok.
Orclar gemilerden indi ve agır silahlarıyla kaleye karsı mevzilendiler.Karadan gelenlerin cogunlugu ise taurendi onlarda mancınıklarıyla kaleye belirli bire mesafeye geldiler.Manthis opista ve thrall kale kapısının önüne gitti opista biraz daha ilerledi ve o canavarsı sesiyle kaleye seslendi
-İnsanların kalesinin komutanı kimse cıksın ve bizimle görüşsün.
bir süre sessizlik oldu ve kale kapıları acıldı aynı anda surlardan okcular cıktı sadece insan askerleri kendini gösteriyordu hallbuki kalede nightelfler ve draeneiler de vardı.Zeus kalede nightelflerin druid kolunun komutanı ceyhun ile bekliyordu.
-Ben dısarı şartları konuşmaya gidiyorum ceyhun birşey olursa kale komutası sende
-Sen merak etme insan dostum hic birşey yapamazlar .
Zeus atına atladı ve kaleden cıktı ve oldukca neşeli bir yüz ifadesi ile manthis ve thrallın yanına gitti
-Hey cocuklar sizleri burada görmek ne büyük süpriz.Manthis ,thrall naber yahu hangi rüzgar attı sizi buraya.Manthis boynuzunumu kısalttın sen hic yakışmamış .
Manthis,kendisiyle dalga gecen zeusa hemen sinirlendi
-hmmss hmmsss zeus ileri gidiyorsun sabrımı taşırma
-tamm dostum snde hemen kızıyorsun.Ne istiyorsunuz?
-Hrr kaleyi teslim edeceksn yoksa taş üstünde taş kalmayacak.
-bunun icin miydi bunca zahmet e buyrun alın ozaman tabii alabilirseniz.
Zeusun yüz ifadesi birden değişti ve sinirden kıpkırmızı bir hal almıştı yüzü. hordeler birden bire zeustaki değişimi ve cesaret doluı bakışları görünce şaşırdılar.
-Demek kaleyi teslim etmiyorsun olacaklardan sen sorumlusun kadın ve cocuk kimseyi ayırt etmeden öldüreceğiz.


Her iki taraf yerine döndü.Bu arada darksars kuzeyde barrens cıkısını kapatırken.Hic ummadıkları draeneilerden bir saldırı geldi.Stonetalon daglarındaki tauren birliğine Aglarond komutasındaki birlik saldırdı.Birliğin başında Amoth vardı.
-Saldırıııı draenei saldırısııı
-hmmss askerler silahlarınızı alın cabuk cabuk cabuk
Birliğin oldugu sunrock da draeneiler ve taurenler arasında kıran kırana bir catışma başladı taurenleri gafil avlayan draeneiler birliği ele geciriyordu.
-yüzbaşım karmalısınız draeneilerin sayısı cok fazla ve askerlerimiz daha fazla tutunamaz barren yolu tutulmadan kacmalısınız.
-Lanet olsun bunlara cabuk sen ashenvale gecidince git ve darksarsı uyar bende aaa al sana lanet draenei. bende ogrimmara gidiceğim.

Amoth karakolda mücadele sürerken kacmayı başardı.
-Efendim amoth kacıyor.
-Bırakın gitsin bizim görevimiz burayı ele gecirmek ve draenei ordusuna en kısa gidiş yoolunu acmak hem ayrıca amothu hafife alma tek başına bile cok tehlikelidir.Git ve kralice moona haber ver.Birlik gönderilsin.
Bu sırada theramorede dev ogrelerle iş birliği yapan horde kaleye saldırmaya başlamıştı.
-Mancınıklar hic susmayaacaaak.Gece oldugunda gökyüzünü bizim oklarımız bizim ateşli toplarımız aydınlatacak.theramore de tek insan oglu görmek istemiyorum.İnsanları geldiklerine pişman edices.
-haaarrrrrr
Orclar kralın konuşması ile daha cok vahşileşiyorlardı. mancınıklar kalenın duvarlarını döverken ogrelerde kapıyı kkırmaya calışıyorlardı.
-Şu kötülüğe bak ceyhun bukaar büyük bir orduyu bukadar büyük bir nefreti ve insani duygularından kurtulmuş binlerce canavarı nasıl durdurucaz.
-Sabırlı ol dostum. Alliance hic bir üyesini yarı yolda bırakmayacaktır artık.
Hava kararmış ve duvarlar iyice zayıflamıştır artık. Kalenin icine sınırlı sayıda yerleştirilen müttefik gücleri her an duvarda acılabilecek bir deliğe karşı veya kırılmak üzere olan kapıya karşı hazır durumda beklemeye başladılar. Mancınıkların şehrin ortasına attıgı dev kayalardan kacarak tabi.
-hey manthis bak bir subayın geliyor.
-Kralım.
-Ne oldu Amoth karakolu nedne bıraktın
-Efendim ..
-Söyle Amoth
-efendim karakol düştü.Dağ gecidini tutamadık.
-Ne diyorsun sen asker.Nasıl tutamadın kim saldırdı
-Draeneiler, cok ani oldu ve sayıları 3 kat fazlaydı.
-Thrall napıcaz.
-Bilmiyorum.
-efendim ben Darksarsı uyarması icin bir askerimi yolladım.
-hrr Darksars barrensi tutabilir ama her 2 tarafı tutmak icin birliği bölmesi lazım.
-artık cok gec Opista .Draeneiler bizim buraya saldıracagımızı biliyordu şuan coktan dagların bölgesine girmişlerdir.
-Ozaman tuzaga düştük .tüm alliance saldırıdan haberdardı.
Krallar şaşkınlık icindeyken denizden vücutları titreten bir borazan sesi duyuldu.Yedi denizin hakimi ironforge krallıgı o büyük dillere destan gemileri ile yaklaşıyordu.O anda kalenin kapısı kırıldı.
-Horde saldırıınn
-elfleer hazııır şimdii
Surlarda yankılanan elf boruları ile elf okcular yerlerindne cıktı ve horde üzerine ok yağdırmaya başladı.
-hrrraaaaaaaaaarrr lanet olsunnn sizeee hepinizi öldürücemm.Orclaaarr ileriiii
Thrall düştüğü tuzak karsısında cook sinirlendi ama muazzam bir güc oluşturan horde kalenin kapısından kolayca iceri girdi.
-haa hhaaa cüceler bu denizlerin hakimi sizi yeşil suratlar topları ateşleyiin
Denizde cüce kuvvetleri horde gemilerini bir bir batırmaya başladı. sonra gemilerdeki askerler birbirlerinin gemisine atlayıp svaşmaya başladılar.
-Gelin bakalım troll pisliklerii Khazın cekici sizi bekliyooor
Emq dev mürettebatı ile denizdeki savunmayı hemen aştı.
-aman tanrım şu orclara bak
-kralım gemiden inmemelisiniz gercekten cok büyük bir ordu var
-delirdin mi sen asker bukadar orcu bi arada görüp gemidemi beklicem haaaaaa biraz orc avlayalım bakalım.

Kralım denizden cüceler birliğimiz aştı geliyorlar.
-Opista birliğini al ve deniz tarafını tut.
-Peki efendim. askerleeer beni takip ediin.
-taurenler hic bir canlı kalmayacak herkesi öldürün
bu sırada draenei ordusu stonetalon daglarından gecen dranei ordusu barrense gecmek üzereydi.Ordunun komutası Aybars adında bir draenei shamandaydı.Aybars genc yaşta orduda en yüksek mevkilere ulaşmış yetenekli bir subaydı.
-Draeneiler,siz yorulmak nedir bilmezsiniz.Sizler aileniz orclar tarafından katledildikten sonra sadece öc icin yaşadınız ve bugün kendiizi dünyaya ispatlama zamanıdır.İnsan dostlarımıza yardım edices ve yerde kalan kanımızın öcünü bütün kalimdoru orc kanıyla boyayıp alıcaz.
Bu sırada coktan birliğini alıp kuzeye ashenvaleye dogru giden aglarond ise darksarsın onu beklediğini bilmiyordu.Darksars ordularını güneyden gelicek birlik icin hazırlamıştı ile
-Druidler,hepiniz görünmez olun.Diğer askerler kimse birşey belli etmesin.Gelen bir avcı birliği.Bizi saklansakda görürler.
-efendim geliyorlar.
-tamm herkes yerine.
aglarond avcı birliği ile karakol baskınının bir tekrarını darksarsa uygulamak istiyordu.
-asker durum ne
-efendim az kişiler hata beklediğimden daha az ve tüm ilgileri ashenvale üzerinde.
-bu cok ii arkalırını tamamen kapatıcaz. yavaşca ilerleyin kimse ses cıkarmasın.
Aglarond ve askerler sessiz bir şekilde birliğin yanına kadar sokuldu.Tabi yanlarına onlarca druid tauren oldugundan bi haberdiler.
-ilerleyin ilerleyin. dur.
-o da ne
Aglarond yanınaki calılıklarda bi ses duydu calılıklar oynuyordu ama kimse yoktu ve o anda anladı.
-Bu bir tuzaaak
druidler ayı formunda cıktılar ortaya ve saldırmaya başladılar.Geri kalan tauren birliğide draneilere saldırdı.darksars etrafa totemler dikti .Şimdi draeneiler ateş sacan totemlerin ortasonda kısılıp kalmıştı ve cok kısa sürede birliğin yarısı öldü.
-Askerler geri cekiliyorus.
-efendim kacıyorlar.
-dur. ava giderken biz avlanmayalım unutma karsımızda avcılar var ne gibi tuzak hazırlarlar bilemezsin.Ayrıca hic bir gücü kalmadı. bizim işimiz buray korumak.
Aglarond ve geri kalan 15 asker koca horde topraklarının ortasında kala kalmıştı.
-nereye gidecegis efendim.
-tharemoreye gidip birliğe yetişelim .

Barrensden theramore bataklıklarına gecen draenei ordusu hızlı adımlarla kaleye dogru ilerliyordu.Kalede ise horde hazırlıklı bir allianceyi bile yıkmak üzereydi.
-haaaa tek bir insan bırakmayın ,manthis biraz zayıfla istersen ayı formunda oldukca cok yer kaplıyorsun. hahahhhaaa
-ahhrr bir ayıyla sakın dalga gecme orc hahhhaa elfleri öldürelim.
Ceyhun ve zeus kalenin en yüksek kulesinden savaşı izliyorlardi
-cüceler geldi ama kaleye ulaşmaları zor görünüyor.
-ozaman biz onlara ulaşırız.




Theramore Savaşı 2. bölüm
iki komutan hazırlandılar ve süvarilerini toplayıp planı anlattılar.
-askerler tüm gücümüzü bir yola verecegiz. kalenin duvarları ile horde arasına bir yol acıp bu you denize ulaştırabilirsek cücelerle baglantıyı kurabiliriz.
ceyhun ve zeus önderliğinde ki bir süvari birliği tüm gücüyle hordeye saldırdı.
-aaaaaaaaaaa askerler acımayın yolu acın piyadeler süvarilerii koruyuun
Süvari birliği kaleen cıkayı başardı. piyadeler hordların süvarilerle arasında birer koruma gibi set cekmişlerdi.
-süvarileri durduruuuun
-Opistaya söyleyin bizden kurtulurlarsa ona arkadan saldıraklardır.
Süvariler bir taraflarını kale duvarlarına vererek diğer taraflarında ki orcları keserek ve önlerin cıkanlarıda ezerek ana birlikden sıyrılamyı başardılar. opistanın kıyıdaki birli ile ana birlik arasına yaklaşık bir kilometre vardı ve opista tüm kıyıyı bir duvar gibi kapatmış cücelerin gecmesine izin vermiyordu.

-hrr haaaarrrr cüceleri öldürüüüün
-tüfekleri getiriiiin
Gemiden sandıklar halinde kumsala indirilen tüfekler arka sıralardaki cücelere dagıtıldı hepsi barutlarını hazırladıktan sonra.
-cüceeler eğiliiin.
ön saflarda orclarla savaşan cüceler yere yattılar ve tüfekciler 2 sıra halinde dizildiler ve önce ön ssıra sonra arka sıradakiler orcları avlamaya başladı.
-Bu lanet silahda neyin nesii
-tüfek derlermiş efendim yaydan daha kuvvetli oldugu söyleniyor.
-orclar ölüyor. sırayla hepimizi öldürücekleer.
-Hheeeey opiistaa ne oldu heee barutlarımın kokusunu almaya başladınmıı haahhaa
-Seni kendim öldürücem pis cücee mancınıkları denize cevirin.
-efendim ama hic kayamız kalmadı.
-cevrin dedim
-şimdi kum doldurun
Opista cok büyük ve deneyimli bir kumandandı tüm dünyanın en iyi komutanlarınan thrallın en iyi öğrencisi oldugunu kanıtlamıştı
-ateeeşş
mancınıklar kum dolu ince torbaları cücelerin üzerine atmaya başladı.Kumdan hic kimse yanındakini bile göremiyordu.cüceler tamamen savumasızdı saga sola ateş edip birbirlerini öldürmeye başladılar.
-orclar etraflarını sarın.
-askerleerr kumdan kacııın denize deniizeee
-kralım bizi öldürücekler.
-ne olursa olsun buradan ayrılmıcaz o kalye yardım etmeliyiz.
Bu sırada süvariler batıdan gümüş zırhları ile arkalarında batmakda olan güneşin kızıllıgı ile göründüler.
-ceyhun işte ordalar o birliği kurtarırsak cücelerler buradan saldırıp kalemizi tekrar alabiliris.
-hadi ozaman dah ne bekliyoruz.
-süvarileer calın borularınızıı
Savaş boruları hep bir agızdan calındı ve süvariler opistanın ordusu üzerine at sürdüler.
-efendim insanlar geldi.2 taraftan sıkıştırıldık ne emredersiniz.
-toparlanın birligin yarısını bu tarafa kaydır ve arada 20 m mesafe kalsın
Şimdi opistanın ordusu tekrar tek bir set şeklini aldı ama boylamasına kesilmiş bir set bir taraf kıyıdaki cüceleri tutmaya calışıyor diğerleri gelecek süvarileri karşılıcaklardı.Opista arada eziliceğini biliyordu...


-Opistaya yardım etmeliyiz.kalenin gücü azaldı zaten eğer cüceleri orada durduramazsak bşladıgımız yere döneriz.
-Dışardaki tüm birlikler kıyı birliğine yardıma gidiyoruz .cabuk oluun
Orclar taurenler ve az sayıda blood elf ordusu kalenin icini temizlemek üzereydi.Thrall ve manthis ordusunun büyük kısmını şimdi kıyılara cevirdi.Bu arada zeus ve ceyhun da opistanın ordusunu ezip gecti.Kalede tam bir kargaşa vardı okadar kalabalık bir horde ordusu iceri girdiki askerler rahat rahat savaşıcak alan bile bulamıyordu yerler ölü askerler tarafından kaplanmıştı hatta iki kat asker ölüsü tabanı neredeyse kaplamak üzereydi ama sayıca kat kat üstün olan horde kaleyi tamamen ele gecirmek üzereydi .
Kıyıda ise ilk once süvarilerin gelişiyle ibre allianceye dönmüştü.
-efendim bakın insanlar bize yardıma gelmeyi başardı.
-şu işe bak insanlara yardıma geldik ama onlar bize yardım ediyorlar haahaa saldııırııın
-süvariler durmak yok denizdeki dostlarımıza yol acmadan durmamalıyız.
-orclaar dayanıın siz thrallın kanını taşıyorsunuz onun cesur askerleri korkmamalı dayanın .
-komutanım daha falza tutamayıs .süvariler mancınıkları yıktıgı an cücelerde bize saldırıcaklardır tam gücleriyle
-hrr burada kapana kısıldık thrall nasıl olurda süvarilerin iceren cıkmasına izin verir.
Zeus ve ceyhun kendilerine dönük olan orcları ezerek ortadaki boş hatta uzandılar ve mancınıkların cücelere ateş acıtıgnı gördüler ve onalrı yıkmak icin harekete gectiler.
-zeus ben mancınıkları halledicem sen opistayı hallet
-tamam
Zeus ve thrall karmaşanın icinde birbirlerini buldular.
-haa gel bakalım insancık
-Opista bugün işler istediğingibi gitmiyor ha ne dersin ?
-görücezzz haarrrr
opista zeusun üstüne atladı 2 komutan da ikişer kılıc kullanıyorlardı. okadar seri hareket ediyorlardıki kılıcları her savuruşlarında yeren kum kaldırıyorlardı ve her kılıc darbesinde kıvılcımlar cıkıyordu.Zeus dövüş sırasında yerdeki kuma vurarak opistanın gözüne kum kacırdı ve bikac seri darbeyle opistanın kılıclarını düşürdü daha sonra göğsüne attıgı tekmeyle opistayı yere serdi.
-Sana söylemiştim Opista bugün senin günün değil.haaaaaaa
zeus opistanın üstüne koştu ve havaya sıcrayarak opistanın üstüne inicekken opista cok cevik bir hareketle kendini yana attı ve belindeki kücük keseden cıakrdıgı tozu zeusun yzüne fırlattı.Zeus’un birden gözünde herşeyin bicimi değişti opista ona agzından kan damlayan bir ejderha gibi göründü aklını yitirmişti ve kacmak icin cabalarken opista yerden aldıgı kılıcı ile zeusun kellesini gövdesinden ayırdı.
-Zeeeuuusss haayırrr
ceyhun birliğini opistaya yöneltti ama kaleden dogru büyük bir horde birliği üstüne dogru gelmekteydi.Cüceler zeusun ölümünü duyunca yıkıldılar.Savaş alliance icin bitmişti ki . kalenin orada garip bir cıglık duyuldu ve kırmızı exodar kristalleri etrafa sanki kan sacıyorlardı ...Draeneiler gelmişti hemde öyle bir geldiler ki yüzyıllarca iclerinde biriktirdikleri öc duygusunun kendilerine verdiği gücle kaledeki tüm hordeyi ezip gectiler.Aglarond ve Aybars zeus ve ceyhunun kıyıda oldugunu öğrenince oraya yöneldiler ve kıyıda inanılmaz bir savaş başladı.
Deniz tarafınan itibaren ;cüceler -opistanın birliği ve süvariler ic ice arkalarında thrall ve manthisin orduları onların arkasından ise draeneiler geldi.
-ceyhun süvariklerini deniz tarafına sür cabuuk olun
ceyhun süvarileri bir araya topladı ve denize dogru atını sürmeye başladı zaten opistanın birliği cok zayıflamıştı.
-cüceler şimdi ateşş
-draeneiler ateeşşş
alliance hordeyi 2 taraftan sıkıştırdı,ok ve kurşun yagmuruna tuttu.
-Burada ölücez manthis .
-Buradan hemen kacmalıyız biz ölmemeliyiz burda değil dostum .Opista kuzeye daglara dogru sürüyoruz askerlerine emir ver
-askerler kralıı koruyuuunn
Thrall manthis ve opista ortadaki büyük horde ordusunun icinden dogru kuzeydeki daglara dogru gittiler ve tabi hordelerde peşlerinden daglara gitti ve oradan duratora gecerek ogrimmara dönmeyi başardılar.
Kalede ise kazanılan büyük zafere rağmen yas vardı .Cünki büyük komutanları Zeus ölmüştü...Kadınlar onun icin şarkılar söylediler.cocuklar konuldugu sandala cicekler bırakıyorlardı ve ulu krallar emq leonidas tiberias moon ve sparhawk cesur komutan icin ağlıyorlardı fakat gözyaşlarını iclerine akıtıyorlardı sadece Aglarond yol arkadaşı ve hayatını kurtaran bu cesur asker adına kısa bir konuşma yaptı ve rahiplerin duaları ile sandal denize sürüldükten sonra yakıldı.Denizi cok seven ve hergün güneşin dogusunu bu sahilden izleyen Zeus o sevdigi denize gömülmüştü...




Son savaş: burning steps savaşı 1. bölüm
Büyük Theramore savaşının üstünden yaklaşık üc ay gecmişti.Horde büyük umutlarla başlattığı savaşın daha ikinci ayağında tüm gücleri ile karşı koyan bir alliance’ye karşı mağlup olmuştu ve karşılarında nekadar büyük bir düşman olduğunun farkına varmışlardı ve iclerindeki o ateş o arzu biraz kaybolmuştu ama artık bir yola girilmişti ve onlar adım atmazsa karşı taraftan daha agır bir darbe ineceğini biliyorlardı. Diğer tarafta ise insanlar icin herşey bir kenara bırakılmış ve büyük komutanları Zeus icin sadece akıtıkları gözyaşları vardı.Tabi insanların diğer müttefikleride buna cok üzüldüler ama düşman devamlı plan yapan geceleri uyumayan ve kana susamış bir iblis ordusuydu.Herzaman bilgelikleri ile tanınan nightelfler yine soğukkanlılıklarını kaybetmeyip düşmanlarının bir sonraki saldırısı icin plan yapmaya başlamışlardı.Draeneiler ise mutluydular cünki orc güclerine ağır bir darbe inmişti .
Hal böyle iken Ogrimmar da hareketlilik durmuyor devamlı toplantılar düzenleniyordu.
-Bugün özellikle benim komutamdaki ordumun ağır kayıp vermesi dolayısıyla tüm planlarımızın değişmesi gerektiğini söylemek icin sizleri cağırdım.Evet belki insanların kalesi theramore de aslında düştü sayılır ama gercek şu ki onlar bu savaşı kazandı. Moralleri yüksek ve en son aldığım bilgiye göre insanlar bloodelflerin ve undeadlerin olasi bir saldırısına karşın zaten sadece görüntüden ibaret olan ve şuan delik deşik duvarlarıyla harabeye dönmüş olan kalelerinde sadece yüz civarında asker bıraktılar zaten draeneilerde exodara geri döndü.Eğer bir sonraki saldırı theramoreye olursa tekrar,biz kaleyi alırız ama hic bir işimize yaramıcaktır aksine insanlar stormwind’a daha cok kuvvet cekeceklerdir.Nitekim toprak paylaşımında buralar biz orcların payına düşmüştü.
-Thrall bir sonraki saldırı konusunda acele etmemeliyiz.
-ah Manthis biliyorum son yenilgiden dolayı bana kızgınsın ama bu sefer seni yanıltmayacağım bu sefer tek darbede işi bitireceğiz.
-Hayır Thrall bu sefer ordumu senin icin heba edemem gözün kararmış senin ordumu sana emanet etmeyeceğim.Biz kalimdorda doğduk kalimdorda öleceğiz senin ve trollerin planları icin bir askerimi bile heba etmeyeceğim artık.
-hrr ileri gidiyorsun tauren dostum
-Nekadar ileri gidebileceğimi tahmin bile edemezsin seni yaşlı bunak senin yüzünden kardeşim nerdeyse ölüyordu.

Salonda homurtular yükseldi.Taurenler ve Orclar ayaga kalktı ve ellerini silahlarına attıkları anda salonun kapıları büyük bir gürültü ile acıldı.Blood elflerin efsane kralı icerie girdi.Kael ilk defa ogrimmarı ziyarete gelmişti ve aynı salonda Zul’amanlı troller de vardı.Sarı sacları kırmızı pelerini ve 4 özel koruması ile odaya girdi.
-Burada neler oluyor.ben bir sonraki saldırı icin konuşacapımızı sanmıştım.
Thrall göz ucuyla Manthis’e hırıldayarak Kael’e döndü
-Kael hoş geldin kusura bakma cok seni karşılayamadım.
-Önemli değil burada birbirinizi yemeyle uğraşıyordunuz galiba
-Haa haa cok komiksin biz sadece bilirisn işte ortam gergin ve biz agır yükümlülük altındayız.
-Ozaman bu yükümlülüğü ben ve Razerla da paylaşmann zamanı gelmiştir artık.
-Bunları sen mi söylüyorsun Kael haahha bir undead ve blood elf gercekten iyi ikili olmuşsunuz
-Orc efendiii kısskanmisslarmii bissii belki biss daha ii isler yapabilirisss diye mi korkuyor yoksaa
-hrr büyücüü sen ne demeye calışıyorsun.
-artiikk bu masada bisimde olduğumusuu unutma diyorum.
Masada buz gibi bir ortam vardı sinirler gerilmiş ve herkes heran patlıcak birbomba gibiydi.
-Ozaman bir sonraki savaş adımını siz tayin edin bakalım.
Kurtların dolunayında uluduğu ogrimmar bircift göz tarafından gözetleniyordu.Anubis icerde olup bitenleri öğrenmek icin şehre girmek zorundaydı üstüne bir pelerin gecirdi ve gecenin o gec vakitlerinde şehir kapısına geldi.
-Kimsin sen
-bir blood elfim cesur asker kralımız kael’thasın geldiğini öğrendim onu görmek isterim yurdumdan yıllardır uzağım.
Muhafızlar elfi baştan aşagı süzdüler üstündeki yırtık pırtık pelerinle sıradan bir yolcu oldugunu düşündüler ve şehre gcişine izin verdiler.
Anubis şehrin icinde sessiz ve seri adımlarla ilerledi kalenin önüne geldiğinde üst katlarda bir pencerenin önünde thrallı hararetli bir şekilde konuşurken gördü.Konuşmaları duymak zorundaydı ve kalenin arka tarafına gecti askerlere yakalanmaması lazımdı.Arkaya sessizce gecti ve agacın tepesine tırmanarak sarayın duvarınaatladı ve konuşmaları artık burdan duyabiliyordu.
-Ozaman bir sonraki saldırıyı siz belirleyin madem Manthisde sizden yana
-Bize bu şekilde tavır alman cok sacma thrall,sende gördün ki düşman hicde hafife alınacak gibi değil o yüzden en doğru şekilde hareket etmeliyiz.
-Hrr peki napıcaz.
-Bence bir sonraki adım son adım olmalı ve en büyük darbeyi tam odak noktasına indirmeliyiz. Ya sen ne dersin Razer ?
-Sevgili Kael cok bilgece konustunusss ama bis büyücüler herzaman en doğru kararı almak icin Azerothun yüce tanrılarına başvururus yani Dalaran Tayflarına...
Herkes aklındaki planları düşünceleri bir kenara bıraktı ve Razera döndü.Dalaran kurucuları:titanların emanetcileri burning legionu katledenler. Yedi büyücü ,yedi yarı tanrı .onlar ilk başlarda tüm canlılar icin calışırken dünyadaki bozulmanın önüne gecemediler ve Dalarana cekildiler burada legion ile savaştılar.Büyücler onlara danıştı ve dünyanın sırlarını öğrendiler.
Yalnız bir sorun vardı .Dalaran tanrıları dalaranlı olmayan kimseyle iletişime gecmezlerdi.Bunu masada ki herkes biliyordu.
-Dalaran büyücülerine güvenemeyiz.
-Neden efendii manthiss
-Cünki onlar tarafsızdır.Onlar sadece azerothun tarafını tutarlar.Bize verecekleri bilgi belkide felaketmiz olucak bunu asla bilemeyiz.
-Bİrr yoluu varrr.
-Ne peki ne yapalıyız bize güvenilir bilgi vermeleri icin
-Sonsuzluk kuyusundan bir parca su sadecee
-Sen cıldırmış olmalısın Razer.O su şuan sadece Hyjal dağında var ve asla o sudan alamayız. Bekçisi kim biliyoruz.
-Hrr sakın Kael ,adı anılmamalı.
Anubis kendi kendine düşündü hyjala girebilirmiydi ve archimonde’dan gizlice o sudan alabilirmiydi.Archimonde onun bile gücünün cok üsütndeydi ama bunu birkere yapmıştı şuan ki gücünü o suya borçluydu tekrar niye yapamasın ki ? ve Anubis balkona gecti ve kapıyı kırarak iceri girdi. Herkes bir an dona kaldı karşılarında hem ölmesini istedikleri hemde cok korktukları Anubis vardı.
-Ne o cocuklar beni gördüğünüze sevinmemiş gibisiniz.
Kael’in özel koruması olan Sense ateş toplarını hazırladı tam anubise atacakken Kael ona durmasını söyledi
-Buraya hangi cesaretle geldin Andolia
-Kral Kael’thas nasılsınız efendim. haaha kardeşinizin ölümüne cok üzüldüğümü belirtmeliyim.
-Onun adını ağzına alma yılan neden burdasın
-Size yardım icin geldim kralım ve diğer horde müttefik kralları .Duydum ki hyjalden sonsuzluk kuyusunun son kalan suyundan almanız lazımmış ve Archimon..
-Sus seni uğursuz iblis adını anma onun
-Neden Thrall korktun mu? ben o sudan aldım ve birkez daha yapabilirim.
-Neden bize yardım etmek istiyorsun ?
-Cünki sevgili Manthisciğim.Ben kendi krallıgımı kurmuş olsamda yineden bir hordeyim ve daima öyle kalıcam ayrıca outlanddaki bazı bölgelerin kontrolü bana verilecek.
-Outland mı ne istiyorsun .Andolia neyin peşindesin ? Sadece black templa giricem be İlliadanı öldürüp oranın hakimi ben olucam sizden tek istediğim shadowmoon valleyde asker kalmaması.
Anubis cok doğru bir strateji uyguluyordu.Kael’thasın outlanddaki en büyük rakibi İlliadan ’dı ve eğer o da ölürse büyük bir sorun ortadan kalkacaktı. Kael bunu cok kolay kabul ederdi ve öylede oldu.
-Ben Anubis’in bu savaş bitene kadar yanımızda olmasını kabul ediyorum.
-Bende
-bende
-bende

Tüm krallar Anubis’in yanlarında savaşta yer almalarını kabul etti ama daha Anubis icin herşey şimdi başlıyordu...


Anubis oradan ayrıldıktan sonra doğru Hyjalin yolunu tuttu .Hyjal dagı büyük savaştan sonra elflerin sıgındıgı bir adaydı ve İlliadan sonsuzluk kuyusundan alabildiği bir parca suyu buraya dökerek büyük bir gölü oluşturmayı başardı ama daha sonra buraya burning legion geldi ve suyun gücünü kullanmak istedi fakat ejderhalar suyu burning legiona karşı korumuşlardı ve Archimonde komutasındaki dev ordu sudan kendileri faydalanamadıgını öğrenince sudan başka kimsenin yararlanmaması icin burada beklemeye başladılar.Anubis ise daha önce bir kez gittiği ve sudan alıp suyun büyülü gücünden yararlanmayı başaran yeryüzündeki tek canlıydı ve şimdi tekrar alması gerekti.Anubis dağlar aştı denizler gecti ve Hyjale ulaştı. dagın tepesinde dev burning legion ordusu suyun başında dönüp duruyorlar ve sadece kendilerinin kullanamadıgı suya durmadan küfrediyorlardı.Anubis sessizce yaklaştı yaklaştı suya sadece 10 metre kalmıştıki ensesinden yakalandıgını hissetti dev şişko bir undead agzından at parcaları saca saca anubise
baktı tam agzına atacakken kılıcını cıkaran elf yaratıgın kolunu kopardı büyük bir cıglık atan yaratık tüm yaratıların ve archimondenin dikaktini cekti.
Anubis ya suyu şimdi alıcak yada hemn kacıcak bir daha da böyle bir şansı olmayacaktı.Hemen suya giden elf sudan matarasına doldurdu ve kacıcakken Archimonde karşısına cıktı.Azeroth topraklarının en büyük savaşcısı.Ruhunu Sarberasa satan draenei, yaklaşık elli metre boyundaydı ve gücünün sınırlarını kimse bilmiyordu.Anubis’in yaratıgı ayagından gözlerine kadar süzmesi baya zamanını aldı .Anubis soğuk kanlılıgını korudu ve yaratıkdan cevik hareketlerle kacmaya calışıyordu ama okadar büyük bir devdiki bir adım attıgında abunisin önüne gecebiliyordu ve üstüne büyüler atarak elfi öldürmeye calışıyordu
-Bu sudan kimse kullanamaaaaz.
-Kullandım bile dostum.
Anubis dagın tepesinden kendini boşluga bıraktı o yaratıktan kacmayı başarmıştı ve yannda su da vardı.Şimdi suyu onlara verip tanrılardan alınacak saldırı yerini öğrenip allianceye bildirecekti...




Alliance ise Stormwind’de toplanmış ve 3. saldırının nereye olabileceği konusunu tartışıyorlardı.
-Ben ve Leonidas artık sıranın bizde olduğunu düşünüyoruz.Eğer blood elfler de savaşa girerlerse bizi tek hamlede yıkabilirler.Bu yüzden hic beklemedikleri birşey yapıcaz ve biz onlara saldırıcaz.Tiberias sen ne düşünüyorsun ?
-Zeusun öcünü almalıyız .theramore de az sayıda asker bıraktım eğer ogrimmardaki orduyu da bölebilirsek ogrimmar düşebilir.
-Bence sabırlı olmaylıyız beyler.Thrall aptal değil belki yaşlandı ama aptal değil bu emi yutmayacaktır .Hem elimizde cok önemli bir koz varken neden acele edelim ki
-Anubis mi?
-Ta kendisi.Onun bize getireceği istihbarat cok önemli ve eğer ordusuyla bizin yanımızda olursa karşımızda kimse kalamaz.
-Peki neden acık acık bzim yanımızda oldugunu söylemiyor ve bu toplantılara katılmıyor.
-Cünki sevgili cüce dostum ozaman diğer tarafla olan bağlarım tamamen kopar.
Herkes sesin sahibini görmek icin gözünü kapıya cevirdi.
-a aama sen nasıl girdin buraya
-Tiberiasın askerlerinin uykusu derin gibi hahha
-Bize neden yardım ediyorsun ?
-Ahh cüce dostum size bunu kac defa acıklıcam. Artık bunları bir kenara bırakalım .Size vereceğim cok önemli bir haberim var.
-Neymiş o ?
-Horde tanrılar ile görüşecek
-tanrılar mı? ama onlar kimseyi kabul etmezler.Dalaranlılar dışında
-ve o dalaranlı hayatta ve onlardan yana
-Razer tabi yaa.
-bravo tiberias sonucu buldun peki bir sonraki soruyu bil bakalım .Eğer tanrılar onlara yardım ederse bu işten nasıl kendinizi kurtarıcaksınız.
-lanet olsun hemen bizde görüşmeliyiz ama nasıl ?
-Leonidas büyücü kanı taşıyor.Belki o iceri girebilir ama ona önem vermezler onlara sunacagımız hediye önemli.
-Nasıl bir hediye dalaran tanrılarının dikaktini cekebilir ki ?
-İşte böyle bir hediye beyler.
Anubis ,hordeye sundugu suyun yarısınıda gizlice ayırıp allianceye sunmuştu.
-cücelerin sakalı adına.Bu düşündüğüm şey değil değil mi?
-tam olarak o kral emq .Sonsuzluk kuyusunun suyu.Tanrılar bu suyu bütük bir tamahkarlıkla istiyorlar asla karşı koyamayacakalr.
-Bu suyu onlarada götürdün değil mi? seni hayin
-tiberias yeter.
-ama sparhawk görmüyormusun bizimle gözümüzün icine baka baka oyun oynuyor.
-belki ama tek caremiz bu.madem onlar bu suyu tanrılara sunacak ve onlardan yardım isteyecekler bizimde bunu yapmaktan başka caremiz yok.
Sparhawkın söyledikleri ck mantıklıydı ve tüm krallar ikna olmuştu.Bu görev leonidasa verilmişti.Leonidas ve Razer birbirlerinden habersiz bir şekilde yola cıktılar. tek başlarına sadece kendileri .cünki dalarana tek başına gitmek zorundaydı her ikiside kurallar böyleydi.Kaderin bir oyunu ki her ikisi de dalarana aynı anda vardı.
-Sen haa
-Leonidaasssss? senin ne işin var burada
-Kuşlar senin buraya uğrayacağını söylediler bir yüzünü göreyim dedim .Nede olsa kücük ordunla bizim kalemize saldırdın.
-merak etme kalene ve bölgene cok iyi bakıyorum leonidasss yakında ironforgeyede uğrayacağısss.
-Sabırsızlanıyorum Razer inan bana .
İki büyücü kral,özel bir güc kalkanı ile korunan büyücü şehri dalarana geldiler ve iceri girmek icin sadece birkac büyücünü bildiği o gizli cümleleri fısıldadılar ve bir adım daha atarak iceri girilmelerine izin verildi.Şehir ıssız ve o asırlar önceki büyücülerin en üyük şehrinden uzak bir görüntü icindeydi sadece etrafta dolanan hayaletler vardı.İki kral tapınagın merdivenlerini beraber cıktılar iceri girdiklerinde altı tanrı havada duran tahtlarında onları bekliyorlardı.
Ortadaki büyük tahtda Ölüler dünyası kapısının bekşisi ve iki dünyanın dengeliyicisi gücün sembolü Osiris ,yanlarında savaş tanrısı ve karanlıgın efendisi Desolatör, denizler tanrısı Jamarai, doğanın ruhunun koruyucusu tanrı Raziel,Işığın tanrısı ve güneşin koruyucusu Lifegate ,barışın simgesi ve koruyucusu woodoo ve yeraltı tanrısı Doom ve onların sadık hizmetkarları yarı tanrrı nativity vardı.
Tanrılar iki büyücüyü ses cıkarmadan sessizce izlediler.Leonidas ve Razer önce diz cökerek tanrıları selamladı ve yüzleri aşagıda tanrılardan gelecek emri beklediler.
-eyy leonidas ve Razer sizler ki Dalaranlı soyundansınız.Çağlar boyu tek başımıza yaşadığımız bu tapınağı neden ziyaret ettiniz ?
Büyücüler önce yanlarında getirdikleri suları cıkarttılar ve yne yanlarında getirdikleri kaselere boşalttılar.Sular kaselerin icinde bir anafor oluşturmaya başladı.Tanrı Osiris kutsal suyu gördüğü anda yerinden kalktı.
-Ölümlüler,sizler nede taktire şayan yaratıklarsınız.Size imrenmemek imkansız birbirinizin hayatını sonlandırıyorsunuz ve gittikce o kücücük gücünüzü tükettiğiniz halde kimsenin aklına gelmeyecek işler başarıyorsunuz.Bizlere sunduğunuz bu hediyeler icin teşekkür ederiz ama bizim icin söylenen o hikayelere hala inanırsınız.Biz bu dünyadaki herşeye zaten sahibiz.bir madde var olur ve biz onun sahibi oluruz Şimdi buraya neden geldiniz kücük ölümlüler.
Leonidas ve Razer birbirlerine baktılar okadar şaşkındılar ki birbirlerindne fikir alış verişi yapmak bile akıllarına geldi.Leonidas öne cıktı ve konuştu
-Ölüm istemiyoruz.Biz alliance olarak ışıgın bu topraklarda sonsuza kadar hüküm sürmesini istiyoruz.
-hmm güzel bir dilek ya sen yarı ölümlü sen ne istersin ?
-efendimiss bissler bu topraklarda hayatın devamını getirmek icin yaratıldık kadere kimse karşı cıkmamalı doğanın dengesi bozulmamalı.
-bilge büyücüüü Razerr. Neden durmuyorsunuz bu topraklar kana doymadı mı ?
-efendimiss kan ve göz yaşı bir taraf sonsuza kadar susuncaya dek son bulmıcak bunu sizlerde biliyorsunusss. Ben sadece adalet istiyorummmm.
Razer leonidasa sinsice bir bakış attı.Cüce bu son konuşmadan cok rahatsız olmuştu zombi gercekten cok akıllıydı.Osiris ise diğer tanrılarla birlikte havadaki tahtlarından süzülerek aşagı indiler ve Osiris konuştu
-Bizler asla doğanın işine karışmadık ve karışmayacağız yoksa bu topraklar hepimizi yutar.Lakin bu acıyı ve kanı artık durdurmak gerek o yüzdendir ki tek bir savaş olacak ve son savaş olacak.Bu kurala uymayan helak edilecek.Bu savaş Azeroth’un son savaşıdır ve bu son savaş Burning steps topraklarında olacak. Şimdi cekilebilirsiniz.

Büyücülerin her ikiside tam olarak istediğini alamamıştı ama yinede verilen kararın en doğru ve adaletli karar verildiğini düşünmeden edemediler ve her ikiside şehirden cıktıktan sonra birbirlerine gözleriyle selam vererek atlarına binip ayrı tarafların yolunu tuttular.Her ikiside kendilerini bekleyen müttefik kralların yanına gitti ve durumu acıkladı.Hic kimse tabiki tanrıların kararına karşı cıkamazdı ve bu riski herkes göze almıştı ve her iki tarafta ordularını burning stepse doğru yola cıkardı.




Burning Steps Savaşı
Büyük savaş icin herkes burning steps bölgesinde toplanmıştı .Çorak kül kokan ve lavların fışkırdığı cehennemin bir yansıması olan bu bölge tarih boyunca bir cok savaşa sahne oldu ama böylesine bir yıkım asla olmadı ve olmayacaktı. Kuzeyde blood elfler magelerini ve paladinlerinin agırlıkta oldugu ordularını getirmişti ,orcklar savaşcıları ve warlockları ile meydandaydı,troller avcılarıın cogunlukta oldugu bir ordu ile ordaydı,undeadler coğunlugu büyücü olan bir ordu ile gelmiş ve özel birlikleri olan rogue sınıfı ilede katılmışlardı.Taurenler ise shaman ve druidlerinin coğunlukta oldugu dev bir ordu ile gelmişti.
Alliance ise güneyden bölgeye gelmişlerde hepsi stormwinde toplanıp bölgeye gittiler.İnsanlar savaşcıları,paladinleri ve büyücüleri ile ,cüceler warlockları ve avcıları ile gelmiş.draeneiler shaman ağırlıklı bir ordu ,night elfler ise priest rogue ve druidlerinin cogunlugu ile gelmişti.
Thrall ve diğer horde liderleri ordunun en önündeydi ve anubisin gelmesini bekliyorlardı .Diğer taraftan alliance de anubis’in gelmesini bekliyorlardı ama her iki tarafta ona güvenilmemesi gerektiğini biliyordu.Anubis ise Ahn’qirajdan dev ordusu ile coktan yola cıkmıştı.

-Andolia’ya güvenemeyeceğimizi biliyordum.
-Hrr o şeytan suratlı kesin bize ihanet edicek.

Alliancede ondan umuu kesmişti.
-Hey Moon senin adamın gelmedi sence bize ihanet eder mi?
-Etti bile emq etti bile.

Birden gökyüzü karardı ve şimşekler cakmaya başladı semada bir mahşer günü yaşanıyordu sanki dev bir anafor oluştu ve icinden bir ışık hüzmesi aşağı indi.Orduların tam ortasına inen savaş tanrısı Desolatör’dü.Krallar hemen yanına gitti.
-Her iki tarafın asil kralları sizlere son kez soruyorum sonsuza kadar barış mı? yoksa sonsuza kadar acıyımı tercih ediyorsunuz.

-Bir taraftan bir taraf kazanıcak acı ceken yalnızca bir taraf olucak ulu Desolatör
-Bundan bukadar emin olma Tiberias sen cesur bir kralsın ama bilge değilsin.Madem kararınız savaştan yana ozaman kurallar devam edecek .

Desolatör son sözünü söyledi ve kayboldu.Taraflar hic birşey konuşmadan yerlerine döndü ve emirler komutanlar tarafından verildi.
Blood elflerin komutanı Deso idi ama büyücü sınıfı komutanları Eyce ve Annox ülkeyi korumakla görevlendirildiler ve onların yerlerine paladin komutan Rush 2. komutan olarak orduda görevliydi.Orcların komutanları opistaydı ,Taurenlerde manthis kardeşi Darksars’ı vekilharc olarak ülkede bırakmıştı ve komutan Bob isminde shaman bir subaydı.Undeadler Razerın komutansındaydı ama o 2. komutan olarak kendine en yakın isim olan Shankı görevlendirmişti.
Horde ordusunda Gruul adlı bir canavar vardı ve alliancelerin yanlarında getirdikleri ejderhaları öldürmekle görevliydi.
İnsanlarda Tiberias stormwind komutanı Ravenger’ı savaştada yanından ayırmamıştı. Draeneilerde Moon ordunun işlerine pek karışmazdı yine baş komutan olarak theramore kahramanı Aybars ve Aglarond iş başındaydı.Night elfler theramorede büyük kahamanlık gösteren ceyhunun komutasındaydı .Sparhawk büyücü sınıfını kontrol ediyordu ,Jurolian ise ashenvale ordusuna komuta ediyordu.Cüceler ise emq ve Leonidas komutasındaydılar.Cüceler savaşta sadece bunla kısıtlı kalmıcaklardı .Kaleden kovulan Dark iron klanı lideri Efendi ailesinin daha öncede uyandırdıgı yer altı canavarı Ragnarosu uyandırmıştı ve öc almak icin doğru anı bekliyordu.
Emirler verildi ve piyadeler komutanlarının emriyle savaşa meydanına dogru ilerlemeye başladı. Taurenler en öndeydi horde tarafında bu gerceken cok saglam bir darbe olacaktı.Alliance buna tedbir icin cüce avcılarını daglara yerleştirdi uzak mesafeden isabetli atışlar yapan cüceler taurenleri durdurmaya calışıyordu fakat büyük bir ordu ile gelen taurenler hemen shamanlarını earth shield kalkanı ile kendilerini mermilerdne korumayı başardılar. Gittikce birbirine yaklaşan ordular .birbirlerine elli metre mesafe kaldıgında koşmaya başladılar.Büyük bir gürültüyle ordular birbirine girdi.Horde de druid taurenler ayı formuna girdi ve arkadan shamanlarını ndesteği ile insanları öldürmeye başladı.Durumun farkına varan ally hemen hemen roguelarını gönderdi görünmez rogue ordusu hordeye kalkan vazifesi gören ayı druidleri öldümeye başladı. her iki tarafın shamanları totemleri ile hat cekerek düşmana bir adım daha yaklaşmaya caışıyordu. Ally avcuları aglarond komutasında iki yandan düşaman yaklaşarak düşmanın priest lerini öldürmeye calışıyordu fakat cok dogru bir taktik ile sadece undead priestlerini getiren horde pek etkilenmedi . ama cücelerin ileri teknolojileri sayesinde ürettikleri bombalar priestlere ve hordeye zor anlar yaşatıyordu.Ordular savaşırken Karadağ adlı volkanin yanardağ patları ve icinden lavlar fışkırmaya başladı ve arkasından ürkütücü bir ses
-Ölddüüürüüün
Elemantel ateş ordusu Ragnarosun önderliğinde allylere saldırmaya başladı arkalarından ise kırmzıı gözlü dark iron cüceleri Efendi’nin komutasında saldırdı. Şimdi allyler iki taraftan sıkışmıştı.tiberias moon leonidas ve sparhaw ragnarosa karsı kendileride mücadeleye girdi.
Dev elemantel orduların üstüne ateş topları salıyordu bir yandan efendi ise ordusuyla orduyu tam bir keşmekeşe sürüklüyordu.
Ally ordusu ikiye bölünmüştü ragnaros orduyu dogu batı hattına bölmüştü.kuzey kısımda kalan ordu tam olarak iki taraftan sıkışmıştı arkadan dark iron ve ragnaros yukardan horde büyük bir ezici güc haline gelmişti.

-Efendi seni öldürücemmm
-bugünü sabırsızlıkla bekledim Leonidas gel bakalım
Efendi ve Leonidas meydanda karşı karşıya geldiler.Priest leonidas paladin olan efendinin seri kılıc ve cekic saldırılarını önlemek icin asasını kullanıyordu.efendi seri bir vuruşla priestin bacagını yaraladı ikinci darbe olmadan leonidas efendiye bir gölge atışı yaptı ve sersemlemesini sagladı bu arada hemen yarasını iyileştirdive saldırıya gecti.
Diğer taraftan Tiberias moon ve sparhawk Ragnarosa büyleriyle karşılık vermeye calışıyorlardı.
-uzakdur seni lanetli yaratık uzakduur.
Moon totemleri ile ragnarosu cevreledi totemler ragnarosun gücünü azaltmaya başlamıştı.
-Ragnaross ölümsüzdüüürr.
Birden totemleri yaktı ve moona bir alev topu fırlattı.Shamam oracıkta can verdi.Tiberias ve sparhawk mageleri ile ona saldırmaya başladı.mage ordusunun komutanı Whiteman ateş toplarına karşı buz kalkanı yapıyordu ve ateşe buz ile karşılık veriyorlardı.

-mageler hemen etrafını cevirin ve buz kalkanı yaratılsın.
whitemanın emriyle büyücüler cemberi kurdu.büyücüler asalarını havaya kaldırarak bir güc kalkanı oluşturdular kalkan ragnarosu sarmıştı.alev topları ile kalkanı zayıflatmaya calışıyordu ama beyhude uğraş sonuçsuz kaldı ragnaros buzun gücünü emdiğini farketti bütün gücü emilen ragnaros son bir vuruşla kalkanı parcaladı fakat tüm gücünü yitirmiş ateşi zayıflamıştı.

-Şimdi geldiğin yere geri dön yaratık.
Whiteman asasından ragnarosa son atışı yaptı ve canavarı oracıkta öldürdü.
Bu arada aglarondu durdurmak icin avelorne birliğini aldı ve daglara dogru gitti.avelornenin geldiğin farkeden aglarond ordusunu savaş meydanna yolladı yüz yüze bir savaş olmasını istiyordu.Dğların eteklerinde aglarondu tek başına bulan Avelorne birliğine geri dönemeleri emrini verdi.avcılar meraklı gözlerle geriye döndüler.
-Demek şu meşhur avelorne sensin
-bende seni gördüğüme memnun oldum.
Avcılar yaylarını bir kenara atıp kılıclarını cıkarttılar.ikiside cita hızında koşabilen avcılardı birbirlerine okadar hızlı carptılarki bir an sersemlediler sonra aya kalkıp dövüşmeye başladılar.
-Demek Zul’amanın efendilerinden birini öldürmeyi başardın.
-görünüşe göre sende öyle avelorne
Avelornenin elinde bir bıcak ve kılıc Aglarond’da ise Zul’jin devasa kılıcı vardı.Avelorne seri vuruşlar yapıyor ama Aglarond hepsine karşılık veriyordu.
Tauren yere tüm gücüyle vurdu ve aglarondun dengesini kaybetmesini sağladı bu sırada aglarondun elindeki kılıca vurarak düşmesini sağladı .
-buraya kadarmış draenei
-hic sanmıyorum.
Draenei müthiş bir hızla yerindne fırladı ve taurenin üstüne atladı yere düşen savaşcılar birbirlerine yumruklarıyla vurmaya başladılar.draenei kuyrugu ile taureni yere düşürdü ama cok güclü olan tauren yere bir vuruş daha yaparak yine aglarondun dengesini bozdu ve tüm gücüyle draeneiye koşarak boynuzlarını avcıın göğüs boşlugundan gecirerek havaya kaldırdı.
Ağzından kanlar gelen draenei taurenin boynuzlarında can verdi.
Kael’thas Grulla saldırmasını emretti.Grull devasa cüssesi ile allylerin üstüne atladı .Sparhawk kendine bağlı ejderhaları cağırmıştı ve durdurmaları icin Grullun üstüne saldı.Ejderhalar havadan grullun üstüne pke cekerek ateş püskürüyorlardı.Hayvan deliye dönmüştü zırh gibi derisi ateşden zarar görmemesini sağlasada onu cok kızdırıyordu.Grull bir anda havaya sıcrayarak pike yapan ejderhalardan birini yakaldı ve kafasını koparttı.
Manthis savaş meydanında ally druidlerin komutanı Ceyhunu arıyordu ve birdne bir pantherin yandan yaklaştıgını gördü ve ayı formuna girerek ceyhunla savaşmaa başladı.
Silverhorn meydanda diğer tauren savaşcılarıyla beraber savaşıyordu.Biranda hordeler ile savaşan ravengeri farketti.hic vakit kaybetmeden komutanın üstüne atladı. ravenger ellerinden kurtulmayı başadı. ama silverın o güclü darbelerini durduramıyordu ama avantajı cabuk olmasıydı bu arada meydanda gezen rogue jurolian silverhornla rangerin dövüştüğünü gördü. Silver br vuruşla Ravengeri yere savurdu daha sonra boğazından tutarak havaya kaldırdı tam öldürücekken Jurolianın soguk bıcagını sırtına hissetti.Büyük bir acı ve yanma hissi .Jurolian durmadan vuruyordu. Genc tauren tüm bölgede yankılanan bir sesle bagırdı ve son gücüyle ravengeri boğarak öldürdü ve juroliana vurarak onu metrelerde öteye savurdu sonra dizlerinin üstüne cöktü.Burnundan ve agzından gelen kanları gördü birkac gözyaşı döktü ve dev tauren oldugu yere yığıldı...





Taurenin cığlığını duyan Deso oraya yöneldi keşmekeşin icinde silverı bulmaya çalırken onun kanlar icinde yığılmış cesedini gördü hemen yanında ravengerin cesedide öylece yatıyordu.Birden arkasında birşey hissetti ve gelen bıcak darbesine kendi bıcağını cıkarttı ve karşılık verdi.Jurolian ve Deso iki rogue şimdi karşı karşıyaydı ve kozlarını paylaşıcaklardı.
-Deso gercekten söylenildiği kadar varmışsın.Şöhretinin tüm azerothda anılmasına hic şaşırmadım benim geldiimi nasıl hissettin.
-Ayak sesin kalimdordan duyuluyordu.
Deso kendinden emin jurolian ise düşmanının gücünün farkındaydı.
-Ozaman al gardını hiiaaa
-Gel bakalım night elf
Diğer tarafta Ceyhun ve Manthis birbirleri etrafnda daire ciziyorlardı ve rakibinin boş anını kolluyorlardı.
-Theramorede benden kacmamlıydın Manthis
-Ben kimseden kacmam harr
Ayı ve leopar birbirlerine saldırdılar ayı güclü cüssesiyle leopara üstünlük kuruyor gibi gözüktü ama leopar ondan daha cevikti ayının güclü pencelerinden sıyrılıp sırtına atladı ve ayının bogazını ısırdı.Ayı ayakları üzerine kalkarak sırtındaki leoparı yere attı ve güclü bir darbeyle kedinin sersemlemesini sagşladı sonra taurene dönerek kediyi bir hortum büyüsünün icine hapsetti.Boğazındaki yarayı kapattıktan sonra ayıya döndü o anda leopar taurenin belinden öldürücü darbesini vurdu ve taurenin kanlar icinde yere düşmesine neden oldu.
-Ben furionun kanındanım seni sefil tauren beni yenebileceğini mi sandın ha ?
Manthis leopara bir gülücük attı o anda leopar sırtında bir yanma hissetti ve kedi acı dolu bir cığlıkla yere serildi.Manthis ise okların sahibine baktı ve o da ölüm denen gercekle tanıştı.Okların sahibi dev Ahn’qiraj ordusuyla Anubis’di.
-Kimse sağ kalmayacak.
-Peki efendimiz
Dev guardianlar ve qirajilerden oluşan ordu dağlardan savaşın üstüne bir gölge gibi düştü.
-Aman tanrım neler oluyor böyle
-Anubis geldi.
-Loch modan adına bunlarda neyin nesi
-Onlar qirajiler ve biz onları yenebilecek gücte değiliz.


-Hrr opista neler oluyor.
-Efendim sanırım Anubis geldi ve kimseden taraf oldugunu sanmıyorum.
-Ozaman ona karşı savaşmalıyız. git ve ordulara söyle
-emredersiniz.

Alliance be horde dev qirajilere karşı savaşmaya başlamıştı ama liderler birbirleri arasındaki hesaplaşmayı kapatmak istiyordu. Her iki tarafta em birbirleriyle olan mücadelesini bırakmadı.Bu arada Leonidas ve efendi meydandan cok uzak bir alanda savaşıyorlardı.iki büyücüde birbirine karşı üstünlük sağlayamadı.Leonidas efendi’ye gölge büyüleri atmaya başladı efendi ise kalkanı ile büyüleri savuruyordu.
-Leonidas güclerimizi birleştirip bu savaşa son noktayı koyabiliriz.
-Seni adi yılan işlediğin ihanetin cezasını cekiceksin.
-Al bakalım ozaman
Efendi leonidasın büyülerini savuruyordu ama son gelen büyü cok şiddetli şekilde onu yaralamıştı.
-aahhh lanet olasıca cüceee
Warlock heen bir karşılık verdiği ve kazandığı zamanla tüm gücünü kullanarak dev bir demonu ortaya cıkardı
-Öldür onu
Leonidasın büyüleri yaratıga hic bir zarar vermiyordu. Asasını defalarca salladı büyüler yaratıgı biraz yavaşlatsada yeterli olmadı ve elindeki dev kılıcla Leonidası ikiye ayırdı
-Sana verdiğim fırsatı değerlendirmedin ne yazık.
Anubis ise ordusunun katliamını tepeden izliyordu o anda bir ok kulagını deldi gecti.
-aaaaaaaaaaaaa lanett olsunn
Oku atan avelorneydi ve yanına kimse yoktu.Tek başına korkularıyla yüzleşmeye gelmişti.
-Bu yaptıgın cok cesur bir hareket Avelorne seni öldürdüğüme üzüleceğim.
-Bu kadar kesin konuşma Anubis seni ellerimle öldüreceğim.
Avelorne ve Anubis karşı karşıya geldi,ikiside ellerini ok cantasına atmak icin an kolluyorlardı birbirlerinin gözünün icine baktılar ve önce avelorne davrandı.Eline aldıgı oku nefes alıp verişinden daha kısa bir sürede yaydan fırlattı hemen anubisde okunu cıkarıp attı ve avelornenın okunu ortadan ikiye ayırarak tam iki kaşının ortasına saplandı.
-haaggggrr
-İyi bir avcıydın tauren ama sonsuzluk kuyusunun damarlarımdaki kudreti benim karşımda hic bir ölümlünün şansı olmadıgınuı söylüyor.
Anubis daha sonra gruul denen yaratıgın ejderhaları öldürüp kendi ordusundaki qirajilere saldırdıgını gördü .
-Demek Gruul sensin.
Savaş tüm şiddeti ve karmaşasıyla devam ediyordu. Orduların sayıları su gibi eriyor komutanları cesurca savaşmaların rağmen hayatlarını kaybediyordu.Anubis kesin zaferden emindi.Efendi tekrar ordularını toparladı ve allylere saldırdı.Anubis’in bu hemen dikaktini cekti efendiyi tanıyordu ve neden allylere saldırdıgını anlayamadı ama o da bunu fırsat bilen horde ordusuna yoğunlaştı.Şimdi efendi allylere Anubis hordelere karşı savaşıyordu.




 
#HER SAVAŞ, STRATEJİNİZE BİR YILDIZ OLSUN#
 
 
FRATIOUS
Kayıt : 10.10.2006
Mesaj : 1190

Level 8

19.03.2008 18:45:59    

Burning Steps Savaşı son bölüm (1)
-Thrall orduları batıya cevirmeliyiz şuan güneydekiler de dark ironlarla savaşıyor.
-Haklısın Kael .Opista tüm ordulara qirajilere saldırı emri ver.
-Peki efendim.
Opista savaş borularını caldı ve seslendi
-Ordulaar qirajilere,ordulaaar qirajileree
Bu arada gruul delirmiş bir vaziyette qirajilere agır hasar vermişti hatta önüne kim geliyorsa öldürüyordu.Gruulun qirajileri bırakıp allylere saldırdığını gören Rush uyarmak icin canavarın yanına gitti
-Gruul hey koca kafalı qirajilere saldırmalısın beni duyuyorusun sen ? lanet olaası kuş beyinli şey
Rush hayatına mal olacak bir hata yaptı ve gruuln dikaktini cekmek icin ona bir büyü fırlattı.Canavar direk rusha döndü ve kim olduguna bakmaksızın rushı ayagıy ile ezmek istedi.Hemen güc kalkanı oluşturan Rush fazla dayanaayacagını biliyordu.
-laaneet o o olsun
Bir anda güc kalkanı parcalandı ve Rush Gruul’un ayakları altında can verdi.Ally ordusu da hordenin tüm gücünü qirajilere cevirdiğini görmüştü.

-Ne yapmalıyız Sparhawk
-Bu son savaşımız emq görünüşe göre Anubis iki tarafıda yok etmeyi planlıyor
-Peki bizden neden cekti kuvvetlerini
-Efendinin ordusuyla bize saldırdığını görünce sanırım hordenin güclü kalmasını istemedi.
-Peki biz ne yapacağız.
-Efendiyi bana bırak.
-Sen orduları hordeye yönlendir.Bu bizim savaşımız.

Sparhawk dark ironların liderini aramaya başladı Efendi askerleriyle beraber savaşıyordu.Elf Pouzasa emir verirek onu öldüğrmesini söyledi.Pouzas genc güclü bir elf di ve kralına sadık bir savaşcıydı.Özel birliği ile güneyden arkalarından dolaşan Pouzas süvarileri ile dark ironları sıkıştırdı.Sparhawk ve Pouzas dark ironları arada kıstırmışlardı.
-Lanet olasıcalar beni yenebileceğinizimi sanıyorsunuz he.
Pouzas birliğinin başından ayrıldı ve efendiye yaklaştı. Kalabalık da pouzasın geldğini farketmeyen efendi gözünü doğudaki Sparhawka cevirmişti.Pouzas yaklaştı yaklaştı bir adım mesafe kalmıştı ki sağlam bir tekme yedi ve yerde sürüklendi.
-Hahhaa ne o elf beni öldürmeye mi niyetlendin. Öldür onu
Demon pouzasa kılıcıyla saldırdı gelen darbelere sadece kendni savunan pouzas zor anlar yaşıyordu.
-Demek sparhawk seni görevlendirdi beni öldürmen icin nekadar yazık kendisi buna cesare edemez tabi.
Pouzas en son darbede kılıcıyla karsı koydu ama silah kırıldı.Demon elinin tersiyle elfe birdaha vurdu.Elin artık dayanacak gücü kalmamıştı ki
-Beni çağırdığını duydum Efendi
-aahhh kahrolasıca e ee elf
-Eğer canavarın onu bırakmazsa ölüceksin.
-haahaa ö öldür.
-Haayırrr
Demon elindeki dev kılıcı elfin kafasına vurarak ikiye ayırdı.
-haayırrrr
Sparhawk ise asası ile büyülediği warlocku oracıkta boğarak öldürdü ve demonda ortadan kayboldu.
-Daha cok genctii needeeeenn

Dark ironlar efendilerinin öldüğünü görünce ne yapıcaklarını şaşırdılaretrafta kendilerini yönetecek kimse yoktu ve şaşkın halde etrafta koşuşturmaya başladılar ve savaş meydanından kaçarak uzaklaştılar. Emq orduları güneyden doğuya cekmişti olası bir qiraji saldırısına maruz kalmamak icin hordeleri kalkan olarak kullanıcaktı.Dark ironların kacıstıgını görünce Tiberiasla beraber orduları hordelerin üzerine yolladılar.
Şimdi hordeler doğudan ve batıdan gelen düşmana karşı svaşmak zorundaydılar.Üc ally kralı bir araya geldi ve dağın eteklerindne olanı izliorlardı
-Kaelin ve thrallın işi bitti ne dersiniz.
-ama kuzey yolu hala acık ordan kacabilirler.Eğer acık alana cıkarlarsa tekrar başa döneriz.
-evet ben uldaman gecidinden doğru orduları searinge sokucam ve yollarını tutucam.
Tiberias ordularını alıp hordeleri arkadan sıkıştırmak icin yola cıktı. Bu sırada qirajilerin ilerleyişini durduran gruulu durdurmak icin Anuis harekete gecti.Yaratık önüne kim gelirse öldürüyor kimse karşısında duramıyordu.Anubis oldukca uzak bir mesafeden yaratıga nişan aldı ve ok atmak icin hazırlandı
-NE kötü benim ordumun en iyi savaşcısı olabilirdin.
Oklar ardı ardına gelmeye başladı.canavar pek etkilenmiyordu ama ardı ardına gelen oklar dikkatini cekmeyi başardı ve canavar anubisin atmaya başladıgı zehirli oklar ile kücükde olsa acı hissetmeye başlamıştı.
-hadi oğlum hadi farket beni bana dön.
Canavar sonunda uzaklardaki anubisi farketti ve herkesi ezerek koşmaya başladı
-İşte böyle oğlum hadi yaklaş yaklaş ...
Anubis canavarın yaklaşmasını bekledi bekledi ve özel okunu cıkardı yayında gerdi ve yaratıgın gözüne attı .Canavar gözbebeğine saplanan okun etkisiyle sendeleyerek devm etti ama anubisin ayakları önünde dogru leşi serildi. Qirajiler gruul engeli ortadan kalkınca daha rahat saldırmaya başladılar.
-Thrall orduyu geri cekmek zorundayız burda bizi öldürecekler.
Horde ordularını karadağın icindeki gecide doğru ilerletti. sayıları gittikce azalan horde daga kactıgında searing gorge girişinden iceri insan orduları tiberias liderliğinde girdi. Dağın icinde lavların üstüne kısıtlı alanlarda savaş devam ediyordu.horde black rocun burning girişini qirajilere karşı kapamaya calışıyordu ama diğer taraftan gelen insan orduları hesapta yoktu.Deso ve Kael ordualrını alıp tiberiasla mücadeleye girişti. Orclar ve az saydakı taurenler ise qirajilerle mğücadele ediyordu.Bu sırada dagn bekcileri olan ve Neferianın ölümünden sonra öfkelerini kusmak icin an kollaan ejderhalar derin uykularından uyandılar ve dağın üstünden havalanarak etrafta kim varsa öldürmeye başladılar qirajilerden ve savaştan uzak kalan burningdeki ally ordusu ejderhaları saldırısına ilk uğrayanlar oldu ve hepsi telef oldular.daha sonra dagın icine giren ejderhala burda ki tüm horde ally ve qirajilere saldırdlar.
-Deso,burada ölüces searinge kacmamız lazım.
-haklısınız kralım.Ordular ilerleyiiin.
Blood elfler tüm gücleriyle insna ordusunu gecitten tekrar dısarı attılar ama ejderhalar saldırıyor ve herkesi öldürüyordu.Razer ve Shank undeadleri ejderhalara yöneltmişti.Bloof elf mageleride dondurucu büyüleriyle ejderhaları etkiiz kılmaya calısıyorlardı.
Searing gorge tarafından gelen bir ejderha insnaların üstüne saldırdı insan mage ordusu daha önce yağtıgı gibi onuda yok etmek icin saldırdı.
-mageler dondurucu büyülerinizi kullanın ve boş bırakmayın.
Whiteman birliğini yönetirken Razerin sersemletici büyüsüne hedef oldu.
-bak bak baaak kimlerii görüyorummm
-zombi seni parcalara ayıracagım.
Whiteman ateş Razer ise papaz büyücüsüydü. white kısa bir sersemlemeden sonra razer’a ateş topları atmaya başladı papaz ateş toplarına hedef oluyor ama whiteın üstüne dogru yürüyordu.
-Elimden kurtulamıcaksınn insan
-Sana azerothun ateşi adına durmanı emrediyorum zombi
Razer whitemane asası ile vurmaya kalktı o da karsılık verdi asaları ile dövüşen iki büyücü bir lav cukurunun yanına kadar gelmişti diğer yandan mageler ise ejderhayı durdurmaya calışıyorlardı ve sonunda ejderha tam magelre dogru dalısa gecti ama aynı atta attıkları dondurucu vuruşları ile ejjderhayı havada öldürdüler ve geriye dgru fırlattılar .Ejderha leşi yerde sürüklenerek iki büyücünün üstüne dogru gitti ve dengelerini kaybederek lav cukurundan aşağı düşmelerine neden oldu.




Bütün ordular yüzlerde ejderhaya karşı savaşmaya başladı onlarca asker lavlara düşerek öldü kimisi ejderhaların alevleri kimiside ejderha yemeği oldu.Ejderhalar tüm gücleriyle saldırmışlardı.Emq ve sparhawk ordularından kalan az bir birlikle Tiberias’a yardım icin yola koyuldular ama yola yine ejderhaların saldırısın ugradılar
-Cüceleeer ateşş
Yere saldıran ejderhalara elf askerleri saldırıyor .Cüceler ise silahlarıyla ateş ediyorlardı.Emq ve sparhawk dagın arka girişinde tiberiası ejderhalarla savaşırken gördü ve yardıma gittiler.
Dağın burning girişindi qirajiler ve Anubis vardı ama seraringe dogru allyleri sürükleyen hordenin arkasından iceri kadar girmişlerdi.Horde ally askerlerinin ejderhaların etkisyle dısarı kadar geri cekilmelerini sagladılar ama artık elle sayılacak kadar birlik kalmıştı ordularda ve ejderhalarda sadece 10 tane kalmıştı.

-Bob taurenlerin komutanı artık sensin ülkeni burada sen temsil ediyorsun bu zor durumda taurenlerin başında sen olmalısın.
-Peki kral Kael.
-Hrr ne oluyor.
-Birşey yok thrall hadi allyler orada saldıralım.
Kael Deso ,thrall ve Opista ,Emq sparhawk aybars ve tiberiasa dogru saldırdı.
Krallar sadece bikac tane kalan askerlerle dövüşerek birbirleri ile karşılaştılar bu sırada ejderhalar tüm ilgilerini qirajilere yöneltmişti.

-Sen şu ünlü komutan Deso olmalısın.
-evet draenei efendi ta kendisiyim.
-Ününün sebebini görelim bakalım.
Aybars yerlere koydugu totemler ile elfe ateş etmeye başladı.Dso hemen yere attıgı duman bombası ile ortadan kayboldu. Aybars dumanların icide hic birşey goremeden her yere totem dikiyordu.arkasını döndüğü an bir cift yeşil göz ile karşılaştı ve karnından iceri giren bıcagın soguklugunu hissetti.
-Ü ünü nü hakk hakediyormuşsu..
-Sende söylendiği kadar aptal bir komutanmışsın.

diğer yanda Kael ile emq dövüşüyorlardı.Kael’thas ,emq nun saldırılarını kolaylıkla savuruyordu.
-Kael senin paladinlerden koktuğunu söylediler.
-evet emq özellikle cüce olanlarından cok korkuyorum.
Paladin hem büyü atıyor hemde kılıcı ile magi öldürmeye çalışıyordu.Kael paladinin seri vuruşları karşısında zor anlar yaşıyordu paladin cekic büyüsü attı ve magi sersemletti sonra kendi yaralarını iyileştiren büyüsünden yaptı .
-evet kael bana korkmadıgını ispatladın ama bir paladin karşısında hic şansın yokmuş.
Paladin özel bir büyü yaparak sırtından bir cift kanat cıkmasını sağladı ve havaya kalkarak Kaelin üstüne doğru uctu.
-haaaaaa
Blood elf birden kendine geldi ve havadaki paladine büyü fırlatarak onu havada koyuna cevirdi ve bir gecit acarak icinde k
ANKA kuşunu cagırdı ve kuş ateş sacarak gecitten cıktı ve havadaki koyunu penceleriyle yakalayıp portalın icine geri girdi.Anubis ise son iki ejderhanın aynı anda üstüne geldiğini gördü ve havaya üstülerine zıplayarak boğazlarını kesti ve gözündne ayırmadıgı Kaele iki ok attı okların darbesiyle yere düşen Kael sürünerek kendini güvenli bir yere cekmeye calısıyordu
-Benden kacamazsın Kael öcümü alıcamm
-Önce ben gecmelisin .
Deso Anubisin tam önünde görünür oldu ve dönen tekme ile anubisi geri fırlattı.
-hahhaa sen mi bana karşı durucaksın.
-Desooooo.
Ölmek üzere olan Kael tüm gücünü kullanarak ayağa kalktı ve güclerini Desoya verdi.Tiberias ise Opista ve Thralla aynı anda dövüşüyordu.Tiberias üstüne karşı koşaak gelen savaşcıları görünce koruma kalkanı oluşturdu ve ikisinde carparak yere düşmelerini sağladı sonra ayağa kalkan Thrallın kolunu kesti .Diğer koluyla kılıc sallayan orcun diğer kolnuda kesti ve dönerek vuruşla kellesini gövdesindne ayırdı.Opista paladinin üstüne atladı;Kılıclar yere düşmüştü birbirlerini boğazlamaya calısan iki cesur savaşcı yerde boğuşuyorlardı.Paladin kendine büyü yaparak orcun göğsüne yumruk attı ve orcu metrelerce geriye sürükledi sonra yerden kılıcını alıcakken Opista tüm hzıyla üstüne koştu ve suratına bir diz atarak Tiberiası yere serdi.
-Kralımm,babam,atamm onu sen öldürdün cezanı cekiceksinn
-Bence seninde kralının yanına gitme vakti geldi Opista .
Sparhawk Opistanın sırtına gölge atışı yaptı ve orcun ucurumdan aşağı düşmesine neden oldu

-Sen iyimisin Tiberias
Başını aşagı yukarı sallayan Tiberias yavaşca ayağa kalkmaya calısırken Sparhawk ise Opistanın düştüğü cukuru kontrol etmek icin kenara kadar gitti
-harrrr kalleş elff.
-haayırrrr
Opista yakasından tuttuğu Sparhawk’ı da aşağı cekerek dev ucurumdan aşağı doğru sürüklendiler ve gözden kayboldular.Tiberias deliye dönmüştü ve dagın yakınında deso ile Anubisin savaştığını gördü.

-Kaelin gücleri bir yere kadar seni koruyabilir.
-Peki seni km koruyacak Anubis ? hiiaaa
Tiberias, kenarda Kaelin ölmüş bedenini farketti ve Desodaki değişimi gördü ama rogue ölmek üzere olan büyücünün tam olarak güclerini alamamıştı.Paladin ikilemde kaldı.Önce her ikisnide nasıl öldürebilirimin hesabını yaptı fakat sonra etrafına baktı ve yerlerin lav göletlerinin yanmış cesetlerini gördü etrafta ejderhalar leşlerin etlerini parcalıyorlardı.Sonra Desolatörün son sözleri aklına geldi ve onun aslında nedemek istediğini anladı.
Horde olmadan alliance ,Alliance olmadan Horde olamazdı ve belki bu yepyeni bir başlangıc olabilirdi fakat Anubis hayatta kaldıgı sürece Azeroth daima kötülüğün gücleriyle savaşmak zorundaydı.

-Hadi Deso hepsi bukadar mı?
-kes sesini ve dövüş.
-ben cok dostum artık buna son noktayı koymalıyız.
Anubis,Desonun seri vuruşlarından kendini kurtardı ve üstüne hızla koşan rogue icin yere bir buz kapanı bıraktı.Kapana yakalanan elf öylece kaldı
-Bana öyle bakma Desoo seni sevgiline kavuşturucam.
Anubis eline aldıgı oku Desosiusa doğru fırlatırken paladin dengesini bozmasına neden oldu ve ok elfin kalbi yerine karnımna girmesine neden oldu buz parcalandı ve Deso yere düştü.
-Seni lanet insan
tiberias hemen koruma kalkanı yaptı.
-Bunun beni durdurabileceğinimi sanıyorsun ha
Anubis cantasından özel bir ok cıkardı ve attı .Tiberiasın koruma kalkanı parcalandı ama Paladin zarar görmedi.
-hmm beni uğraştırıcaksın yani peki
İkinci okunu cıkarttı Tiberias gözlerini kapamış ve gelecek okun vereceği acıya kendini hazırlıyordu.
-al baka... aaaahhhhhhhhh
Anubis birden yere yığıldı.Tiberias gözünü actığında Anubis sırtındaki üc bıcakla yüzüstü yere yışılmıştı ve Deso’da yere yığıldı.Tiberias ayağa kalktı ve Desoyu yerden kaldırdı.

Tanrılar bütün savaşı gözyaşı icinde gökyüzünden izlediler ama bu gözyaşları sevinç gözyaşlarıydı.Çünki Alliance ve Horde artık gerceği görmüştü ve barış icinde yaşayacaklardı cocukları beraber büyüyecekti.Tiberias Desoyu ülkesine götürdü burda tedavisini yaptırdı ve Silvermoona yolladı kendi özel birliği ile.
Savaşın üstünden bir hafta gecti ve ölenler icin Burning Steps de bir tören düzenlendi. İnsanlar ,Orclar,Taurenler,tüm elfler,Cüceler,Draeneiler ve Undeadler oradaydı ölen atalarını cocuklarını kocalarını babalarını anmak icin oradaydılar.
Bütün olaylardan sonra Horde ve Alliance barış icinde yaşamaya başladılar ve gözlerini kuzeye diktiler;kötülük kuzeyde Arthas ile tekrar gücleniyordu ve müttefikler ona karşı dünyalarını koruyacaklardı...

THE END



Bu değerli yazıyı bizlerle paylaştığı için
act of cursing COD klan yöneticilerimizden, site üyemiz pitisko’yu tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Umarız, çok yakında bu hazine gibi bilgilerini geliştirerek büyük başarılara imza atar. Elimizden gelen her şeyimizle yanındayız pitisko.

 
#HER SAVAŞ, STRATEJİNİZE BİR YILDIZ OLSUN#
 
pitisko
Kayıt : 17.08.2006
Mesaj : 902

Level 0

20.03.2008 11:50:46    

Çok teşekkür ederim.Çok sevindim bana birebir de göstermiş oolduğunuz destek beni cok yüreklendirdi .Ben şimdi bu hikayemi temizde çekicem ve bunun devamı niteliğinde bişeyler daha yazıyorum onuda bitirip üstlerinde çalışıcam ondan sonra
sizin tabirinizle hayata bir gol atmayı düşünüyorum Hani ilerde birşeyler olursa en büyük pay sizlere ait sağolun. Şimdi nisan 5-6 sınavlarım var onlara öncelik veriyorum tabi .Tekrar teşekkürler.

 
onları savaşın lanetiyle tanıştırmak icin geldik
 
FRATIOUS
Kayıt : 10.10.2006
Mesaj : 1190

Level 8

20.03.2008 12:18:25    

Senin şahsında, tüm değerli arkadaşlarıma söylemek isterim ki,

%70 - 80 ’i elinde olan hazine var ise,

üstüne 20 - 30 koyup 100 ’e tamamlayın ki, BAŞARI gelsin.

20 - 30 ’u koyacak halim yok diyen var ise, işte yanınızda act of cursing ailesi.

Ben neler yaparken yanımda kimleri buldum buradan, eminim siz de bulacaksınız, takıldığınızda yardım isteyin.

Hep birlikte senin ve senin gibi, başarılara imza atmak isteyenlerleyiz.


Tekara çalışmalarından dolayı seni kutluyorum pitisko, Umarım, tüm üyelerimize örnek olursun. Biz de millet olarak, birşeyler başarmaya başlarız. Hep cepten yeme sevdasından kurtuluruz.

 
#HER SAVAŞ, STRATEJİNİZE BİR YILDIZ OLSUN#
 
HeMSo
Kayıt : 17.08.2006
Mesaj : 569

Level 6

20.03.2008 12:44:31    

hll mito henüz okumadım ama bi ara tamamaını okuyacağım bakalım yine neler döktürmüşün.

 
”Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler.” NAPOLYON
 
*SuperGaZi
Kayıt : 02.08.2006
Mesaj : 3659

Level 10

21.03.2008 19:45:01    

Bravo

 
 
makaram
Kayıt : 16.08.2006
Mesaj : 2641

Level 10

21.03.2008 21:54:38    

 
”HeMSo
hll mito henüz okumadım ama bi ara tamamaını okuyacağım bakalım yine neler döktürmüşün.


abi hikayede apoyla ben varım hayır gelmez

 
al pachino bal pachino, yanakları gül pachino....
 
HeMSo
Kayıt : 17.08.2006
Mesaj : 569

Level 6

24.03.2008 12:08:36    

PRISON BREAK IZLEMEKTEN YAZIYI OKUMAYA FIRSAT BULAMIYORUM .

 
”Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler.” NAPOLYON
 
*SuperGaZi
Kayıt : 02.08.2006
Mesaj : 3659

Level 10

24.03.2008 18:00:30    

 
”HeMSo
PRISON BREAK IZLEMEKTEN YAZIYI OKUMAYA FIRSAT BULAMIYORUM .


Evet heyecanli dizi.

 
 
makaram
Kayıt : 16.08.2006
Mesaj : 2641

Level 10

24.03.2008 22:04:17    

 
”HeMSo
PRISON BREAK IZLEMEKTEN YAZIYI OKUMAYA FIRSAT BULAMIYORUM .


bi gözünü ac da dısarı bak

 
al pachino bal pachino, yanakları gül pachino....
 
Prowess
Kayıt : 10.07.2006
Mesaj : 1429

Level 2

25.03.2008 10:49:30    

sabah sabah bi okuyayım dedim bitmiyor

adamı işten güçten edersiniz.

 
Yaşamın değersiz olduğu yerde, ölüm bazen para eder
 
ANAKİN86
Kayıt : 17.08.2006
Mesaj : 871

Level 7

25.03.2008 11:22:05    

Bırak bea prison break sux lost rul3z.

 
 
HeMSo
Kayıt : 17.08.2006
Mesaj : 569

Level 6

25.03.2008 11:38:47    

 
”ANAKİN86
Bırak bea prison break sux lost rul3z.


olm lost ara veriyo eee heroes da yok prison break takılıyorum artık boslugu bununla dolduruyorum.ama varya dizi sırf adrenalin baya bi heyecanlı dizi heyecan had safhada durmak bilmiyo tavsiye ederim.

 
”Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler.” NAPOLYON
 
pitisko
Kayıt : 17.08.2006
Mesaj : 902

Level 0

25.03.2008 12:42:09    

 
”Prowess
sabah sabah bi okuyayım dedim bitmiyor

adamı işten güçten edersiniz.



epsini bir solukta okuyupda heycanı öldürme

 
onları savaşın lanetiyle tanıştırmak icin geldik
 
JediRobbit
OldBoys Klanı
Kayıt : 20.07.2006
Mesaj : 652

Level 5

25.03.2008 15:11:42    

savaş şefi ve son bekçi
harmanlanmıs izlenimi var
dalaran bekcılerı bloodelf thrall
hımm ılgınc

anubis shade of aran ı andırıyor

elcı olayı garona olayına benzer bı olayı anımsattı

dalaran buyuculerı v.s. Magus Medivh ve genc

GENC BUYUCU YASLI USTASINA BAKARAK �efendım ne zaman gerı doneceksınız� DER
YASLI BUYUCU CIRAGINA DONEREK�gerı dondugum zaman evlat�

”Troller bundan 10.000 yıl once kuzeydekı kayıp kıtada cok guclu bir krallık kurmuslar fakat blood elfler tarafınan yok edilmişlerdir güneyde Grubashi krallıgıda insanlar tarafından yok edilip zul gruba hapsedilmişdir.”

Troller kendı akrabaları tarafından ıhnate ugrayarak soyları tamamen tukenme noktasına getırılmıs ve ıclerınden sadece 1 kahraman troll darspears cıkarak thrall ıle bırleserek duratorun kıyılarındakı mınık adacıklara yerleserek orada DARSPEARS kavımını kurmustur. gerı kalan akrabaları strangethorn vale i ormanları ele gecırıp Zulgrub u ınsa ettıler.
Bloodelfler alliance ıle muttefıklerdı taakı undead source undan yayılan kotuluge ve burnıng legıon ordularının ıstılasına karsı bloodleflerı asla kazanamayacakları bır savasa gırmelerıne zorlyana dek
savasa gırmeyıp allıance ıttıfakından koptular ve savasta olen Highelf lerın anısına kendılerını Bloodelf olarak cagırmaya karar verdıler.

Bu mesaj en son 25.03.2008 15:20:59 tarihinde JediRobbit tarafından düzenlenmiştir.

 
God’s is Busy Now, Can I help You ?
 
FRATIOUS
Kayıt : 10.10.2006
Mesaj : 1190

Level 8

25.03.2008 22:44:26    

Pitisko,

sen devamını getir ama bu işin,

burada bırakma bekliyoruz heyecanla yeni bölümleri

 
#HER SAVAŞ, STRATEJİNİZE BİR YILDIZ OLSUN#
 
makaram
Kayıt : 16.08.2006
Mesaj : 2641

Level 10

26.03.2008 20:03:08    

 
”pitisko
 
”Prowess
sabah sabah bi okuyayım dedim bitmiyor

adamı işten güçten edersiniz.



epsini bir solukta okuyupda heycanı öldürme


 
al pachino bal pachino, yanakları gül pachino....
 
pitisko
Kayıt : 17.08.2006
Mesaj : 902

Level 0

28.03.2008 10:04:03    

okudugum hic bir kitap yok ,yani kimler kimleri andırıyor bilemiyorum abi .Sadece warcraftın genel bi özetini okudum bazı bilgileri verirken de bundan yararlandım hepsi okadar.

Devamı geliyor ama 1 hafta sonra sınavım var o yüzden yazamıyorum sonlarına geldim gerçi bakalım pazartesiye girmeden bitirebilirsem bitiririm.Bitiremezsem 15 gün sonraya kalır.

 
onları savaşın lanetiyle tanıştırmak icin geldik
 
   
 
Toplam 22 Mesaj. Gösterilen 1 - 20 arası

1  | 2  |
 

Kadromuz | Maçlarımız | Üyeler | Hakkımızda | Şikayet | Klan Başvuru | Şifremi unuttum | Kredi Başvurusu| Kredi Bilgi